Sabahın erken saatlerinde gazeteci arkadaşlarımızla birlikte Konyaspor’un Fenerbahçe deplasmanındaki mücadelesini takip etmek ve kaleme almak için İstanbul’a doğru yola çıktık.
Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından Fenerbahçe Stadyumu’na ulaştık, yerimizi aldık.
Ne yalan söyleyeyim; burası gerçekten farklı bir atmosfer. Tribünlerin coşkusu, maç öncesindeki heyecan ve sahaya yansıyan beklenti, futbolun neden yalnızca 90 dakikadan ibaret olmadığını bir kez daha hatırlatıyor.
Geçtiğimiz hafta Rizespor karşısında en azından beraberlik beklediğim maçtan mağlubiyetle ayrılmanın üzüntüsünü hâlâ taşıyordum. Ancak futbolda her zaman söylediğim bir söz var:
İyi başlamak güzel, ama iyi tamamlamak daha güzel.
Geçen sezon bunun tam tersini yaşadık. Sezona iyi başlamış, ancak ilerleyen haftalarda yaşanan 12 maçlık üç puan hasreti hepimizi fazlasıyla üzmüştü.
Bu nedenle yeni sezona nasıl başladığımız kadar, sezonu nasıl tamamlayacağımız da önemli.
Fenerbahçe kadro kalitesi bakımından elbette maçın favorisiydi. Konyaspor’un ise en önemli kozunun savunma disiplinini korumak ve kazandığı toplarla geçiş hücumlarını etkili kullanmak olduğunu düşünüyordum.
Ancak maç başladığında beklentimin çok üzerinde bir tempo ve gerginlikle karşılaştık.
Henüz 7. dakikada Fenerbahçe Vedat ile öne geçti. Konyaspor’un cevabı ise gecikmedi. 10. dakikada Coley sahneye çıktı ve skoru eşitledi.
Daha maçın 10. dakikasında iki gol vardı.
Açıkçası bu kadar gergin ve hareketli bir karşılaşma beklemiyordum. İki takım da adeta diken üzerindeydi. Fenerbahçe penaltı kazandı, Greenwood topun başına geçti ve yeniden öne geçti.
İlk 20 dakikada üç gol izledik.
İlk yarının ortalarından itibaren topa daha fazla sahip olmaya başladık. Son paslarda biraz daha dikkatli ve etkili olabilseydik Fenerbahçe kalesinde daha ciddi tehlikeler yaratabilirdik.
Tam gol aradığımız dakikalarda ise sahneye Asensio çıktı. 30. dakikada Fenerbahçe farkı ikiye çıkardı.
İkinci yarıya umutla başlamak isterken yaptığımız bir pas hatası Greenwood’un golüyle sonuçlandı ve fark üçe çıktı.
O dakikadan sonra maçın sonucu büyük ölçüde belli oldu.
Ancak skor tabelasına bakıp Konyaspor’un oyununu değerlendirmek bana göre haksızlık olur.
Evet, Fenerbahçe’ye kaybettik.
Fakat özellikle ikinci yarıda ortaya koyduğumuz futbolu ben beğendim.
Rizespor maçına göre takımda belirgin bir toparlanma gördüm.
Geçiş oyunlarını daha iyi yaptık. Topu kazandığımız anlarda daha hızlı çıkmayı başardık. Rakip kaleye etkili şutlar gönderdik ve zaman zaman Fenerbahçe savunmasını zorladık.
Elbette eksiklerimiz var.
Savunmada daha dikkatli olmalıyız. Basit hatalar yapmamalıyız. Özellikle güçlü rakiplere karşı bu tür hataların bedelinin çok ağır olduğunu Fenerbahçe karşısında bir kez daha gördük.
Ama ben İstanbul’dan yalnızca bir mağlubiyet duygusuyla ayrılmadım. Bu Konyaspor’un gelişebileceğine dair önemli işaretler gördüm.
İnşallah bu sezon geçen yılın tersini yaşarız; iyi başlamadık ama iyi tamamlarız. 90 artı 4. Dakika da Deniz farkı ikiye indirdi.
İstanbul’dan mağlubiyetle dönüyoruz ama ben Konyaspor adına geleceğe dair umudumu koruyorum.