Ne derseniz deyin…
Montella’ya hiç güvenmedim.
Dünya Kupası’nda bizi rezil edeceğini yazdığımda en yakın arkadaşlarım bile beni yerden yere vurdu.
Ben ise ne yazdığımı biliyordum.
Bugün de aynı yerdeyim.
Türkiye, Uluslar Ligi’nde A Ligi’nde. Önümüzde Fransa, ilk maçta yenildik.
İtalya ve Belçika gibi güçlü rakipler var. Altı maçlık zorlu bir maraton…
Tam da böyle bir dönemde Adil Demirbağ’ı Milli Takım’a çağırıyorsun.
Konya olarak gururlanıyoruz. Sonra bir bakıyoruz, Adil kadroda yok!
Ya Montella, sen şaka mısın?
Bir futbolcuyu çağırıp sonra maç kadrosuna bile almamak nasıl izah edilir?
Madem düşünmüyordun, neden çağırdın?
Milli Takım forması ödül değildir. Hele Adil Demirbağ gibi Konya’yı temsil eden bir futbolcu söz konusuysa, bu tercihin açıklaması olmalı.
Gelelim Fransa maçına…
Arda her pozisyonda ayakta kalırken, Barış Alper neredeyse her pozisyonda kendisini yere bıraktı.
Uğurcan ilk dakikalarda isabetli pas konusunda sıkıntı yaşadı ama önemli bir kurtarış da yaptı.
Topu rakibe bıraktıkça oyunu da bıraktık. Özellikle ilk yarının son bölümünde ciddi sıkıntı yaşadık.
Buna rağmen devreye eşitlikle girdik.
İkinci yarıya daha iyi başladık.
Arda yine klasını gösterdi, İsmail ile gole yaklaştık.
Tam oyunun kontrolünü alıyoruz derken, Abdülkerim’in kaptırdığı top kalemizde gol oldu.
Sonrasında hareketlendik ama beraberlik golünü bulamadık. Uğurcan’ın kırmızı kartı da İtalya maçı öncesi ayrı bir sıkıntı oldu.
Ben Fransa karşısında en azından beraberlik bekliyordum. Olmadı.
Ama ikinci yarının başındaki oyun şunu gösterdi:
Doğru zamanda doğru hamlelerle bu takım çok daha fazlasını yapabilir.
Şimdi önümüzde İtalya var.
Ve Montella’ya soruyorum:
Adil’i çağırıp kadro dışında bırakmak bir yana…
Bu Milli Takım’ı gerçekten doğru yönetebilecek misin?