TYB Konya'da Türk Diasporası konuşuldu
Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi Kültürel Etkinlikler serisi kapsamında 'Türk Diasporası' başlıklı konferans düzenlendi.
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi Kültürel Etkinlikler serisi kapsamında düzenlenen “Türk Diasporası” başlıklı konferans, TYB Konya Şubesi D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde yapıldı. Prof. Dr. Oktay Sarı’nın düzenlediği programa konuşmacı olarak Drs. Veyis Güngör ve Prof. Dr. Müşerref Yardım katıldı. Programda önceki dönem Tarım ve Köyişleri Bakanı Dr. Sami Güçlü, Prof. Dr. Ahmet Alkan, Dr. Kâmil Uğurlu dinleyici olarak yer aldı.
Göçün Tarihsel Süreci ve İşçi Statüsünden Kalıcılığa
Konferansın ilk bölümünde Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Müşerref Yardım, Türk toplumunun Avrupa’daki 60 yılı aşan göç serüvenini, barınma, beslenme ve sosyal uyum süreçlerinde yaşanan ilk kırılmaları ve geçicilikten kalıcılığa evrilen sosyolojik yapıyı değinerek, "1961 yılında Sirkeci Garı'ndan hüzün ve umutla kalkan trenler ve orada el sallayan göçmenlerin tek bir amacı vardı: İki yıl boyunca çalışıp para biriktirmek, Türkiye'de ev veya traktör alıp geri dönmek. Ancak süreç planlandığı gibi işlemedi. Göçün ilk yıllarında sistem Türkleri bir insan olarak değil; sanayi ve ekonominin büyümesine katkı sağlayacak sadık ve sessiz bir kol gücü olarak gördü. İsviçreli yazar Max Frisch'in de ifadesiyle; 'Biz sadece iş gücü çağırmıştık, karşımızda canıyla, kanıyla, duygularıyla ve kültürüyle insanlar geldi.' 1970'li yıllardan sonra geçicilik kalıcılığa doğru evrildi. İşçilerin ardından eşleri ve çocukları gitti, okullar açıldı ve Türk mahalleleri kuruldu."
Çifte Aidiyet ve Aktif Diaspora Dönüşümü
Prof. Dr. Müşerref Yardım, yeni neslin aidiyet duygusuna dair şu değerlendirmelerde bulundu: "Ne kadar uyum sağlarsanız sağlayın, dili mükemmel konuşun veya verginizi verin; siyasette ve medyada sistemin dışında kalan yabancı unsur olarak görülme riski devam etmektedir. Edward Said'in belirttiği gibi: 'Bize okulda bir İngiliz gibi olmayı ve davranmayı öğrettiler ama hiçbir zaman bir İngiliz olamayacağımızı da öğrettiler.' Buna rağmen Avrupa'da doğan, oranın dilini ve hukukunu çok iyi bilen yeni nesil artık arafta kalan edilgen gurbetçi değildir. Hem oralı hem buralı olma bilincini taşıyan, seçme ve seçilme hakkını kullanan, ticaretten bilime kadar her alanda varlık gösteren aktif bir diaspora söz konusudur." Drs. Veyis Güngör ise yeni kuşaktaki toplumsal dönüşümü ve aidiyet dengesini şu sözlerle ifade etti: “Avrupa'da öyle bir Türk nesli yetişti ki; yaptığımız araştırmalarda çok dikkat çekici bir yaklaşım ortaya çıkıyor: 'Biz Türk’üz, biz Avrupalıyız.' İki tarafı da dengeleyen yeni bir kimlik ve yeni bir dil oluşmaktadır. Bu nesil hem yaşadığı ülkeye katkı sağlamakta hem de Türkiye ile olan bağlarını canlı tutmaktadır. Anavatanla bağlarını korurken Avrupa'yı da yurt benimseyen transnasyonal bir toplum yapısı şekillenmektedir.”
Küresel Türk Diasporası ve Transnasyonal Sorumluluk
Drs. Veyis Güngör, diaspora kavramının sadece zorunlu göçlerle sınırlandırılamayacağını, Türk diasporasının dünya genelinde geniş bir gönül coğrafyasını kapsayan büyük bir sosyal sermaye olduğunu belirterek kavramsal çerçeveyi aktardı: “Türk diasporası denildiğinde karşımıza dünyada yaklaşık 20 milyonluk bir kitle çıkmaktadır. Bunun 8 milyonunu Avrupa Türkleri oluşturmaktadır. Ancak Avrupa Türkleri kavramı da artık sadece Türkiye’den gidenlerle sınırlı değildir; bünyesinde Kazak, Uygur, Batı Trakya, Irak Türkmeni, Azerbaycan ve Kıbrıs Türklerini de barındırmaktadır. Türk diasporası, Türkiye ile tarihi ve kültürel bağlarını korurken, yaşadığı coğrafyalar arasında köprü kuran, gönül coğrafyasına karşı sorumluluk taşıyan ve dünyanın neresinde olursa olsun mazlumların yanında olmayı ilke edinen bir anlayışı temsil etmektedir.”
