Karakuşi Öyküleri (2)

Karakuşi Öyküleri (2) - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi

Karakuşi Öyküleri (2)
TAKİP ET Google News ile Takip Et

GÜNÜN İÇİNDEN:

■ Adalet güzeldir. Fakat devlet büyüklerinde olsa daha güzeldir.

(Hadis-i Şerif)

■ Bir saat adaletle karar vermek, bin saatlik ibadetten hayırlıdır.

(Hz.Muhammed)

***

Bir terziyle bir avcı arkadaş olur, beraber ava gitmeye karar verirler. Av sırasında avcı attığı ok ile terzinin bir gözünü kör eder. Terzi,  avcıyı dava eder. Kadı Karakuşinin karşısına çıkarlar. Kadı terziye sorar;

‘Anlat bakalım, ne istiyorsun?’

Terzi yanıt verir;

“Avcı benim gözümü çıkardı, mesleğim terziliktir. Tek gözle işimi icra edemiyorum. Avcı cezalandırılsın ve bedel ödesin’

Kadı Karakuş kararla birlikte emir verir;

‘Avcının gözünü çıkartın!’

Bu kez avcı itiraz eder;

‘Efendim ben avcılıkla geçiniyorum, tek gözle avlanamam’

Kadı Karakuşı biraz sakalını okşar ve kararını verir:

‘Kapıdaki bekçilerinden birini getirip bir gözünü derhal çıkarın, o tek gözle de idare edebilir.’

---

Dayak yiyen bir genç Karakuş’un yanına gider ve kendisini dövenden şikâyetçi olur.

Kadı Karakuş, suçluyu getirmeleri için beş muhafız yollar. Bunu duyan suçlu hemen

Karakuş’a gider. Mahkemede davacı gençle karşılaşınca onun bir şey söylemesine fırsat vermeden dayak atanı göstererek der ki;

“İşte beni döven budur!”

Bunun üzerine Karakuşi dayak yediği için davacı olan gence dayak atılmasını emreder. Genç yediği dayaktan neredeyse ölecek duruma gelir. Genç, ‘dayak yiyen bendim’ diye feryat edince; karakuşi gence ‘o senden önce davrandı’ diye mukabelede bulunur.

---

Bir köse, biri ile kavga eder ve kavga ettiği kişinin yüzündeki ve başındaki kılları yolar. Bunun üzerine yolunan kişi Köseyi Karakuş’a şikâyet eder ;

‘O köseden şikâyetçiyim, ne kafamda ne yüzümde tek kıl bırakmadı!”

Karakuşi Köseyi yakalatır ve getirtir.    Köseye bir süre bakar ve kararını açıklar;

“Atın bunu zindana ve yüzünde kıl çıkana kadar orda kalacak

Karakuşi, Cezaevini denetliyordu. İçerisi oldukça kalabalıktı. Hükümlülere tek tek suçlarının ne olduğunu sordu. Çoğunluk, masum olduklarını suçsuz yere yattıklarını söylediler. İçlerinden 8’i değişik konuştu;

“Biz suç işledik, cezamızı da çekeceğiz!”

Bunun üzerine Karakuşi cezaevi müdürünü çağırarak kararını açıkladı ve emir verdi:

“  8 mahkûmu hemen serbest bırakın. İçeride bir sürü masum adam var. Bunlar içeride kalırsa, masumlara zarar verir.”

Karakuşi’den öykülere devam edeceğiz. Geçmişte yaşananları bugüne uyarlayıp kıssadan hisse çıkarmalıyız.

■ İbret alınacak şey ne kadar çok, ibret alan ise ne kadar az.

(Hz Ali)

--

Ben ölünce bir elimi tabutumun dışına atın. İnsanlar görsünler ki, padişah olan Kanuni bile bu dünyadan eli boş gitmiştir.

(Kanuni Sultan Süleyman)

---

Sokrat’ın Büyük İskender’e öğüdü;

Senden önce gelenlerden ibret al, ama senden sonra gelenlere ibret olma!

---

Karakuşi öyküleri dinleyenler kalabalığa dönerek kıssadan hisse çıkarırlarmış;

"Ananı

öpen,

kadı

ise,

kime

şikâyet

edeceksin?

Bilmem anlatabildik mi? Anlayanlar

a

anlamayanlara anlatsınlar ki, kıssadan hisse çıkarabilsinler. İşte bütün mesele bu!

---

Kadı Karakuşi’nin asıl ismi Bahaüddin Karakuş’tur. Selahattin Eyyubi’nin yöneticilerindendi. Mısır’da valilik ve kadılık yaptı. Miladi 1200 yılında öldüğü biliniyor. Verdiği ters kararlar ve garip hükümleriyle bilinir. Asırlardır bu hükümler, “Karakuşi Hükmü” deyimiyle literatürde yerini aldı.

Bakmadan Geçme