Her Şey Olabülü!
Her Şey Olabülü! - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi
GÜNÜN İÇİNDEN:
■
İnsanlar çok değişti dikkat etmek lazım. Biriyle el sıkıştıktan sonra beş parmağın beşi de yerinde mi bakmak lazım. (Tolstoy)
...
Erkenin de erkeni olan seçime beş kala, siyaset ortamı karmakarışık. Siyaset ama, ne siyaset! Nasıl sürprizlerle karşılaşılacak diye bugünden yarını heyecanla bekleme gibi bir değişik bir sürece girdik.
Tıpkı Kastamonu yöresinin slogan olmuş deyimi gibi;
■ Taş düşebülü, ağaç devrilebülü, heyelan olabülü, ayı çıkabülü, her şey olabülü.
---
Son “olabülü” olayı, Milliyetçi hareketin doğal lideri ( Başbuğ) Alpaslan Türkeş’in oğlu MHP Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş Partisinin prensip kararına karşı çıkıp Seçim Hükümetinde Bakanlık önerisine olumlu yanıt verdi, Başbakan yardımcısı da oldu. Bu davranış siyaset arenasında geniş yankı uyandırdı, Tuğrul Türkeş “ihraç” istemiyle Disiplin Kuruluna sevk edildi. Bu hareketin MHP’ne artı ya da eksi olarak mı dönecek? Gerçek, sandıktan çıkacak.
Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkanı Yalçın Topçu da bağımsızlar kontenjanından Bakanlık koltuğuna oturdu.
■
Dalından kopan yaprağın akıbetini rüzgâr tayin eder. ( Alpaslan Türkeş)
---
Siyasete başka açıdan yaklaşmak istiyoruz.
Aynı anlamda kullandığımız iki sözcük var: Siyaset (Arapça) ve politika (Yunanca)
Yerine göre ya birini ya ötekini kullanıyoruz
Yunanca politika, Aristo’nun kullandığı biçimiyle, şehirde yani “polis”te yönetim açısından olup bitenler anlamına geliyor.
Arapçada siyaset ise at terbiyesi demek. Bu bağlamda seyis ve siyaset sözcükleri akraba! Politika, Yunan Uygarlığı kökenli Batı’da diyalogla, kimi ülkelerde Arapça temeline dönük kamçıyla yapılır? Eflatun devrinden beri demokrasi üzerine çok şey söylendi ve tartışıldı. ABD demokrasisinin ünlü kurucuları bu konuda neler söylemiş;
■
Özgür devlet komplike bir makinedir ki zembereklerinin, çarklarının, ağırlıklarının güzel ve tam uyum içerisine sokulmasını çağımızın artistleri iyi anlayamadılar ama halk onlardan da daha az anladı
.”
(John Adams’dan Jefferson’a mektup
.)
---
Tarih boyunca ülke yönetimleri, “politika” hakkında, neler söylendi? 2400 yıl önce yaşamış tiyatro yazarı mizahçı Aristofanes:
“Politikacılar onlar halkın maymunları.”
Anatole France, 1894’te şöyle yazdı;
“Her türlü yetenekten o kadar da yoksun değilim, politikayla uğraşmak için.
300 yıl önce yaşamış Alexander Pope;
“Siyasal bir parti, birkaç kişinin çıkarı için; çoğunluk olanların aklını yemesidir.”
.
■
Özgür bir ülkede her birey kendi görüşünü açıklama hakkına; diğerleri onu dinlememe hakkına sahiptir.” (
Norman Collie)
---
Dört kişi toplanmış, en eski mesleğin hangisininki olduğunu tartışıyorlarmış.
Doktor;
“Benim mesleğim bütün mesleklerden daha önce vardı. Havva anamızın, Âdem babamızdan çıkarılan bir göğüs kemiğinden yaratılmış olması, tıbbi bir operasyon da sayılmaz mı? En eski meslek benimki işte.
Mimar;
“Hayır, önce dünyayı inşa etmek gerekiyordu. Bu da bir mimarlık işiydi. Benimkidir en eski meslek.”
Filozof;
“Hepiniz yanılıyorsunuz, dünyayı inşa etmeden önce, “kaos” hakkında bir fikir sahibi olmak gerekiyordu. Bu da bir “düşünce” işleviydi; yani bir filozofluk erdemi.
Politikacı;
“Ya öyle mi, söylesenize o “kaos”u kim yaratmıştı önce?
---
Derler ki; üç şey bir arada olmaz. Bunlar;
Akıl, dürüstlük ve siyaset.
Akıllı ve dürüst bir insan siyasetçi olmazmış. Akıllı bir siyasetçi, muvaffak olmak için dürüst olamazmış. Dürüst bir siyasetçi, akıllı olarak kabul edilmezmiş.
Ya siz ne dersiniz? Yorum sizin!
Bakmadan Geçme