Güzel Türkçemize İhanetin Bedeli!

Güzel Türkçemize İhanetin Bedeli! - Hanefi Aytekin - Yeni Meram Gazetesi

Güzel Türkçemize İhanetin Bedeli!
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Cumhuriyetimizin kutsal değerlerinden Türkçe’nin ana dilimiz olarak kullanılması Anayasamızın olmazsa olmazlarındandır. Onun içindir ki; Türkçe düşmanları bu gerçeği yıkma yolunda akıl almaz mücadeleler vermektedirler.

Cumhuriyetimiz kuruluş aşamasında TEŞKİLAT-I ESASİYE adı ile bayraklaşan Anayasamız, 93 yıldan bu yana bu kırmızı çizgi içinde kalan TEŞKİLAT-I ESASİYE (ANAYASA), “Türkiye Cumhuriyetinin dili TÜRKÇEDİR” gerçeğinin üzerine bir sünger çekilmeye çalışılmaktadır.

Siyaset, ah bu siyaset… Kat ettiğimiz 93 yılda, Türk Dil Kurumunun yolunda ve izinde Türkçemizin ve eğitimimizin bir parçası, ilke ve inkılaplarımızın şaşmaz gereği olarak kalsaydı, bu günkü Doğu ve Güney Doğu’daki ailelerimizin ana ve babaları ve çocukları bal gibi Türkçe konuşacak, Kürtçe ana dil diyenler bile Türkçe konuşulmasını savunacaklardı.

Bu husus Çerkezce, Lazca, Abazaca, Rumca, Ermenice ve sair dilleri konuşanların ana dilde konuşma isteklerinin olmaması, bu ırk ve soydan olanların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlıkları, Türklüğü özlerine sindirmiş olmalarından anlaşılmaktadır.

623 yıllık Osmanlı tarihine baktığımızda 3 kıtada at oynatırken, Türk dilinin korunup kollanmaması bu saygın imparatorluğa çok şeyler kaybettirmiş, hatanın bedeli arkadan hançerlenmeye değin gelip dayanmıştır.

Dil bir milletin koruyucu kalkanıdır örneğine baktığımızda, sömürgeci Batılılar işgal ettikleri ülkelerin halkına öncelikle İngilizce, Fransızca dillerinin öğrenilmesi mecburiyetini getirdiklerinden, kutsal topraklara gittiğimizde tanık oluyoruz ki, yetişkin Araplar yanında Arap çocuklarının bile İngilizce Fransızca bildiklerini görmekteyiz.

Biz Osmanlılar, her gittiğimiz yere hanlar, hamamlar, camiler, köprüler yapıp insanlığa eserlerle hizmet verirken, bu gün bile yeni teknolojik imkanlarla rağmen İstanbul-Bağdat Demir yolunu yapıp, Medine’ye trenle ulaşımı yapmış, adeta mucizeler yaratmıştır.

Ne yazık ki bu denli büyük eserleri verirken, geleceğin fizibilitesi yapmamakla ne büyük hatalar yaptığımızı, bu gün dahi görmekteyiz. Koskoca bir Arap aleminde bir tek bile dostumuz yok. Arap insanı ve çocukları Türkçe bilmedikleri gibi, tarihin derinliğinden aldıkları Osmanlı ve Cumhuriyet umdelerinden bihaber görünmektedirler.

Şimdilerde kalkmış köhneyip küllenmiş Osmanlıcayı, Farsçayı ve hatta Arapçayı çocuklarımıza öğretip bir yere varacağımız, süflü duyguları taşımaktayız. Ülkemiz eğitim sistemini gerçeğe bina edip, ilkokuldan üniversiteye değin yabancı dil eğitimi verdiğimiz evlatlarımızın, bu sistemle hiçbir yabancı dili öğrenememesi bize acı bir ders vermiyor mu?

Hani ‘BİN NASİHATTEN BİR MÜSİBET EVLADIR’ ata sözümüzün belleklerimize kökleşip bize yol göstermesini yürekten dilerken, yetkililerimize ihmal ve vurdum duymazlık değil, Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi muasır medeniyete yol almamızı ihsan etsin, YÜCE RABBİM duaları dökülüyor dudaklarımızdan.

Bakmadan Geçme