Gurbetten Gelmişti, Yorgundu
Gurbetten Gelmişti, Yorgundu - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi
“Sen karşıma, her özlediğim anda çıkarsın!
İzmir'de çıkar; Kars'ta çıkar, Van'da çıkarsın...
Hiç böyle vefa görmedi âlemde hakikat;
Yollar kapanır, sen yine fincanda çıkarsın!”
(Bekir Sıdkı Erdoğan)
***
Onu son gördüğümde fotoğraf buydu:
Gurbetten gelmişti ve yorgundu.
Bu yorgunluk 88 yılın yükünü taşıyan omuzlarından ve ışık ışık yanan gözlerinden daha çok yansıyordu. Yaşanmış yılları Ankara ve İstanbul’da geçmişti, Konya ve Karaman dışında onun için her yer gurbetti;
“ Gurbet ekmek ben katığım
Nişansız düşmüş tetiğim
Yazılı nüfus kütüğüm
Şükür Konya’da, Konya’da”
Ve özlemler sür git devam edip gitmişti;
“Karamana hasretliğim
Üzüle üzüle bitmez
Yollar bir ip dağlar düğüm
Çözüle çözüle bitmez.”
Gurbetten gelmişti ve yorgundu. Sanki dudaklarından aynı dizeler dökülüyor gibiydi nitekim;
“Gurbetten gelmişim yorgunum hancı.”
Yaşama veda edeli bir yıl oldu. Günler ve aylar ne tez geçmişti. Bundan sonra yıllar da hızlanacak. Hesap bir kez görüldü mü yalın gerçek işte budur;
“ İşte hancı! ben her zaman böyleyim,
Öteyi ne sen sor ne ben söyleyim?
Kaldır artık, boş kadehi neyleyim?
Şu benim hesabı gör yavaş yavaş.”
Ancak ne var ki, şairler yine de şanslı kişilerdir. Bedenen ölürler de şiirleriyle yaşamaya devam ederler dize dize...
----
Ne demişti Bekir Sıdkı Erdoğan;
“
Gurbetten gelmişim yorgunum hancı,
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş.”
Şiirimizin büyük ustalarından Bekir Sıdkı Erdoğan’ın yorgun kalbi, İstanbul Gata Hastanesinde dört günlük dirençten sonra durdu. Yatağı bu kez Anadolu’da bir hana değil, sonsuza değin “ kara toprağa” serdi. Bekir Sıdkı benim çok yakın dostumdu.
Onu henüz Lise öğrenicisi iken ağabeyim Feyzi Halıcı’nın İstanbul Caddesindeki Halıcı İş yerinde tanıdım. Karaman İl değil, Konya’ya bağlı İlçeydi. Kardeşi Selahattin Erdoğan Halıcı İşyerinde çalışır, Bekir Sıdkı bu nedenle sıkça kardeşini ziyarete gelir, şiir üzerine söyleşirdik;
“Ayrılıktan yemiş tekme
Yakma gurbet onu yakma
Burda gezdiğine bakma
Bekir Konya`da Konya`da.”
---
Ankara’da Üniversite yıllarında bıyığı yeni terlemiş genç gazeteci- şair olarak İstanbul Pastanesinde şiir ziyafetlerine katıldığım o renkli ve heyecanlı günleri anımsadım. Biz Hisar Dergisinde yazar adımız “Hisarcılar” olarak ünlenmişti. İstanbul pastanesi Hisarcıların buluşma noktasıydı. Kimler vardı, kimler? Feyzi Halıcı ( Senatör oldu), Osman Attila (Milletvekili oldu), Yekta Güngör Özden(Anayasa Mahkemesi Başkanı oldu), Mehmet Çınarlı (Anayasa Mahkemesi Üyesi oldu), Ali Nail Erdem (Milli Eğitim Bakanı oldu), Mehmet Önder ( Müsteşarı oldu) , Gültekin Samanoğlu (Basın İlan Kurumu Genel Müdürü oldu) Bekir Sıdkı Erdoğan, Ümit Yaşar Oğuzcan, Halil Soyuer, Jülide Gülizar, Mehmet Çakırtaş, Fikret Sezgin, Mustafa Necati Karaer, Abdullah Rıza Ergüven, Oğuz Kazım Atok,
O süreçte Sanata, düşüne, edebiyata, şair ve şiire büyük değer verilirdi. Hafta sonları özellikle Üniversitelerde düzenlenen şiir dinletilerinde salonlar dolar, taşardı.
---
Bekir Sıtkı, 1926 yılında Karaman’da doğdu. Kuleli Askerî Lisesi ve Kara Harp Okuludan mezun oldu. Ankara Üniversitesi, Dil- Tarih ve Coğrafya Fakültesi Türk Dili Bölümünü de bitirdi. Heybeliada Deniz Lisesi, İstanbul Alman Lisesi ve Marmara Koleji’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Şiirlerini “Dostlar Başına” ve “ Bir Yağmur Başladı” adlı iki kitapta topladı.
Allah rahmet eylesin; ışıklar içinde uyusun!
■ Şairi kamçılayan acılar ve dertlerdir.
(Fielding)
Bakmadan Geçme