El - Etek Öpenler Ya Da Kapı Kulları

El - Etek Öpenler Ya Da Kapı Kulları - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi

El - Etek Öpenler Ya Da Kapı Kulları
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Sanmayın ki el-etek öpmek, yandaşlık ve yalakalık etmek sadece devr-i demokraside yaşanıyor, hayır! Dünya Tarihi geçmişte de bu denli yaklaşımlara tanıklık etmektedir. Ancak ne var ki,  “dalkavukluk”  kavramı günümüzde giderek “yandaşlık” kavramına evrilmekte, çoğu kez “ yağcılık, yağdanlık, tetikçi, şaklaban ...” gibi sözcüklerle de hep karşımıza çıkmaktadır.

Dalkavuk,

(sözlük anlamı) : Kendisine çıkar ve yarar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, şaklaban.

(TDK sözlüğü

)

Hazine’den geçinen mesleksiz birer “bürokrat” olan “Kapı kulları”, efendilerine yağcılık etmeye kalktıklarında; büzük ağızlarıyla konuşurlardı;

-Hâk-i payiniz (ayağınızın altındaki toprak) olayım efendim...

- Ayağınızın türabı (toprağı) olayım efendim...

-Ellerinizden, eteklerinizden, ayaklarınızdan öperim efendim!

Seçimlerden sonra ve iktidar değişiklikleri süreci dalkavukların üreme dönemleridir

Bu denli davranışlar Doğulu toplumlarda bir kültür halime gelmiştir. Örneğin Padişahlar, Şahlar, Çarlar da el etek öptürürlerdi. El etek öpenler yerlere kadar eğilip muhataplarından  'ihsan' alırlar, geçim kaynağı oluştururdu.

Kısaca dalkavukluğun öylesine çok çeşidi vardı ki, Yunan tarihçisi Diodere de Sicile’in anlatımına göre Habeş İmparatoru bir kaza geçirip de, gözlerinden birini, bir bacağını ya da  kolunu kaybedecek olursa, dalkavuklar da aynı organı yok eder  imparatorları gibi kör, topal, çolak kalırlardı.

III. Murat’ın bir dalkavuğu varmış. Yine övgü ve esprileriyle padişahı eğlendirirken   “ihsan”ını vereceği sırada öneride bulunmuş;

“Durun hünkârım bugün altın değil, 100 sopa vurulmasını isterim!”

Padişah nedenini sorunca “siz önce bir elli değnek vurdurun, sonra sorun” yanıtını vermiş. Dalkavuğu falakaya yatırmışlar. Elli değnekte Padişah falakacıları durdurmuş;

“ Haydi şimdi söyleyin söyleyeceğinizi”

Dalkavuk yerinde doğrularak konuşmuş;

“Benim bir ortağım var, kalan elli değneği de ona vurdurmanız gerek”

Ortağının kim olduğunu sorunca Dalkavuk

yanıt vermiş; “Hünkârım, siz her gün beni çağırtmaya bostancınızı gönderiyorsunuz ya, bu adam her seferinde yolda bana, bak seni ben götürüyorum, altının yarısı benim, der sonra çıkınca da sizin ihsanınızın yarısını zorla elimden alır, bu yüzden ortağım sayılır ve elli değneğin de ona vurulması gerekir.”

III. Murat gülmüş ve hemen falakacılara emir vermiş, bostancıyı yatırtmış.

Osmanlı edebiyatındaki “kaside”ler, padişahına süslü övgüler yağdırmak için yazılır karşılığında “ihsan-ı şahane” olarak kese dolusu altın alınırdı.  Övgü ve alkış yerine; eleştiriye ve fiyaskoları açığa çıkarmaya kalkanlar ağır cezalara çarptırıldı.

Ünlü yazar Reşat Ekrem Koçu, “Devletli, inayetli, merhametli efendim. Kimsesiz dalkavuk kullarınızın arzuhalidir. “diye başlayan I. Mahmut dönemine ait bir “dilekçe”yi aktarıyor. Dalkavuklar ölçüyü kaçırana nizam istiyor, ekinde  “dalkavuğun çalışma tüzüğü ve ahlak ilkesi” var. Son bölümde istenen ücretler sıralanıyor:  “Dalkavuğun burnuna fiske vurma 20 para, başına kabak vurma 30 para, yüzünü tokatlama 30 para, oturduğu yerden aşağı yuvarlama 30 para, merdivenden aşağı yuvarlama 180 para, kafasına iri bir yumruk indirme 40 para, ellerine ve ayaklarına domuz topu bağlama 40 para, kuyruğu dışarıda kalmamak üzere bir fındık sıçanını ağzına kapatma 400 para.”

Bir damla:

Ey hayâ namında bir hissin vücudundan bile,

Pek haberdar olmayan yüzsüz, hayâsız, bak hele;

Arkasından takla attın en denî bir şöhretin

Düştü takken, çıktı cascavlak o kel mahiyetin"

Ne demek istediğini tam anlayamadınız mı? Ziyanı yok, siz anlamasanız da olur, "onlar" anlar.

(Mehmet Akif)

Bakmadan Geçme