Davul bizim boynumuzda amma!..
Davul bizim boynumuzda amma!.. - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Şeb-i Arus törenleri, Sema gösterileri hepsi bizim! Elimizden alan yok. Bazı arkadaşlarımızın vurgu yaptığı üzere tapusu da bizde. Kayıdı-kuyudatı, kaynağı, bütün dünyaya dağıldığı, ilham olduğu, ilham alındığı yer netice itibarıyla şehrimiz.
Vuslat törenleri bizim elimizde değil de, bir başka şehrin elinde olsaydı ne olurdu düşüncesi bu işe gönül veren insanları oldukça derinden düşündürüyor.
Neredeyse yılın 365 günü bu işin mahiyeti ile planlanır, programlanırdı. Konya yılın 365 günü ziyaret edilen bir şehir olurdu diyenler çok!
Laf ile şehre nizamat vermeye bayılıyoruz. Gel desen, kimse meydanda yok! Gelelim dense, ne çağıran, ne çağırtan, ne de istişare etme niyeti olan var!
Toplanılsa, elbette bir şeyler yapılırdı, edilirdi, olabilirdi lafları hikaye. Toplanmayı sevdiğimizden çok daha fazla dağılmasını ve dağıtmayı seviyoruz!
Şehrimizde dünyanın bir çok festivalini, anma günlerini gezmiş dolaşmış insanlar var.
Kurumlarımız içinde gezmediği kıta, görmediği kültür kalmamış insanlarda yok değil!
Bizim handikabımız, insanların bilgi ve görgülerinden istifade edememe noktasında düğümlenip kalıyor!
Biz kendi insanımızı, kendi sanatçımızı, kendi sanatkârımızı öne çıkarmak yerine, bize empoze edilen, alışkanlık yapan, Japon yapıştırıcısı gibi, yapıştı mı çıkmayan isimlerle programlar ve törenler götürüyoruz.
Bir manada davul bizim boynumuzda, ancak davulu çalan biz değiliz!
Davulun sesi uzaktan hoş gelmesine hoş geliyor da, işin
"da"
kısmının çaresi yok!
Davulu boynuna asmaktan, davulu taşımaktan gururluyuz lakin, hepsi bu kadar!
Davul benim arkadaş, gerisi teferruat, gerisi tuluat diyene ne diyeceksiniz!
Davul boynunda dura dura, çalmasını unuttun, çalmasını! diyenleri ne duyuyorlar, ne görüyorlar!
Bu konu yıllardan beri hep aynı... Neden böyle, niçin böyle soruları, en sevimsiz sorular olarak, muhatabınızı sıkıyor.
Adeta karışmayın benim işime, bu iş böyle yürüyecek, suları bulandırmaya, insanları uyandırmaya utanmıyor musunuz der gibiler!
Davul boynunuzda olduğu için, her yıl, yeni tavizler alarak, kalıcılıklarını perçinleyenler sayesinde, önce rutine, sonra rutin altı sıfır noktasına inen vuslat törenlerinde, kimin vuslata erdiğini neden görmek istemiyorsunuz?
17 Aralık günü, Konya'nın görücüye çıkma adına yaptığı hazırlıkları en fazla destekleyenler, kimler acaba diye düşündünüz mü?
Boynumuzdaki davulu çalanlar, Bu şehrin bütün açılışlarının 17 Aralık tarihine denk düşürülmesi harika bir fikir, kim düşündüyse, eli bir değil üç kere öpülmeli diyorlar!
Üstüne üstlük, Konya'ya gelinceye kadar bir kaç yerde daha Şeb-i Arus programları icra ede-ede geliyorlar, ileri gelenlerimizde en mütebessim çehreleriyle, mühim değil davul bizim boynumuzda değil mi, görüntüsü veriyorlar!
Bir günden bir güne de, şu davulu bu sefer de biz çalsak diye merakta yok arkadaşlarda!
Sonrası malum...
Ne yaparsak yapalım bu işe samimiyet ölçüsünde sahip çıkamayışımızdan olacak, davul çalmaya gelerek, ün ve un sahibi olanlarda dahil, Şeb-i Arus Konya'da olmuş da ne olmuş, başka yerlerde neden olmasın, neden yapılamasın hikayeleri ile uzaklardan el sallayıp, selam gönderiyorlar!
Biz ise etik mi, değil mi, tapusu kaydı bizde, aslolan biziz onların tamamı çakma diye kendi şehrimizde, kendi kendimize avunuyor, kendimiz çalıp-kendimiz oynuyoruz, hep birlikte!
Bu işe üzülenlerde var..
Oluruna bırakanlarda..
Hazretin türbesi burada, hiç bir şey olmaz diye kulağının üzerine yatanlar da!..
İşte böyle sevgili okurlar, davul bizim boynumuzda amma, bizden başka herkes çalıyor o davulu!
Üstelik, illeri var bizim ile benzemez, dilleri var bizim dile benzemez!
Bakmadan Geçme