“DOĞRU
söz, demiri de çeliği de deler.
”
(Azeri Atasözü)
***
BUGÜN
Cuma… Yüce Allah hayırlar, huzurlar, maddi ve manevi kazançlar nasip eylesin.
***
MESNEVİDEN SEÇMELER…
…Bir bakkal vardı, onun bir de Dudu adında bir kuşu vardı. Yeşil, güzel sesli ve söyler dururdu. Dükkan bekçiliği yapar; bütün alış veriş edenlere hoş nükteler söyler, latifeler ederdi. İnsanlara hitap ederken insan gibi konuşurdu.
Efendisi bir gün evine gitmişti. Dudu, dükkanı gözetliyordu. Ansızın fare tutmak için bir kedi dükkana sıçradı. Dudu’cağız can korkusundan, dükkanın baş köşesinden atıldı, bir tarafa kaçtı, gülyağı şişesini de döktü.
Sahibi evden çıkageldi. Huzuru kalple dükkana geçti oturdu. Bir de baktı ki dükkan yağ içinde, elbisesi yağa bulanmış. Dudu’nun başına bir vurdu; Dudu’nun dili tutuldu, başı kel oldu. Dudu birkaç günceğiz sesini kesti, söylemedi.
Bakkal nedametten ah etmeye başladı.
“Keşke elim kırılsaydı, o güzel sözlünün başına nasıl oldu da vurdum?”
dedi.
“Kuşu yine konuşsun”
diye yoksullara sadakalar vermekteydi. Sonunda tövbeler bunu izledi ve Dudu yeniden aşka geldi…
…Her iki suretin birbirine benzemesi caizdir.
Acı su da, tatlı su da berraktır. Zevk sahibinden başka kim anlayabilir?
…Musa
ile savaşan sihirbazlar, inatlarından ellerine onun asası gibi asa aldılar. Bu asa ile o asa arasında çok fark var, bu işle o işin arasında büyük bir yol var. Bu işin ardında Allah laneti, o işe karşılık da vefa olarak Allah rahmeti var. Kafirler inatlaşmada maymun tabiatlıdırlar. İnsan ne yaparsa maymun da yapar, maymun her zaman insandan gördüğünü yapıp durur. O,
“bende onun gibi yaptım”
sanır.
…Müminler; namazda, oruçta, hacda, zekatta münafıkla kazanıp kaybetmektedirler. Müminler için nihayet kazanç vardır, münafıka da ahirette mat olma. Onu mümin diye çağırırlar, ruhu hoşlanır. Münafık derlerse sertleşir, ateş kesilir. Ona münafık dersen o aşağılık ad, içini akrep gibi dağlar. Bu ad, cehennemden ayrılmış ve kopmuş değilse niçin cehennem tadı var?
…Dünyada acı ve tatlı deniz var. Aralarında bir perde var ki birbirine taşmaz karışmazlar. Fakat şu var ki, bu iki denizin her ikisi de bir asıldan akar.
…Kalp altınla halis altın ayarda belli olur. Kalpla halisi, mehenge vurmadıkça tahmini olarak bilemezsin.
…Binlerce lokma arasında ağzına ufacık bir çöp girdi mi, kişinin hissi onu sezer. Dünya hissi, bu cihanın merdivenidir, din hissi de göklerin merdiveni.
…Hikmetinden sual edilmeyen Allah’ın işini kim anlayabilir, o işin hakikatine kim erişebilir? Bu söylediğimiz sözler, ancak anlatmak için söylenmiş zaruri sözlerdir.
…Kuş tutan avcı, kuşu avlamak için ıslık çalar, ötme taklidi yapar. Aşağılık kişi dervişlerin sözlerini, bir selim kalpli kişiye efsun okumak, onu efsunlamak için çalar.
***
BÜLBÜL KASİDESİ…
İsm-i sübhan virdin mi var, bahçelerden yurdun mu var? / bencileyin derdin mi var, böyle garib ötme bülbül. / A bülbülüm uçar mısın, deniz derya geçer misin? / benim gibi naçar mısın. halini ketm etme bülbül. / Bilirim aşıksın virde, Cünunun var seherlerde / şu sinemde olan derde, bir dert de sen katma bülbül. / Yunus vücudun pak derken, cihanda mislin yok derken / seherlerde hak hak derken, bizi de unutma bülbül…
Bakmadan Geçme