Alıntılar…

Alıntılar… - Cihat Yazıcı - Yeni Meram Gazetesi

Alıntılar…
TAKİP ET Google News ile Takip Et

“NEREDE

çok fazla sayıda polis varsa, orada özgürlük yoktur. Bir yerde çok sayıda asker varsa, orada barış yoktur. Bir yerde çok fazla hukukçu varsa, orada adalet yoktur.

(Lyn Yutan)

***

BUGÜN

Cuma… Yüce Allah hayırlar, huzurlar, maddi ve manevi kazançlar nasip eylesin.

***

BUGÜNLÜK…

Nihayet, seçim-toto yarın bitiyor.

Perçemler düşecek keller görünecek!

Seçim, bugünlük bu kadar.

Her adaya her partiye hayırlı olsun.

***

ADALET

İstanbul’un fethinden sonra

Fatih Sultan Mehmed

bütün mahkumleri serbest bırakmıştı. Bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek çıkmadılar. Papazlar, Bizans imparatorunun halka yaptığı zulüm karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi.

Durum

Hazreti Fatih

’e bildirildi. O, papazları huzuruna davet etti. Papazlar hapisten niçin çıkmak istemediklerini

Fatih

’e de anlattılar.

Fatih

dünyaya kahreden iki papaza şöyle dedi:

“Size bir teklifim var, İslam adaletinin tatbik edildiği memleketimi geziniz, hakimlerin ve halkımın davalarını dinleyiniz. Sizdeki gibi adaletsizlik görürseniz bana bildiriniz.”

Fatih

’in teklifi papazlara cazip gelmişti. Padişahtan aldıkları tezkere ile İslam beldelerine seyahate çıktılar. İlk vardıkları yerlerden biri Bursa idi ve şu hadiseyle karşılaştılar:

Bir Müslüman bir Yahudi’den bir at satın almış, fakat

“kusuru yok”

diye satılan at hasta çıkmış. Müslüman, sabahın olmasını beklemiş, sabah olunca atını alıp Kadı’nın yolunu tutmuş. O saatte Kadı dairesine gelmemiş. Bir müddet bekledikten sonra adam, Kadı’nın gelmeyeceğine hükmederek atını alıp ahırına götürmüş, ama at o gece ölmüş.

Hadiseyi öğrenen Kadı, atı alan müslümanı çağırtıp meseleyi şöyle halletmiş: “Siz ilk geldiğinizde makamımda bulunsa idim, sağlam diye satılan atı sahibine iade eder, paranızı alırdım. Zamanında bulunamadığımdan hadisenin bu şekilde gelişmesine sebep oldum. Atın ölümünden doğan zararı benim ödemem lazım” deyip atın parasını müslümana vermiş.

Papazlar islam adaletinin bu derece ince olduğunu görünce bir kimsenin kendi cebinden mal tazmin etmesi karşısında hayret etmişler…

Mahkemeden çıkan papazların yolu İznik’e uğramış. Papazlar orada şöyle bir mahkeme ile karşılaşmışlar:

Bir müslüman bir müslümandan tarla satın alarak sürmeye başlar. Çiftçinin sabanına bir küp altın takılmaz mı? Heyecanlanmayan Müslüman, altınları küpüyle tarlayı satın aldığı öbür müslümana götürüp teslim etmek ister: “Kardeşim senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin herhalde bu fiyata bana satmazdın. Al şu altınlarını.”

Tarlanın ilk sahibi başka düşünmektedir. Şöyle der: “Yanlış düşünüyorsun. Ben sana tarlayı olduğu gibi, taşı ile toprağı ile sattım. İçini de dışını da bu satışla sana verdiğim için altınları almaya hakkım yok. Altınlar senindir.”

Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele Kadı’ya intikal eder. İki taraf iddialarını Kadı’nın huzurunda da tekrarlarlar. Kadı, her iki şahsa çocuklarının olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı birinin oğlunun olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikahlayarak altını çeyiz olarak verir.

Papazlar İstanbul’a

Hazreti Fatih

’in huzuruna gelirler hadiseleri nakledip şöyle derler: “Bizler inandık ki, birbirinin hakkına bu kadar saygı ancak İslam dininde vardır. Böyle bir dinin salikleri başka dinden olanlara bile kötülük yapamazlar. Biz zindana dönme fikrimizden vazgeçtik. Sizin idarenizde kimsenin zulme uğramayacağına inanıyoruz.” (Sıddık İmamoğlu)

BİZDEN SON SÖZ:

Bugünün Türkiye’sinde

“yargıya güven yüzde 22’ye düşmüşse”

…..

Bakmadan Geçme