'Demokrasilerde çare tükenmez!'
'Demokrasilerde çare tükenmez!' - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Seçim sonuçlarına bakıp, zeytinyağı gibi suyun üzerine çıkanlar, başarısızlık faturasını birbirlerinin üzerine yıkmaya çalışanlar, suçlamalarda bulunanlar, günah keçisi arayanlar, felaket senaryoları çizenler, doların yükselmesine kafayı takanlar, biz olmazsak, şöyle olur, böyle olur diye infial yaratanlar, yine sahnedeler!
Biz bu tekrar filmlerini yıllardan beri az görmedik.
Kolaysa hükümet olsunlar! Kolaysa kursunlar! Koalisyon zor abi! Seçimden seçim çıktı dense yeri! Şununla şu bir araya gelirse kabul etmem abi!..
Gibi sözler, ortalığı bulandıranlara, kafaları karıştıranlara, bu durumdan vahşi bir zevk ve haz alanlara adeta prim yaptırıyor. Bu lafların satıcısıda, alıcısı da, yayıcısı da aramadığınız kadar!
Bu tablodan nasıl bir hükümetin çıkacağı konusu üzerinde son bir kaç gündür, konuşulmadık senaryo, söylenmedik söz kalmadı.
Yönlendirmeler, çarpıtmalar, imalar, kinayeler göz ardı edilmeyecek kadar çoktu.
Millet nihayetinde oyunu verdi, benim tavrım bu, benim isteğim bu yönde, gereğini de artık siz yapın dedi.
Dedi demesine de, seçim sonrasında hem bu sonuç, hemde liderlerin sözleri el olmadık ve olmayacak yerlere çekildi gitti.
Yorum yapmaya, konuşulan bir cümleyi istediğimiz yerlere çekmeye, habbeyi kubbe yapmaya, pireyi deveye dönüştürmeye bayılıyoruz sevgili okurlar.
Adam bağırıyor,
'O partiyle bu parti koalisyon kurarsa, şart olsun bir daha partime oy vermem!'
Oradan biri sesleniyor, sen zaten kendi partine oy vermedin ki!
Karıştırma orayı abi!..
Olumsuz havalar karşısında zil takıp oynayanların, tahriklerine, kışkırtmalarına, ortalığı bulandırmalarına, bilmiş-bilmiş konuşmalarına, ekabirliklerine aldırmazsanız, herşeyin yoluna girdiğini, rayına oturduğunu göreceğiz!
Demokrasilerde kimse vazgeçilmez değildir.
Milletin iradesi ne ise ona rıza gösterilir.
Şu giderde, bu gelirse tufan olur, ölürüz, biteriz, ekonomi şu olur, bu olur yaygaraları kabak tadı verdi.
Çok partili döneme girdiğimiz 1950 yılından bu yana ne fırtınalar gördü bu ülke...
Millet iradesine dayalı rejimlerde, ya sandıktan çıkar gelirsiniz, ya da sandıkta kalır gidersiniz. Hiç gitmeyecekmiş gibi davranmak, ona göre planlar yapmak, demokrasilere terstir.
Temellerinin atılmasından itibaren fırtınalı denizlerdeki yolculuğunu, büyük devletlere yakışan bir duruşla sürdüren Türkiye Cumhuriyeti, Anadolu topraklarında kurmuş olduğu üçüncü büyük devletine, Türk Milletiyle sahip çıkacaktır.
Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.
Su akar mecrasını bulur denmiştir.
Mahkeme Kadıya mülk değildir denmiştir.
Zulme, baskıya, dayatmaya, zorlamaya binlerce yıldır karşı koyan, kabullenmeyen ve çıkış yolu daima bulan bir millettir Türk Milleti.
Türk milleti, Mehmet Akif'in,
'Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!'
ifadesinde karşılığını bulan bir ruh haline sahiptir.
65 yılı bulan çok partili dönemde anlayanlara ibret dolu örnekler vermiştir.
Seçimin hemen sonrasında yine o bilindik ve tanıdık manzaraların kol gezmesine alıştık artık!
Panik havası estirenleri, felaket tellallarını, bulanık sularda gezinenleri, dumanlı havaları sevenleri, kara bulutları gördüğünde çiftetelli oynayanları bilmeyen mi var?
Dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel, ne demişti;
'Demokrasilerde çare tükenmez!'
Her defasında, Türkiye’nin birliği, dirliği ve beraberliği için çare bulan Türk Demokrasisinin bu tablodan da, bir hükümet çıkaracağından kimsenin şüphesi olmasın!
Siyasi partilerin görevi ülkeyi rahatlatmak, huzura kavuşturmak, ülkeyi hükümetsiz bırakmamaktır. Partilerin yaramaz çocuklar misali sen-ben kavgasını uzatma lüksleri yoktur. Türkiye rahatlayacaksa, siyasi partilerimiz bir an önce bu sisli ve puslu havayı dağıtacak hükümet formülünü meclise taşımalıdırlar diye düşünüyorum! Çünkü Türkiye'nin önceliği, bütün siyasi partilerin önceliklerinin çok üstündedir!
Bakmadan Geçme