Zor şehrin hikayesi!

Zor şehrin hikayesi! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

Zor şehrin hikayesi!
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Konyalı ne çektiyse yollardan ve güzergahlardan çekti. Yağmurlar, karlar, buzlanmalar cabası. Birde kapılardan tabi...Kapılar, dertlere derman olmayan, insanların yarım yamalak dinlendiği, aslında adı açık, ancak kapalı kapılar.

Sonrasında, cadde ve sokak otoparkları,  tabelası olmayan kazılar, çukurlar, biraz dillendirildiğinde, üzerinde

'Verdiğimiz rahatsızlık için özür dileriz'

diye lütfen konulan ayaklı levhalar ve en nihayetinde kısmen de olsa yayalara açılmış olan kaldırımlar!

Bu engeller arasında diye başlasak roman olur! Zira, engel ve zorlukların haddi hesabı yok! Mağduriyetin biri bin para!

Şehir zor değil, zorluklara sevkedenler, sevkteki zorun anlamına vurgunlar!

Belediyelerimiz çalışıyor, insanımız zorluklara alışıyor!

Şimdi siz , ne yapsak yaranamadık bu insanlara filanda diyorsunuzdur! Bizlerde bir yandan, bunları haketmek için ne yaptık diye derin-derin düşünmeye başladık!

Belediyelerimiz birçok hat, birçok cadde ve mahallede yıllardan beri resmen insanların sabrını sınadılar ve sınıyorlar. Bizde hayat bir imtihan diye, kabullenmiş gidiyoruz!

Başkanlarımız ulaşılmaz, erişilmez, yanlarına yaklaşılmaz, bayramdan bayrama uzaktan uzağa elmalı dağlar misali görülen, çevreleri kırk kat kuşatılmış haldeler!

Bizlere gelince; Küsmesini unutmuş, kırgınlığını belli edemeyen, ağzını açıp tek bir kelime söyleyemeyen, tavır ve duruş konusunda ne yapacağını şaşırmış insanlar olarak yaşayıp gidiyoruz!

Şehremini lafından çok hoşlanan Başkanlarımızı şehir, Ramazan ayında iftarlarda gördü.

Bizleri gördünüz, seneye görüşelim inşallah diye el salladıklarında, danışmanlar, uzmanlar, karar vericiler, çok bilenler, allameler Başkanlarla, onlara oy verenlerin arasına giriverdiler!

Çünkü, Başkanın işi yokta sizlerle mi görüşecek havalarındalar!

Başkanların işi şehir, işi yaşayanların problemleri, işi aksayan ne varsa görülmesi, bilinmesi, yapılması! Şehremini demek, şehrin en emini, en güveniliri, en adaletlisi, görülmeyeni göreni, bilinmeyeni bileni demek değil mi?

Eski Başkanlar, eşeğini kaybeden, karısıyla kavga eden, yolda-belde mahsur kalan Başkanın, kapısına gelirdi diye anlatırlardı.

Başkanı meşgul gösterme, gelmedi, yok, şehir dışında, toplantıda, özel görüşüyor diyerek,  Başkana ulaşmanın ne kadar zor olduğunu ispat etme konusunda, bugünkü danışmanların eline kimse su dökemez!

Bu şekilde ulaşılmaz olmak, zor ulaşılır olmak belli ki, Başkanlarımızın da hoşuna gidiyor sevgili okurlar!

Başkana ulaşmak çok zor Abi, araya kaç kişi girdi, dört aydır bekliyorum gibi laflar şehirde tur atmaya başladı mı, artık ulaşılmazlardan olursunuz!

Şikayetçi olanlar, sızlananlar, derdini anlatmaya gidenler etkisiz ve yetkisiz muhataplarla konuşup-konuşup döner gelirler!

Şehir şantiye oldu diye demeç verenler, şehrin bu şantiye altında boğulup gittiğini görmek istemiyorlar! İnşaat artıkları, adres değiştirmelere doyamayan duraklar ve güzergahlar, en olmadık zaman ve mevsimlerde yapılan yol ve hat yenilemeler, kaldırım taşı değiştirmeler insanları canından bezdirdi.

Konyalı, hırsını face'den alıyor. Biri bir konuyu sorguladığında, konunun altı yorumlardan savaş alanına dönüyor.

En çok şikayetçi olanlar, saymadıkları aksaklık kalmayanlar, son söz olarak, benden duymadın, ben söylemedim, benim adım geçmesin diyenler!

Sevgili Belediyelerimiz, hal böyleyken, az bile yapıyorsunuz! Daha zorlaştırın, daha içinden çıkılmaz hale getirin şu işleri. Hazır insanımız zorluklara alışmışken,  zorluğu kendine zevk edinmişken, zorlukları bir nimetmiş gibi kabullenmişken, zorluklara kör-kütük aşık olmuşken, kesmeyin hızınızı!

Bakmadan Geçme