“BASİT
kişiler hep ilgi görür, kaliteli kişiler hep yalnızdır, ucuz malın alıcısı çoktur.
”
(Necip Fazıl Kısakürek)
***
BİZİ İLGİLENDİRMEZ
Evet… “Zor” değil “çok zor” bir döneme giriyoruz.
Baştan belirtelim. 23 puan kritik bir puan… Yani, henüz tam rahat nefes alamıyoruz. Çünkü, 17 puanlı takımlarla aramızda sadece 6 puan (2 maçlık) bir tolerans var.
Bugün için tahminlere göre, ligde tutunmak adına 41-42 puanı yakalamamız gerek. Bir başka deyişle kalan 15 maçta 18 ya da 19 puan çıkarmalıyız. Zira alttakiler puan topluyor ve barajı yükseltiyor. Ama biz, kendi işimizi kendimiz görmeli, başka takımların bir başka takımlardan puan almasını beklememeliyiz. Dahası, kendi önümüzü kendimiz görmeli, kendi çizgimizi kendimiz çizmeliyiz.
Bırakalım Bal-kes galibiyetini…
Gerçekleri konuşalım, aynı hataları tekrarlamayalım.
Ne yazık ki, her sezon aynı hesapları yapıyor ve bir türlü tam rahatlayamadan sezonu kapatamıyoruz.
Bu durum yanlış transfer politikaları uygulanmasından kaynaklanıyor. Her sezon başında,
“nokta transferler… Eksik mevkilerimizi biliyoruz”
diyoruz, yine de aynı hataları tekrarlıyor ve en sonunda
“paramız yok. Ne yapalım?”
diyor, bu cendereden bir türlü kurtulamıyoruz. Eğer bu sezonda da düşmekten kurtulup (ki, düşeceğimize inanmıyoruz) ligde kalır isek şapkamızı önümüze koyup düşünmeliyiz.
Konyaspor’un kimsenin malı olmadığının idrakini yaşamalıyız.
“Şeffat yönetim”
böyle olmaz.
Nereye ve kime ne verdiğimizi öğrenmeliyiz.
“Şu kadar borç ödedik”
bizi düşmekten kurtarmaz. Taraftarlarımız (tabii ki verilmemesi gereken sırlar dışında) Konyaspor’un
“eciğini-cücüğünü”
bilmelidir.
Bugünlere dönelim:
Önümüzde her zaman olduğu gibi
“kritik”
4 maç var… Konya’da Sivas ve Fenerbahçe, deplasmanda Erciyes ve Başakşehir. Siz kendi hesaplarınızı yapadurun da, bize göre daha fazlası daha makbuldür ama en az 6 puan çıkarmamız gerekir. Böylece 29’u buluruz ve geriye 11 maçta 12-13 puan kalır. Yani, maç ortalamasını 1.25’e çıkarmış oluruz.
Diliyoruz böyle kötü günleri bir daha yaşamayız.
Konya olarak, Konyaspor olarak yaşamayız.
Düşen düşer, bizi ilgilendirmez.
***
EKRAN BAŞINA…
Bugün saat 19.00’da… Türk Telekom Arena’da…
Galatasaray’a karşı oynuyoruz.
Yenilir ve elenebiliriz. Bizim zaten kupada iddiamız yok.
Baştan da söyledik: Türkiye Kupası maçları, Süper Lig maçları var iken Konyaspor’a lükstür.
Bu işin ayrıca sakatlığı-cezası var. Yenilir elenirsek üzülmeyiz, de….
Futbolu futbol gibi oynayalım. Ve el-aleme gösterelim.
Bu hepimize yeter…
***
TARAFSIZLIĞA BAKIN…
Balıkesir-Konya maçı sonrası.
Bal-Kes teknik patronu
Kemal Özdeş
çıkmış ekranlara,
“attığımız gol bal gibi nizami goldü. Hakemler kaldıramayacakları maçlara çıkmasın”
gibilerinden günah çıkartır gibi konuşmuş.
Canhıraş ve telaş içinde.
Normal karşılamak gerekir de… Ya Lig-TV’deki yorumcusu, eski milli futbolculardan
Tümer Metin
denilen kişiye ne demeli?
Hakan Şükür
’ün yerini dolduramadığı kesin ama Balıkesir’in attığı gol için,
“bu pozisyonlar İngiltere’de
(Prömiyer ligde
) gol sayılır”
diyor ve böylece ev sahibine şirin görünmek istiyor.
Galiba o koltuğa oturtulduğu için de kendini İngiltere’de sanıyor. Ancak, Konyaspor lehine verilmediği açıkça belli olan iki pozisyon için
“hıı-evet”
deyip kestirip atıyor. Konyaspor’un bu ve bunun gibi taraflı yorumculara ihtiyacı yok. İster haklı desinler isterse haksız.
Biz kendi bildiğimizi okuruz!
Bakmadan Geçme