Yüreğinin sesini dinlemek!

Yüreğinin sesini dinlemek! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

Yüreğinin sesini dinlemek!
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Siyasi Partilere gönül verenler,  yıllarca o partilerin fikri gelişimi doğrultusunda hareket edenler, her ne olursa olsun, inandıklarından vazgeçmeyenler, çizgisinden sapmayanlar, kendilerine haksızlık yapılmış bile olsa, bağrına taş basıp, eski günlerin, eski hatıraların, inanmışlıklarının, kader birliği  etmişliklerinin hatırına yüreklerinin seslerini dinlemişlerdir hep.

Yüreğinin sesini dinlemeyi tarif edemezsiniz, anlatamazsınız. Yüreğinizin sesiyle başbaşa kaldığınızda belli olur ne yapacağınız!

Hele ki seçim sandığının başına gelindiğinde! Verilecek  o karar anı, yürek sesinin dinlendiği önemli anlardan biridir.

O anlar, yemin edenlerin yemininden döndüğü, gözlerin dolduğu, hislerin insanın kendine rest çektiği, pişmanlıkların geri dönüşlere yelken açtığı anlardır.

Yüreklerinin sesini en  fazla duyguları ağır basanlar hissetmişlerdir.

Toplumdaki sivri dillilerin, en ağır biçimde insanları eleştirdiği, sevimsiz, anlamsız, aşağılayan, muhatabını geri çevirmek şöyle dursun, inadına uzaklaştırıcı sözler sarf ettiği, yapıcı olmayan, yıkıcılıktan nemalanacağını sanan kendi gururunu okşamanın dışında hiçbir işe yaramayan lüzumsuz ifadelerdir onlar!

Söyleyene anlık bir aferin kazandırır!

Söyletene kazandırdığı zafer anı, çoğu kez kaybetmeye yol açarda, söyleten o zaferin sarhoşluğundan ayılıncaya kadar, Üsküdar'da sabah olur!

Dönek, hain, satılmış gibi hücum ifadeleri, işin aslını astarını anlamadan, sebeplerini araştırmadan insanları karalamak, bağlarını koparıp atmak, onu defterden silmek, olsa olsa ucuz kahramanlıktır. Birilerinin ekmeğine yağ sürmektir.

Yüreğinin sesini dinlemek; hınç almak, öç almak, intikam almak, kinini, nefretini, öfkesini muhatabının üzerine ok yağdırır gibi yağdırmak değildir.

Yüreğinin sesini dinlemek; geçmişte kendisine yapılan yanlışların hesabını kapatmakta değildir!

Siyaset uğruna gemileri yaktığını söyleyenlerin bir çoğunun, anında başka gemilere bindiğini bilmeyen mi var?

Onlarda yüreğimizin sesini dinledik, gemileri yaktık demişlerdi. Bugün dahi, gemileri yakmak üzere siyaset denizine yelken açmaya hazırlanan o kadar çok yüreğinin sesini dinlediğini söylemeye başlayan var ki...

Oysa yürek sesi, bu anlatılanların, kenarından geçmez.

Yüreğinin sesini dinleyen, yola çıksa dahi, geri döner!

Son noktayı koyma anında, vazgeçer.

Yüreği devamlı vazgeç sinyalleri gönderen bir insan ne kadar dayanabilir ki?

Bir çok siyasi parti, yüreğinin sesini dinleyen taraftarlarına, partililerine güvenerek, politikalar geliştirmiştir.

Yüreğinin sesini dinlemek herkes için aynı oranda, aynı ağırlıkta hissedilecek bir duygu değil.

Ekonomik şartlar, yüreğinin sesini dinlemeden önce, beni dinlemen gerekiyor diye bir dizi ferman çıkartmış bulunuyor.

Yüreğinin sesini dinlersen, şu olur, bu olur, bunların altından kalkamazsın yolunda verilen, aba altından sopa göstermeye dönük mesajlar, bir çok insana, yüreğinin sesini bastırma gibi bir duygu veriyorsa, siyasi partilerin bu konuda biz ne yapıyoruz, biz nerede yanlış yapıyorız, biz bu insanları korkutarak, endişe ettirerek nereye gidiyoruz demeleri lazım değil mi?

Öte yandan yine siyasi partilerin görevi, onları seçen, iktidar görevi veren, beni yönetmen için seni seçtim diyen topluma huzur, refah, güven sağlamak değil mi?

Biz gidersek, şu olur, bu olur, iflah olmazsınız, batarsınız edebiyatlarının bir çok gelişmiş ülkede gülerek geçilen söylemler olması bile kimsenin gözünü açmıyor.

Bir devirde enkaz edebiyatları yapıldı bu ülkede, bir devirde ülke 70 cente muhtaç edildi söylemleri yankılandı her tarafta.

Bugün gelinen nokta şu;

Benim vatandaşım yüreğinin sesini dinlemeli diyen siyasi partilere geçmişte oy ve destek verenler,  yüreğinin sesini dinlemenin günümüz versiyonlarına uygun seçeneklerinden birini alıp, ben yüreğimin sesini böyle dinliyorum arkadaş deyip, dönüp sırtını yürüyüp gidiyor.

Çünkü, yüreğinin sesini dinleyen hassas ve duygusal insanları, zerrece dinlemeyen ve hiçe sayanlar için, "keşke" oldukça geç kalmış bir kavramdır.

Bakmadan Geçme