Siyaset hem oldukça çetin, hem de sürprizlere açık bir yol. Siyasetle ilgili yol haritaları çizenlerin haritaları sayısız defa ellerinde kaldı.
Siyaset denen yolda beraber yürünmesi esas kabul edilegelmiştir.
Yolda yürünürken, yolda bırakıldığınız, unutulduğunuz, yolda kalmama edebiyatları ile avutulduğunuz zamanlar olur.
Yolda kalmak, geri kalmaktır, geriye düşmektir!
Yolda kalınmaması için ya da yola devam edilme noktasında alındığına inanılan tedbirler, işin içinde siyaset varsa bir değil, bin kere gözden geçirilse de, bazen yetmeyebilir.
Siyaset yapanların, yolda kalmaya, geri düşmeye, başarısızlığa uğramaya tahammülü olmayabilir!
Bu noktada sorulacak soru “Bakalım yolun size tahammülü var mı, kaldı mı?” sorusudur ki, siyasetçi bu soruyu kendine sorduğu gün, kendini bulmuş, kendine gelmiş demektir!
Siyaset adına yola çıkanlar, çıktıkları yolda yolun özelliğine, durumuna, hava şartlarına, virajlara, yokuşlara, inişlere alışkın bir yapıya sahip değillerse ne olacak?
Siyaset adama, asfalttan, stabilizeye, stabilizeden, patikalara, dağ yollarına kadar ne kadar yol varsa gösterir de, öğretir de!
Üç şeritten, çift şeride, çift şeritten tek şeride, tek şeritten toprak yola kadar, iner gelirsiniz de, haberiniz olmaz.
Altı kere gittim, yedi kere geldim diyen rahmetli Süleyman Demirel, yolda kalmayı da, yolda bırakılmayı da, yolda kalmanın ne demek olduğunu da, en iyi bilenlerdendi!
Siyaset yolu, sabırlı bir yoldur. Anlayana tam anlamıyla imtihan yoludur.
Beraber yüründüğünde de, tek başına ardına bakmadan yüründüğünde de, o yürüyenlerin ardından on binler, yüzbinler, milyonlar da yürür, arkamdan gelmeye mecburlar diye düşünenler de, yolda kalır.
Aslında insanı yolda bırakan da, bırakmayan da, insanın ta kendisidir.
Yol, vefa ister!
Yol, sabır ister!
Yol, hayra yol açmak ister!
Yol, hizmet eri olanın, gönül eri olanın yoldaşı, haldaşı, sırdaşı olur!
Bu yollarda çok yürüyen oldu sevgili okurlar.
Kimini hayırla yad ederken, kimini çoktan unuttuk!
Kimini torunlarımıza varıncaya kadar dolu dolu gözlerle anlattık!
Kimi içinde dünya kadar olumsuz laf saydık-döktük!
Bizi yolda bırakmayanları…
Düştüğümüz yerden kaldıranları…
Kolumuza girenleri…
Unutmadık!..
Ayrıca, yaptığı iyiliği başımıza kakanları da, hiç ama hiç unutmadık!
Bazı dönemlerde bizlere çok yakın olan siyasetçilere vefasızlık yaptığımız zamanlar olmadı değil!
Vicdanlarımız sızladı. Çaresizlikler büktü belimizi. Ancak haklarını teslim etmekten kendimizi alamadık!
Son yarım asrı hatırlayanlar, siyaset yolunun gerçek yolcularını birebir tanıdılar.
Makas değiştirenleri… Araç değiştirenleri… Yol değiştirenleri…
Gemileri yakanları… Sözlerinden dönenleri… Dün öyleydi, bugün böyle diyenleri…
Aynı yolda az biraz şanım şöhretim arttı diye kimseye selam vermeyenleri,
Yolunu-izini şaşıranları, vatandaş nezdinde güvenini yitirenleri gördüler.
Bu yol;
Üzerine büyük kelamlar edilecek!
Sahip olunacak!
Zapturapt altında tutulmaya çalışılacak!
Benden başka kimse yürüyemez, yürürsem, ben yürürüm, bir başkası yürüyemez denecek bir yol hiç olmadı!
Bu yolu ben yaptım, kendime yaptım, kendim için yaptım denilebilecek yollar varsa, bırakın o yollar onların yolu olsun!
Yola vefanız yoksa, yola sevginiz yoksa, yola sevdanız yoksa, yola saygınız yoksa, hele samimi de değilseniz, neylesin sizi yol?
Atalarımız yola çıkanın halini Allah bilir demişler, sözün özünü söylemişler!
Bakmadan Geçme