Uykulara doyamayan şehir!

Uykulara doyamayan şehir! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

Uykulara doyamayan şehir!
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Ramazan ayı girdi gireli uykudan gözlerimizi açamıyoruz.  Şehirde hayat durmuş. Aranan bulunamıyormuş çok da önemli değil!.

Bizden önceki nesilde ve bizim kuşakta

'Uyusunda büyüsün minni / Tıpış tıpış yürüsün ninni!'

diye ninniler meşhurdu. Analarımız kimimizi beşikte, kimimizi salıncakta, kimimizi ayaklarında sallarken mırıldanırlardı bu ninnileri. Kimi annesinden öğrenmişti, kimi babaannesinden yada anneannesinden.

Ninnileri duyan çocuklar mışıl mışıl uyurlardı.

Şehrimizde bütün bir Ramazan ayı boyunca uyuyor.

Bu şehri beşiklerde bir sallayan var amma, kim?

Bir Ramazan uyuyup, 11 ay deli divane çalışıyoruz diye düşünenler mi, var? Biz her Ramazan işte böyle uyuruz, bizi bu ay istirahat eder, istirahat ederkende güzelce uyur diye yaz diyen espri yönü ağır basan arkadaşlara mı kulak verelim bilemedik!

Ramazan ayına mahsus olarak, sabah erken evden çıkıp sokak ve caddeleri dolaşanlar için, bomboş bir şehir Konya...

Arananların bulunma saati, yani kendine gelme saati öğle namazı sonrası. İkindi vaktine doğru, bir kaç saatliğine eh işte, öylesine vaziyetlerde görünenler tekrar kaldıkları yerden uyumaya gidiyorlar diye anlatanlar var.

Masa başında uyuyanlar, yok de, bugün gelmedi diye talimat verenler var.

Böyle olunca da, Ramazan ayının gündüzlerinde hayatın durduğu  bir Konya var!

Uykulu şehir mi desek! Uykucu şehir mi desek! Uykulara doyamayan şehir mi desek!

Bilmem ki, ne söylesek?

İftara yakın saatlerde açılan gözlerin ilk sorusu iftara ne kadar kaldı sorusu!

Bu şehirde Ramazan ayında kendine gelmenin tek bir adı var!

İftar!..

İftar vaktine kadar sirke satan yüzler, konuşmayan diller, verilen alakasız cevaplar, telefonlara çıkmamalar, iftarla birlikte sona eriyor.

Telefonların bayram ettiği, paylaşımların en alt düzeyde seyrettiği zaman dilimi, sahurla iftar arası dense yalan değil.

Uykucu şehir, iftarla birlikte uykulardan uyandığında, insanların yüzünde gülücükler, tebessümler, hal hatır sormalar aramadığınız kadar.

Bu insanlara birden bire ne oldu böyle diye bakıp kalıyorsunuz.

Bu değişikliğin bir adı var tabi ki...

Orucun bitmesi ile birlikte, iftar açanlar, sigaralarını yakanlar, nargilelerine  kavuşanlar için hayat başlıyor! Ramazan gecelerinin tadı geliyor.

Kimi teravihe koşarken, kimi vuruyor okeyin gözüne, kimi takıyor kafayı nargilenin közüne!

Muhabbetler...muhabbetler...Sonrası paylaşımlar dolduruyor face sayfalarını.

Kim kiminle hangi iftar mekanında, kim iftar sonrası hangi nargilecide, kim nerede kahve içiyor, kim kiminle çay sohbetinde.

Uykulu şehir sahur vaktine kadar, uyumaya ara vererek, uyuduğu saatlerin acısını çıkarma derdinde.

Sanayilerimiz de bazı sektörler, iftar sonrası yapmış olduğu mesaiyi sahura kadar sürdürüyor.

Şehrimizde uykuda olan, uyumaya bırakılan, bayramdan sonra uyandıralım denilen bir başka konuda,  alacak-verecek meseleleri.

Borçlar, alacaklar ve verecekler bir ay süre ile bayram sonrasına itina ile ötelenir denilebilecek ay Ramazan ayı.

Bu itina, bir yerde ödemeler konusundan imtina etmek demektir.

Bu insanlarda bayram yapacak, ihtiyaçları vardır gibi düşüncelerin yanından geçen olmaz.

Adeta gelenek haline getirilen bu husus, sen Ramazanda ödeme yapılmayacağını, bayramdan sonra ödemelerin başlatılacağını bilmiyor musun şekline dönüştürülür.

İnsanlar itham edilir, bir çuval laf söylenir, insanların yüzüne telefon kapatılır, telefonlara ne bakan olur, ne de çıkan!

Ramazan ayında ödeme yapana, şaşırır kalır insanlar, bir yandan da alışkanlık haline gelecek, kurulan düzen bozulacak diye endişe edilir.

En güzeli, kıssadan hisse, uykulu şehirde, uykucu şehirde böyle manzaralar haliyle olur diyelim, diyelimde, hoşgörüyle, sevgiyle, saygıyla birbirimizi anlamaya çalışalım!

Bakmadan Geçme