Ulusal Medya'nın gözü Anadolu'da!
Ulusal Medya'nın gözü Anadolu'da! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Ulusal medya İstanbul'u fethetme işini bitirdikten sonra, yönünü döndürdü Anadolu'ya. Bu yeni değil ki, yıllardan beri var diyenler olabilir. Dikkat çekici olan yön, bugüne kadar var olan zemin yoklamalarının sona erdiği. Anadolu Basını kendi arasında neredeyse her şehirde sen-ben kavgalarına düşmüşken, bundan daha iyi bir fırsat sanıyorum olamazdı!
Bu konuda size tarihten bir örnek verelim;
Osmanlı Anadolu Birliğini kurmayı Osman Bey zamanından beri hep hayal etti. Niğbolu'nun muzaffer Hükümdarı Yıldırım Beyazıt Anadolu Birliğini tam tesis etmişti ki, Beyliklerini kaybeden Anadolu Beyleri Timur'un yanına gittiler. Ve Timur 1402 Ankara Savaşında Yıldırım Beyazıt'ı yendi ve Anadolu Birliği diye ortada hiç bir şey kalmadı. Osmanlı Fatih döneminde, önce İstanbul'u aldı, sonrada kendi içlerinde kavgalı olan Anadolu Beyliklerini, İstanbul Fatihi olarak, neredeyse hiç zorlanmadan birer birer Osmanlı'ya bağladı. Anadolu Birliğini su götürmeyecek bir şekilde tesis etti. Bir daha da hiç bir beylik Osmanlı'ya karşı durmaya, çıkmaya cesaret dahi edemediler!
Kıssadan hisse sevgili okurlar!
Örnek örneğe, hikaye hikayeye benzer.
Teşbihte hata olmasın yada temsilde hata olmasın denmiş ya, bizim dememizde o yüzden!
15-16 tane gazeteniz olmuş, 200'den fazla derginiz var. Yerel televizyonlara sahipsiniz.
Amma velakin denilebilecek odur ki...
Sadece yaklaşan fırtınanın toz ve bulutunun gözle görülecek bir hale geldiğini anlatmak istiyoruz.
Ulusal Medyamızın gücü malum! Bir kaç yıl öncesinden başlayan Anadolu temsilcilikleri, Gazete ve dergilerin Anadolu ekleri, reklam çalışmaları, yakın ve sıcak temaslar, birlikte kalkınmak, birlikte yürümek yolundaki tatlı ve cana yakın söylemler, Ulusal Medya'yı Anadolu'ya yönlendirmiş durumda.
Anadolu bakir bir alan!
Keşfedilmemiş, keşfedilmeye hazır yer üstü ve yer altı zenginlikleri, olan bir alan!
Anadolu basınını bir arada tutan basın kuruluşlarının dağınık, birlik ve beraberliğe yanaşmayan, her geçen gün daha da birbirinden uzaklaşan tutum ve davranışları, Ulusal Medya'nın işini çok daha fazla kolaylaştıracak gibi gözüküyor!
Reklamların ayakta tuttuğu Anadolu Medyası, Anadolu'nun iş dünyasında ki, imajı olan Anadolu Aslanları, Anadolu Kaplanları algısının bir hayli gerisinde.
Anadolu'ya şimdilik ürkek ve tedirgin adımlarla giren, güven kazanma önceliğini ön planda tutan, ürkütmeden ne yapabilirim diye düşünen ve özellikle şehirlere girerken Anadolu’nun bilindik ve tanınan yüzlerini referans alarak yürüyen Ulusal Medya'nın pek bir acelesi yok!
Ancak, İstanbul'u fethetmenin verdiği referansla, ilgi çeken bir çok alternatifiyle Anadolu kapılarına gelip, dayanalı çok oldu.
Uzunca yıllar, tanınmış belli başlı gazetelerin ve dergilerin abonelikler yoluyla iz bıraktığı, okur tiryakiliği kazandırdığı gazetelerin ve dergilerin yeri hala insan gönüllerinde taptaze.
Ulusal medya bunu yerleştirdikten sonra, Anadolu'nun reklam piyasasına, reklam alanına dokunmaya başladı.
Bu dokunuşlar, gerçekten marka olan, marka değeri yüksek olan, prestij getiren markalar.
Siz bin adet, iki bin adet baskıyı düşünürken, parmak hesabı yaparken, karşınızdaki güç 20 bin adetten söz ediyor. Dağıtım ağı, dağıttığı yerlerin sizin hayalinizi aşan yerler olması da cabası! Nasıl rekabet edebileceksiniz, nasıl karşısında duracaksınız?
Konya gibi son on yıldır, dünyayı turlayan, kabuklarını kıran, internetle tanışan, dünya pazarlarıyla entegre olmayı arzulayan, Mevlana ile Tarım Fuarı ile yılın belli dönemlerinde ses getiren bir şehir, Ulusal Medyanın da ister istemez odağında.
Konya son on yılın belki de en fazla hareketlenen, en fazla ilgi çeken, en fazla ülke içine ve dünyaya bağlantıları olan merkez bir şehir.
Ulusal Medya'nın Anadolu'da en rahat girebileceği ve şehrin gittikçe büyüyen ve ileriki yıllarda büyümesi için bütün göstergelerin var olduğu reklam pastasından kocaman bir dilim almak istememesi eşyanın tabiatına aykırı gibi bir şey.
Konya, Konya’daki, medyaya bırakılmayacak kadar önemlidir babındaki yaklaşımlarını duymamak için ya küp gibi sağır olacaksınız, ya da gözleriniz sımsıkı üç-beş kat bağlı olacak!
Bakmadan Geçme