■ Demokraside birey, sadece en yüksek güce değil, aynı zamanda en yüksek sorumluluğa da sahiptir.
***
Görmedim…
Duymadım…
Söylemedim…
Üç maymun dönemi artık sona erdi;
Göreceğiz…
Duyacağız…
Söyleyeceğiz
…
Dördüncüsünü de eklemek istiyorum;
Yazacağız…
Mademki devr-i demokrasideyiz, her şeyi görecek, duyacak, söyleyecek, aynı zamanda yazacağız; kalemler hiç susmayacak;
■
Yazılar gerçekten bahsetmiyorsa bir işe yaramaz.
Üç Maymun oyunun içerik özeti rahmetli Prof. Dr. Feyzioğlu’nun deyimiyle nabza göre şerbet vermektir; idare-i maslahatçılıktır.
Açık rejimlerde saklı ve gizli yoktur; her şey ortadadır; ayan beyandır. Osmanlıcada atasözüne koşut ünlenmiş bir söylem vardır;
"
Barikayı
hakikat
,
müsademeyi
efkârdan
doğar
"
Kısaca tercümesi şöyledir;
Hakikatin kıvılcımı, fikirlerin çatışmasından çıkar.
Yazacak, susmayacak, konuşacağız, “edep” çerçevesinde, yumuşak ve saygılı üslupla
.
■ Her insanın düşündüğünü söylemeye, her dinleyenin de ona karşı çıkmaya hakkı vardır.
■ Konuşma, insanın aklını kullanma sanatıdır.
Çok seslilik, eleştirme ve gerçekleri söyleme demokratik anlayışın doğasında vardır.
En büyük zararı fır döndüler ile idare-i maslahatçılar vermektedir. Kişiliksiz anlayışın egemen olduğu toplumlarda özgürlük treni istenilen ivmeyi yakalamayabilir. Gelene ağam, gidene paşam anlayışı, entelektüellerde üslup haline gelmişse tuzun kokmasına doğru yol alınmaktadır. Her fikre ve görüşe saygılı davranmak demokrasilerin ön sözü demektir.
Duyarlı dengede ilkeler öne geçmektedir. İlkelerden ödün vermek tercih nedeni olursa toplumsal yozlaşma ivme kazanacak, sosyal yapı olumsuz etkilenecektir.
Dobra insan olacağız; mert olacağız. Kalleş, kaypak ve ikircikli davranmayacak, kaçak hiç güreşmeyeceğiz. Tavşana kaç, tazıya tut demeyeceğiz. Bukalemun gibi renkten renge girmeyeceğiz.
.
Eğmek, eğilmek yok, dik, dimdik, olmak var. İkiyüzlülerin her dönem dört ayaküstüne düşme gibi bir çağ dışılığını aşma zamanı gelmiştir. Bu bağlamda çoğulcu ve katılımcı demokrasilerde özgür basın halkın gözü, kulağı ve dili olma işlevini sürdürülmelidir. Herhangi bir ülkede Basın kanalı, kör, sağır ve konuşma özürlüsü konumuna gelirse, demokrasi tehlikeli viraja girme sinyali vermiş demektir..
Küreselleşen basın-yayın organlarının çoğu uluslararası nitelik ve nicelik kazanmaya doğru koşuyor. Teknolojik gelişmeler haber iletişiminde dünya’yı tek coğrafya konumuna getirmiştir. Çağdaş uygarlığın gereklerinden biri de, haber akışında sağlanan ivmedir. Taş
plakların çalındığı gramofonlu dönemler çok geride kalmış, nostalji olarak yaşamaktadırlar.
Önümüzü görmek ve batıyla enteğrasyonu sağlamak için, taş plaklardan soyutlanıp CD’li oluşumlara ayak uydurmak zorundayız.
Bardağın öbür tarafına bakarsak ünlü yazar Jean-Paul Sartre'ın bir saptaması da önemlidir;
■ Özgürlükten yoksunluk sade düşündüğünü açıklayamama olarak görülmemeli. İnsanlar, düşündüklerini açıklama olanağını, ne yapar yapar bulurlar. Özgürlükten asıl yoksunluk, hiç mi hiç "düşünememiş" olmaktır.
Atatürk, özgürlüğü hep öne çıkarmaktadır;
■ Özgürlük ve bağımsızlık karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası bağımsızlık aşkı ile doluyum. Bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir.”
Bir damla
■
Bedelini ödemeyi göz alanlar için, özgürlük her zaman ve koşulda vardır.
(Bülent Ecevit)
Bakmadan Geçme