TYB Konya Şubesi'nde Hallac-ı Mansur konuşuldu
Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi tarafından düzenlenen kültürel etkinliklerde bu hafta Hallac-ı Mansur konuşuldu.
Haberin Özeti
- • Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’nin etkinliğinde, yazar Sadık Yalsızuçanlar "Ya Mânâ Ya Riyâ, Hallac-ı Mansur" başlıklı konferans verdi.
- • Yalsızuçanlar, Hallac-ı Mansur'u İmam Hüseyin'den sonraki en büyük aşk şehitlerinden biri olarak niteleyip sufi-iktidar gerilimine dikkat çekti.
- • Konferansta Hallac-ı Mansur’un "Enel Hak" sözü ile tasavvuftaki "yokluk" kavramının önemi üzerinde duruldu.
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi tarafından düzenlenen Kültürel Etkinlikler programları kapsamında Atilla Yaramış’ın düzenlediği, yazar Sadık Yalsızuçanlar’ın konuşmacı olarak katıldığı "Ya Mânâ Ya Riyâ, Hallac-ı Mansur" başlıklı koferans Karatay Belediyesi’nin de katkısıyla D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gerçekleştirildi. Programda, İslam düşünce tarihinin önemli isimlerinden Hallac-ı Mansur’un hayatı ele alındı. Konuşmasına Hallac-ı Mansur’un insanlık tarihindeki yerine değinerek başlayan Sadık Yalsızuçanlar, onun yaşadığı süreci bir aşk hikayesi olarak tanımladı. Yalsızuçanlar, "İnsanlığın İmam Hüseyin efendimizden sonraki en büyük aşk şehitlerinden bir tanesi Hallac-ı Mansur’dur. Bu bir aşk hikayesidir. ‘Beni arayan beni bulur, beni bulan beni bilir, beni bilen beni tanır, beni tanıyan bana âşık olur. Ben bana âşık olana âşık olurum. Ben âşık olduğumu öldürürüm. Onun diyeti bana farz olur. Onun diyeti bizzatihi benim’ buyuruyor. Hallac-ı Mansur’un vefatı, Pir Sultan Abdallar ve İmam Hüseyin efendimize benziyor. Hatta ondan biraz daha acıdır. Çünkü bir aşk katildir."şeklinde konuştu.
SUFİ VE İKTİDAR ARASI HER ZAMAN PROBLEMLİ OLMUŞTUR
Hallac-ı Mansur’un yargılanma sürecine ve dönemin siyasi atmosferine değinen Yalsızuçanlar, sufi ile iktidar arasındaki tarihsel gerilime dikkat çekti. Yalsızuçanlar, "Sufi, her türden iktidarı köktenci biçimde dışlayan kişidir. Dolayısıyla sufi ile iktidarın ilişkileri tarih boyunca hep problemli olmuştur. Hallac-ı Mansur’un katlinde, şehadetinde böyle bir şey var. Arka planda metafiziksel bir kural işleyip durmuş aslında. Batında da Cenabı Hakk'ın sonsuz ve mutlak varlığına aşık olmuş olan, onun bir tecellisi, onun zuhuru bir varlık olarak cemal ve kemal ehli bir varlık olarak tekrar o kaynağa dönme, evvele dönme, o bütüne ulaşma, kavuşma hikayesi var"dedi. Hallac-ı Mansur’un "Enel Hak" sözünün zahiri ve batıni manaları üzerinde duran Yalsızuçanlar, tasavvuftaki "yokluk" kavramının önemini vurgulayarak, "Hakkı bildiğinizi sandığınız anda o zaten bambaşka bir hale birden bürünür. Gördüğünüzü sandığınız yerde farklı bir surete. O her an yeni bir şeendedir. Ona nasıl ulaşılabilir ki? Yoklukla. Ondan nasıl ayrılabiliriz? Yoklukla. Ona nasıl gidebiliriz? Yoklukla. Her türlü arzudan, tutkudan, dilekten, istekten, amaçtan, niyetten, kurgudan kurtulmadan kaybolan bulunabilir mi? Yoklukla. Ben bilgisizim diyen de çaresizdir, biliyorum sanan da. Allah'tan başka bir şey bulunmadığını görünce bunu tattım. Ben onu gerçeklik aracılığıyla tanımadım. Böyle diyenin kendi varlığını hakkın varlığından daha yüce gördüğünü bilince utandım. Çünkü kendine varlık vermek Allah'ın varlık hakkını gaspetmektir."şeklinde konuştu.
Programın sonunda, konuşmacı Sadık Yalsızuçanlar’a günün anısına aşk yazılı hat tablosu, takdim edildi. Program, toplu hatıra fotoğrafı çekimi ile noktalandı.
