Sorunlar Yumağı

Sorunlar Yumağı - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi

Sorunlar Yumağı
TAKİP ET Google News ile Takip Et

■ Kazandıkça bölüşemiyorsan elini sorgula.

Konuştukça kırıcı oluyorsan dilini sorgula.

Yürüdükçe menzilden çıkıyorsan yolunu sorgula. Ömür geçtikçe yerin de sayıyorsan gününü sorgula. Sevildikçe vefasızlaşıyorsan gönlünü sorgula. Hangi halde olursan ol, sonunu sorgula!

(Hz. Mevlana)

***

İçerde ve dışarıda çözülmesi gereken yığınla sorunlarımız var. Sadece “biz mi sorunluyuz?” kuşkusuz hayır! Kalkınmış, az kalkınmış, kalkınmakta olan ya da hiç kalkınmamış ülkelerde de sorunlar yumağı giderek büyüyor. Dünya, sorunlu bir dünya oldu böyle dünyanın merkezinde bulunuyoruz. Ne yapacağız? Kuşkusuz elimiz kolumuz bağlı bir mucize beklemeyeceğiz ya da yan gelip yatmayacağız.

Evrensel ve ulusal anlamda diğer ülkelerin uydusu olmadan aklımız ve özgüvenimizle çözüm projeleri üretmek zorundayız!

Sorunların çözümünde göre birincil kanal “tartışmaya” açık olmalıdır. Tartışmayı kavga olarak anlamadan ve algılamadan sorunların ayrıntılarıyla gündeme getirdiğimizde çözüm konusunda mesafe almış oluruz. Tartışma özürlüsü ve kavgaya dönüştürme eğiliminde olduğumuza vurgu yapmalıyız;

■ Kötülerle tartışma üzerler, iyilerle tartışma küserler.

İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır

;

bu söz uzlaşının alfabesidir.

■ Fikir çatışmaları güneşten doğar.Yüz çiçek açsın bin fikir yarışsın.

(

Zedung

)

Konuşarak sorunları çözmek olasıdır; üstelik

konuşmak, demokrasinin doğasında vardır;  ancak içerik sığ değil, dolu olmalıdır.

İki ya da fazla kişinin belli bir konuda düşüncelerini sergileme yoluyla fikir alışverişinde bulunmalarına tartışma denir.

Tartışma polemikle ilintilidir. Üst sınırı hakarete dek varır ki  amaçtan sapmış olur.

Polemik kavramı, Yunanca savaş – kavga anlamını taşıyan Polemikos sözcüğünden  türemiştir. Platon,  Cumhuriyet adlı yapıtında Polemarchuskarakteri yaratmış, polemiği etik tartışmalara götüren  araç olarak nitelemiştir.

Türk Dil Kurumu polemiği ağız dalaşı ve kalem kavgası olarak tanımlar.   Polemik aynı zamanda Fransızca kökenli polémique’den gelmektedir; söz dalaşı ve kalem kavgası anlamındadır. Basın terminolojisinde kalem dalaşına polemik denilmektedir;

Polemik türleri: Hiciv (Pamphlet),Yergi (Libelle) , Propaganda , Taşlama (Satire) Manifesto, Savaş – Kavga İlanı (Blame). İtalyan tiyatrolarınıpolemiğin amacını yansıtır; Castigat ridendo mores! (ahlaksızlıkları

gülerek cezalandırmak ve çok kez öğreterek)

Edebiyat dünyasında Luther, Erasmus ve  Calvin bu konuda ustalaşmışlardır.

Kemal’i okurken Mektuplarında ağır hakaretlerle yüklü olduğu gözlenir. Savaşçıda nezahet-i lisaniyye  aranmaz, denir. Polemikte yumuşaklık olmaz. Ölüm de mazeret değildir.

■ Yaşayanlara saygı borçluyuz çok,    ölenlere tek borcumuz; gerçek”

(Voltaire)

■ Namık Kemal demiş ki; “Barika-i hakikat) müsademe-i efkârdan çıkar.”  (Hakikatin ışıklı şimşeği fikirlerin çatışmasından çıkar)

Süleyman Nazif buna şu yanıtı verir;

“Çarpışanlar balkabaklarıysa, sadece çekirdek çıkar”

■ Dönemin fikir hareketleri üzerine hararetli nutukların atıldığı bir dost meclisinde bulunan yetkin bir kişi der ki;   “Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat çıkar

.”

Dost Meclisinde bulunanlardan ünlü yazar ve romancı Refik Halit itiraz eder;

“Yok, ! Bizde çatışmalardan ya kurşun çıkıyor, ya da sürgün!”

Bir toplantıda bir genç, M. Akif'i küçük düşürmek için sormuş;

- Afedersiniz, siz veteriner misiniz?

Akif hiç

istifini bozmadan yanıt vermiş;

Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?”

■ Sadrazam Keçecizade Fuat Pasa Paris'te iken, elçiler arasında hangi devletin kuvvetli olduğu tartışılıyordu. Sıra Paşaya gelince, elçilere şöyle dedi;

“En kuvvetli devlet, Osmanlı devletidir.”

Herkes bu sözler üzerine şaşkınlık içerisinde iken, Paşa sözünü tamamladı;   “ O kadar  kuvvetli ki, siz dışarıdan biz içeriden çalıştığımız halde, bir türlü yıkamıyoruz.”

■ Eğer herkes dost sandığı kimselerin bir de kendi arkasından söylemiş olduklarını duysaydı, dünyada dost kalmazdı .

(Pascal)

Bakmadan Geçme