Sonbahar ve Şiir Ay

Sonbahar ve Şiir Ay
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Eylül hem kahraman – gazi,  hem de şiir ay!

Sonbahar geldi mi melül-mahzun olurum ben. Sararan yaprakların dallarına veda etmesiyle öylesine hüzünlenirim ki...

Sonbahar, bir bakıma duyguların şaha katlığı aydır. Özellikle şair ve roman yazarlarının üretim dinamikleri doruk noktasına ulaşır.

Ne diyor dost şair merhum Cemal Süreya

;

■ “Dedim ya Eylül’dü.

Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.”

İzninizle sonbaharın hüznüyle yazdığım şiirlerden kimi dizeler;

■ Ayrılıklarla başladı sevgimiz;

Ben gitmedim, sen gitmedin ne oldu ayaklarımıza?

Bir ağacın iki dalıydık biz!

Gözlerinde yirmi beş yılımın sevinci

Bir esmer yumuşaklık ellerinde,

Bir yitirilmiş yaşantı baktık;

Bir güvercindik, bir sevişmeli zamanda

Tutup ayrıldık.

---

Senden ayrıldıkça, sana varıyorum

Şimdi daha güzelsin, daha vazgeçilmez.

Gizem dolu bir akşam boşanıyor gözlerinden.

Mecburum, mahkûmum sevdim bir kez.

Bir umut üç boyutlu, “dillerde adın”

Şarkıları pencerelere söylüyorum

Sen odalardan bakıyorsun, daha kadın.

---

Gecelerden el ettik nazlı sabaha

Bir eylüllü tutum, sevgi burcunda baktık;

Oysa söylenecek şarkılarımız vardı daha,

Sonra ne oldu bilmem, ayrıldık.

---

■ Çınar ağacı üşür yolun ortasında,

Gurbet elde ben üşürüm kimsesiz.

Sevdiğim üşür, bir Anadolu kasabasında

Yuvasından uzaklarda öter çaresiz,

Telgraf direğindeki serçe üşür.

Kapımı çalar vakitli vakitsiz

Rüzgâr üşür gecenin karanlığında.

Sobanın başında anam üşür meraktan,

Bekâr odamın perişanlığında

Bir fotoğraf üşür bakılmaktan.

Siz asıl üşümeyi gökyüzünde görün.

Nasıl beyaz beyaz ağlatır bulutları

Yeryüzüne salkım saçak dökülür

Buz tutar yemyeşil umutları

Takvimde, beş eylül sabahı üşür.

---

■ Duyguların sarhoşluğunda kör kütük

Bir sevgim vardı ki çıldırası

Yapraklar dökülmüştü tek – tük

Yapraklar altın sarısı.

Elleri vardı ak mı ak,

İşten değildi çıldırmak,

Tenince kokardı toprak,

Her yağmur sonrası.

Bir yaprak hafifliğinde can

Yalnızlığım büyüdü heyecan heyecan

Pencereler yokluğuyla perişan

Değişti sokağın manzarası.

Rüzgâr hırçın esmiş bir kez

Oysa gönül ferman dinlemez

Başka yaralara benzemez

Bu kalp yarası.

Efkârından bulanık deniz

Yine duygular ışıl ışıl, yine temiz

Ne çare ki ayrı şehirdeyiz

Ölüm, kaşla göz arası.

---

■ Ağaçlar yapraklarını döktü ya

Allak bullak eder düşüncelerimi

Bir dert gelir yüreğime oturur

Bir kurt gibi kemirir için için

Tutar başka şehre gidersin üstelik

Ben çürürüm gel deyi deyi

Çimenler, otlar çürür.,

Ağaçlar, ağaçlığından utanır

Ben aynalardan utanırım

Bağ bozumları başlar kınalı ellerde

Boz bulanık akar dereler

Gökler ağlar hüngür hüngür.

Göz göz olur sızlar bastığım toprak

Yaralar göz göz olur.

Gözden ırak olan, gönülden ırak olmaz

Sicim gibi yağan güz yağmurlarında

Çürüyen otlar üstünde acı buruk

Sen büyürsün, sevgin büyür.

Bakmadan Geçme