Siyasetin havası yerinde!..
Siyasetin havası yerinde!.. - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Rahmetli Orhan Veli,
“Güzel Havalar”
şiirinde ,
“Beni bu güzel havalar mahvetti,/ Böyle havada istifa ettim / Evkaftaki memuriyetimden./ Tütüne böyle havada alıştım, / Böyle havada aşık oldum; / Eve ekmekle tuz götürmeyi / Böyle havalarda unuttum;”
demiş ya..
Halimiz Orhan Veli gibi…
Baharı görmeden yaz geldi geçti adeta bu yıl. Haziran ayının sonuna yaklaştığımız şu günlerde dahi, geceleri üşüyoruz.
Asıl mesele hava tahmini değil, meteorolojiden daha yüksek hava tahmin bilgilerine sahip olan insanlarımız!
Gök gürültülü sağanak yağışlı diye ağızlarını bir açıyorlar, meteoroloji ile birlikte İstanbul’u, Ankara’yı sel alıyor!
Bu ne isabet, bu ne yakın tahmin diye şaşırıp kalıyorsunuz!
Çarşambayı sel aldı türküsünün sözleri bir an dilinizin ucuna geliyor, belli belirsiz mırıldanıyorsunuz! Bazılarımızda, Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olur sözüne takılmış, tam yeri ve zamanı diye temsilde hata olmasın babından, örnek üzerine örnek veriyor.
Çarşamba’yı sel almakla kalmıyor, laf selleri şehirlerimizi alıp götürüyor!..
Onun içindir ki, cümlemiz, hava tahminleri üzerine uzman olduk çıktık!
Şöyle canı yürekten, ortalık günlük güneşlik diyen yok…
En iyimser olanımız bile, hava parçalı-bulutlu, güneş çıkma ihtimali zayıf diyerekten ağzını bir açıyor, bıraksanız akşama kadar tahmin yapıp duracak!
Ne olacak bundan sonra?
Yağmur yağdı kaç…kaç-kaç! Şemsiyeni aç… aç-aç! vaziyetleri olabilir.
Daha başka? Gök gürültülü sağanak yağış ihtimali fifti-fifti. Nasıl ıslandığını anlayamazsan, bana kabahat bulma diyorlar!
Sanırsınız bir dostunuzu değil de, meteorolojiyi aradınız! Böyle olunca da…
Bizi de bu havalar mahvedecek galiba diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz!
Seçim sonrası halimiz, hava tahmininden farksız. İnsanlarımız, kurulması muhtemel koalisyonları, hava tahminlerine dayandırarak, ne kadar edebi sanat varsa hepsini birden kullanarak kuruyor, hatta kurulmuş gösterme yarşına giriyorlar!
Hangi şehir, kimin arkasında sapasağlam durmuş, hangi şehir parçalı-bulutlu?
Mesela, şehrimiz rüzgarlara, gök gürültülü sağanak yağışlara, şimşeklere, yıldırımlara neden bu kadar itibar ediyor?
Sisler dağıldığında, kimler gemileri yakıp, başka başka adreslere kulaç atmaya başlayacaklar soruları cevapsız.
Bir kere gemileri yaktınız mı, güneş insanın gözlerini kamaştırdığında, meltem rüzgarları
es yiğidin kara bağrına
diyerek bağırlara doğru esmeye başladığında duramazsınız!
Yolcu yolunda gerek
diye, herkesin kendine mal ettiği söz hatırlara gelir, baş tacı olur, dillere pelesenk edilir.
Dün dündür, bugün bugündür dediği için eleştirdikleri merhum Demirel’in sözüne gelerek, yürür giderler aşınmadığını zannettikleri yollarda.
Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak lafı tam da böyle zamanlar için biçilmiş kaftan sevgili okurlar!
Milletin işi hava tahminlerine dökmesi biraz da ondan.
Yola bakanlar var. Ufaktan-ufaktan yol hazırlığına başlayanlar var. Yeni yollarda neler olur-neler biter diye inceden inceye hesap yapanlar var.
Mehterandan esinlenip,
‘Yol göründü ey gaziler’
diye içi içine sığmayanlar var!
Dün gemileri nasıl yaktıysak, bu seferde gözümüzü kırpmadan yakmaya hazırız diyen gözü karalar, gemi yakmayı adet haline getirmeye hazırlananlar var!
Vefa nedir diye soranlara, Vefa, İstanbul’da bir semt, Ligden fi tarihinde düşmüş, esamisi bile okunmayan bir futbol takımı diyelim de, vefasızlar, madem ki vefa bu, korkacak bir şey yok, isler-sisler-puslar dağılmadan, hazır havalarda parçalı bulutluyken havamızı almadan, havamızı bulalım diye bakıyorlar yollara!..
Bakmadan Geçme