Siyaset kelimelerle dans ederse!

Siyaset kelimelerle dans ederse! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetei

Siyaset kelimelerle dans ederse!
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Siyasetimiz bazı kelimeleri, saygın salonlarda ve müzikhollerde dansa kaldırdı. Kimiyle tango, kimiyle vals, kimiyle bolero, kimiyle twist, kimiyle çaça, kimiyle samba yaptı!

Bunlar yetmedi tabi..:

Ankara'da Ankara'nın bağlarını oynarken, Doğu'da halay çekti, Karadeniz'de horon tepti, Ege'de Harmandalı ile meydanlarda sükse yaparken, Marmara'da çiftetelli ile zirve yaptı.

7 Haziran'dan bu yana literatürümüze

kabul

kelimesi girdi. Gündüz ve gece kabulleri moda oldu.

Kabul edilme, kabul edilmeme gibi maddeler manşetlerden inmedi.

Sonra

uzlaşma

arzı endam etti. Uzlaşma kelimesinin sonunda yer alan

"-ma"

eki, daha peşinen olumsuzluk ihtiva ettiğinden, uzlaşılması beklenen her ne varsa

"-ma"

ekine kurban oldu.

Uzlaşı filan diye yakıştırma, takıştırma kavramlar icat edilse de, uzlaşma kültürümüze girdi, adına uzlaşma kültürü dediler. Uzlaşma Anadolu tabirince sündürdükçe sündürülen bir kelime olarak baş köşelerden birini oturdu.

Çözüm merci

diye bir kelime daha çıktı geldi. Çözüm merci her ne kadar milletten başkası değildir dense de, millete sandık yolu gözükmeden, önüne sandık konulmadan, çözüm merci kavramını siyasetçiler kendi tasarrufları altına almaktan çekinmediler. Çözüm ve merci olarak ayrı ayrı mütalaa edilen iki kelime olarak görmeye ve düşünmeye devam ettiler.

Konu erken seçim olunca, çözüm ve merci kelimeleri bir araya getirildi ve 1 Kasım 2015 tarihinde çözüm merci olarak millete gitme kararı alındı!

Çözüm merciinin millet olduğunu böylece hep birlikte yeni baştan öğrenmiş olduk!

Bir başka ilginç kelime

"görüşme".

Bu kelimenin sonunda yer alan

"-me"

ekinin olumsuz sinerji yaymasından olacak ki, neredeyse yapılan bütün görüşmeler, olumsuzlukla neticelendi.

Görüşmemek üzere, bir araya gelmemek üzere, bir anlaşmaya varamamak üzerine ne gerekiyorsa hemen her şey yapıldı!

Laflar uzadı, tekrar tekrar heyetler bir araya geldi. Tamam gibi, Bakanlıklar belirleniyor gibi dışarıya sızdırılan balonların gerçek olmadığı sonradan anlaşılsa da, görüşmeler kırk gün kırk gün gece devam etti. Tam onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine diyecektik ki...Ne kimse muradına erdi, ne de biz millet olarak kerevete çıkabildik! Daha kerevet zamanı değil denilince, vuslat kaldı başka bahara!

Olumlu bir sonuca varması beklenen bütün görüşmeler, erken seçime döşenen seçim taşlarına dönüştü.

Uzunca bir süredir unutulmuş bir kelime olan

istikşafi,

bu dönemin en gözde, ancak hiç bir tarafa yarar sağlamayan kelimesi olarak döneme damga vurdu.

Mesela Ak Parti ve CHP arasında tam 35 saat istikşafi görüşme yapıldı.

İstikşafi, bu kadar kafi,

demiş olacaklar ki, evli evine, köylü köyüne döndü.

İstikşafi, erken seçim sonrasında da belki lazım olabilir diye, siyasilerin iç cebinde bekliyor.

Sonra

ortak akıl

diye bir kelime daha vardı. Benim aklım bana yetmiyor mu, benim başka akıllarla işim olmaz diyen siyasetin şahinleri, ortak akıl kelimesini, bir aldatmaca, kafaları bulandırmaya yarayan bir kavram olarak gördüler.

Ortak akıl, herkesin aklından istifadeyle birlikte, bazı müştereklerde birleşip, aynı görüşleri paylaşmak gibi bir şey olarak sunulsa da, çizgilerinden, görüşlerinden, hassasiyetlerinden bir milim dahi taviz vermeyen siyasilerimizin sadece dilinde dolaşan, bunun dışında salonlarda ve kürsülerde bir temenni olarak zikredilen bir kelime olarak, söylenip geçildi.

Siyaset, siyasilerimize

sükunet

tavsiye ediyordu.

Sükunete ve sağlıklı düşünmeye gerçekten ihtiyaç var deniyordu ki,

Ülkenin Doğu ve güneydoğusunda silahlar ve bombalar patlamaya başladı. Neredeyse hemen her gün şehit cenazeleri gelmeye başladı ülkenin her bir köşesine...

Siyaset, toparlamaya çalıştığı ipin ucunu kaçırdı. Ülkenin kimyası bozuldu. Ok yaydan çıktı!

Sonrasında da, kontrol altında alamadığı, kontrol etmekte güçlük çektiği bir kavramın acımasız, laftan sözden anlamayan, zapturapt alına alınmasının imkanı olmayan bir kelime olan

terör

le burun buruna geldi.

Bu haftaya; Seçim hükümeti çalışmalarıyla, gittikçe tırmanan terör olaylarıyla, dolar ve altındaki yükselişlere giriyoruz.

Ortam gergin. İnsanlar kırgın olmanın ötesinde kızgın, seçim güvenliği olmayan bölgeler var.

Siyaset kelimelerle dans etti, meydanlarda oynadı ve bu gösteriden erken seçim çıktı sevgili okurlar. Bazı siyasetçilerimizde, Haziran da yanlış oy kullandığı düşünülenlerin, Kasım'da bu yanlışlıklarını düzelteceği gibi bir beklentiler varmış!

Ya millet biz bu yanlışlığı pek sevdik, yanlışlığa devam derse!..

Bakmadan Geçme