• Haberler
  • Sağlık
  • Sağlık Bakanlığı savaş açmıştı 'Ciddi bir halk sağlığı sorunu'

Sağlık Bakanlığı savaş açmıştı 'Ciddi bir halk sağlığı sorunu'

Sağlık Bakanlığı, obeziteyle mücadele kapsamında ülke genelinde kapsamlı bir tarama programı başlattı. 'İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa' sloganıyla 10-23 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen kampanya çerçevesinde vatandaşların yoğun bulunduğu alanlara bilgilendirme stantları kuruldu. Tarama sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. Obozite ile ilgili Yeni Meram'a konuşan Uzman Diyetisyen Gülce Demiralay,'Kampanya kapsamında elde edilen bulgular, Türkiye'de obezite oranlarının dikkat çekici seviyelere ulaştığını ortaya koydu. Sağlık Bakanlığı, bireyleri bilinçlendirmek ve sağlıklı yaşam tarzını teşvik etmek amacıyla kampanyanın ilerleyen dönemlerde genişletileceğini duyurdu.' İfadelerini kullandı.

Sağlık Bakanlığı savaş açmıştı 'Ciddi bir halk sağlığı sorunu'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Sadece estetik değil bir halk sorunu

Uzman Diyetisyen Gülce Demiralay, obezitenin ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekerek, yenimeram.com’a özel açıklamalarında , “Obezite, vücutta aşırı yağ birikimi sonucunda ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), obeziteyi sağlığı tehdit edecek düzeyde yağ dokusunun artması olarak tanımlıyor. Bu durum, sadece estetik bir sorun değil, kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve eklem rahatsızlıkları gibi birçok ciddi sağlık sorununa da zemin hazırlar,” ifadelerini kullandı. Obezitenin tanı ve takibinde kullanılan en yaygın yöntemlerden birinin Vücut Kitle İndeksi (VKİ) olduğunu belirten Demiralay, “Vücut Kitle İndeksi (VKİ) değerlendirmesinde 18,5 – 24,9: Normal kilolu, 25 – 29,9: Fazla kilolu 30 – 34,9: 1. derece obezite 35 – 39,9: 2. derece obezite 40 ve üzeri: Morbid obezite olarak sınıflandırılmakta” ifadelerini kullandı. VKİ'nin pratik bir yöntem olduğunu ancak kas kütlesi fazla bireylerde yanıltıcı olabileceğini söyleyen Demiralay, bel çevresi ve bel/kalça oranı gibi ek ölçütlerin de değerlendirmeye katılması gerektiğini belirtti.

Yaşam tarzı değiştirilmeli

Diyetisyen Demiralay, obezite tedavisinde temel yaklaşımın sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme ile yaşam tarzı değişikliği olduğunu vurgulayarak, “ Kısa vadeli diyetlerin kalıcı çözüm sağlamamakta, Kişiye özel, dengeli bir beslenme programı ve düzenli fiziksel aktivite, kalıcı kilo kontrolü açısından büyük önem taşır. Rafine şeker, beyaz un ve işlenmiş gıdaların azaltılması; sebze, meyve, tam tahıl ve sağlıklı yağların artırılması gerekir,” dedi.

Duygusal açlık ve genetik faktörlere dikkat

Günümüzde kilo artışının en önemli nedenlerinden birinin duygusal açlık olduğuna dikkat çeken Demiralay, “Biyolojik bir ihtiyaç olmadan gelişen yeme isteği, özellikle şekerli ve karbonhidrat ağırlıklı besinlerin fazla tüketimiyle kendini gösterir. Bu durumun önüne geçmek için lif tüketiminin artırılması, stres yönetiminin sağlanması ve fiziksel aktivite şarttır,” dedi. Genetik faktörlerin de obezite riskinde etkili olduğunu belirten Demiralay, aile öyküsü olan bireylerin risk altında olduğunu ancak genetik yatkınlığın tek başına belirleyici olmadığını, çevresel faktörlerle birlikte riskin arttığını söyledi. Demiralay açıklamasını, “Obezite sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal düzeyde de ciddi bir sağlık sorunudur. Uzun vadeli başarı için bireyin beslenme alışkanlıklarını değiştirmesi, fiziksel aktiviteyi artırması ve gerektiğinde profesyonel destek alması şarttır,” sözleriyle tamamladı.

(Özel Haber)

Haber

Bakmadan Geçme