Ramazan Esintileri
Ramazan Esintileri - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi
Bektaşi’ye sormuşlar;
-Baba erenler hangi nefesi seversin?
Baba yanıtlamış:
- Cigaranın ilk, kaynanamın son nefesini!
Bektaşi baba ile tam ters köşede olduğumu öncelikle belirteyim. Eşinizin annesi sizin de anneniz sayılır. Kaynanalar da annedir, tüm anneler iyidir ve saygı değerdir!
Bektaşi babanın kaynanası biraz sert yapıda olabilir, onu yumuşatmak ona düşerdi.
Bektaşi baba’dan bir esinti daha;
Bektaşi’ye sormuşlar;
- Ramazan hakkında ne düşünüyorsun?
- İftara bir şey dediğim yok ama, şu sahuru öğleye alsalar çok iyi ederlerdi!
Söyleşi de madem Bektaşi babadan başladık daha devam edelim;
Oruç tutan Bektaşi’nin biri pek fena susamış. Vakit geçirmek için kırda giderken bakmış gürül gürül akan bir çeşme. Ağzını dayayıp lıkır lıkır içmeye başlamış. Bu sırada oradan geçen biri görüp uyardı;
-Aman erenler ne yaptın? Oruç gitti.
Bektaşi, ağzının iki yanından süzülen sular bağrına doğru inerken yanıt verir;
- Oruç gitti, ama fakire de can geldi!
İftar sofrası konuklarından biri, yemeklerin lezzetinden olsa gerek söylenir;
- Keşke Ramazan yılda iki kez gelse!
Sofrada bulunanlardan Bektaşi yanıt verir;
- Öyleyse, Ramazan gider gitmez neden bayram yaparsınız; insan sevdiği gidince hiç bayram yapar mı?
***
Ramazanda Bektaşi’ye sormuşlar :
-Erenler kaç tane oruç tuttun?
-Henüz nasip olmadı. Tuzak kurdum bekliyorum.
Adama sormuşlar;
- Kaç gün oruç tuttunuz?
-Hastalığım nedeniyle, ancak bir gün tutabildim!
Aynı soruyu, orada bulunan Bektaşi’ye sorunca, hiç istifini bozmadan yanıt vermiş ;
-Bu arkadaş benden bir gün fazla tutmuş!
***
Bektaşi'ye sahurda sorarlar;
-Oruca nasıl niyet etmeli?
Bektaşi, tıka basa yemiş, sonra yanıt vermiş;
- Dayanırsam tutarım, dayanamazsam yutarım diye niyet edip ağız çalkalamalı.
***
Tilki ormanda gezmektedir. Ağacın dalında asılı geyik budu görür. Açtır ama kuşkulanır,
dikizlemeye başlar ve anlar ki bu bir tuzak. Geyik budu bir bombaya bağlıdır. Uzaklaşıp sotaya yatar. Biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de. Tilkiye sorar:
-Ne yapıyorsun dostum?
Tilki yanıt verir;
- Hiiiç. Yatıyorum.
- Burada bir but var.
- Evet, var.
- Neden yemedin?
Tilki sakince yanıt verir;
- Bugün orucum!
Kurt kendinden emin;
- Ben yiyeyim o zaman.
Tilki;
- Buyur afiyet olsun!
Kurt buda uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman. Kurt yaralı, perişan bir halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar. Bunu gören kurt sorar;
- Hani oruçtun?
Tilki pişkin pişkin der ki;
- Biraz önce top patladı duymadın mı?
***
Nasreddin Hoca’nın, bir ramazan günü susuzluktan gözleri kararmıştı. Tahammülü tükenen Hoca çeşmeye dayanıp su
içerken gören köylü uyarıda bulunur;
-Aman hocam, yaptığın günah değil mi?
Hoca sinirlenir;
-Yıkıl karşımdan! Ramazan bir daha gelir, ama ben gidersem bir daha gelemem.
***
Bektaşi’ye bir gün sorarlar;
“Gelse bir dilberi ahu
Olsa savmı ramazan
Dilber-i ahumu efdaldir,
Yoksa savmı Ramazan mı?
Bektaşi yanıt verir;
“Fırsatı fevketme zinhar...
Sür sefasın dilberin
Olur kazası savmın
Olmaz kazası dilberin.”
Bakmadan Geçme