Öztürk: Bulgarlar Türk olduklarını hatırlamaya başladı
Balkan Türkleri Muhacir Dayanışma Derneği Eski Başkanı Dr. Halil Öztürk Konya Aydınlar Ocağı'nın düzenlediği 70. Yaşında Saygı Programında, Bulgarların Türk olduklarını hatırlayama başladıklarını söyledi.
Konya Aydınlar Ocağı, 70 yaşına giren Bulgaristan Türkleri Derneği Eski Başkanı Dr. Halil Öztürk’e Saygı Gecesi düzenledi. Konevi Derneği salonundaki programda hayatı ve hatıralarını anlatan Öztürk, Bulgaristan’ın ata toprakları olduğunu söyleyerek, Bulgarların da Türk olduklarını hatırlamaya başladıklarını vurguladı.
Dr. Halil Öztürk,
Bulgaristan’dan gelen Türklere kılavuzluk etmek üzere kurulan Bulgaristan Türkleri Derneği’ne 1990’lı yıllarda Başkan olduğunu ve Türklere büyük zulümler yapan, Belene kampı kuran Jivkov döneminde yaşanan göçte Konya’ya gelenlere hizmet ettiklerini anlatan Dr. Öztürk “Biz ziyarete gittiğimizde Bulgarların da bizimkiler gibi çok güzel Türkçe konuştuklarını gördük. Avukat Halil Yaver 1930’lu yıllarda, Bulgarların Balkanları istila planı, Balkanlar da Türk varlığı gibi konuları kitabında yazmış. Orada (Lügatlardan Bulgaristan ismi kalkmıştı. Hatta Bulgaristan’ı da terk etmişlerdi) diye yazıyor. Özellikle Kırım harbinden sonra Romanya’ya doğru göç etmişler. Mesela Meydan Larousse’de Bulgar maddesi yoktu. Ama sonradan Batılılar, Osmanlı’yı yıkabilmek için azınlıkları ayaklandırma projesi uygularken Bulgarları da kullandı. Mesela Robert Koleji ilk olarak Bulgar Koleji olarak kurulup sonra ismi değiştirilmiş. Orada bahçıvan, seyis, esnaf gibi Bulgarların çocuklarını eğitmişler. Sonra o çocuklar Bükreş’te toplanıp Bulgar Kurtuluş Komitesi’ni kurmuş.
Bulgarlara Tuna’nın güneyinde oldukları halde niye Bükreş’te kuruyorlar? Çünkü Tuna vilayeti Memalik-i Osmani’nin en mamur beldesidir ve oradaki insanların isyan etmeyeceklerini bildikleri için Batılıların ve papazların desteği ile Bükreş’te kuruyorlar. İhtilâli onların yaptığı söylenir. Sonra 93 Harbi, 1877-78 de çıkıyor ve ardından Bulgaristan Prenslik haline getirilip fiilen bizden koparılmış” diyerek sözlerini sürdürdü. Ondan sonra da Robert Kolejinde tek Bulgar yoktur, tamamı Ermeni’dir. Oradan mezun olan Ermeniler de Hınçak ve Taşnak cemiyetlerini kuruyorlar. Bizim Ermenilerle hiçbir sorunumuz yokken onlar Türk kıyafetleriyle Ermeni köyünü basıyorlar, onların kıyafetleriyle de bizim köyleri basıyorlar” diyerek sözlerini sürdürdü.
Kendi hayatına dair bilgiler vererek devam eden Öztürk “Çaybaşı’nda otururken Hakimiyet-i Milliye’de, Köyceğiz’e taşınınca da Şükrü Doruk İlkokulunda okudum. Meram Ortaokulu’ndan sonra Konya Lisesine gittim ve Gazi Lisesi adını aldığında mezun oldum. Sonra Tıp Fakültesine gidip 1979’da mezun oldum. Beş kardeşiz ve erkek kardeşlerimin en okumayanı ben oldum. İki yıl Zonguldak’ta mecburi hizmet yaptım. Ardahan Askeri Hastanesinde askerlik yaptım. 1980-84 arası Ankara’da ihtisas yaptım. Balkan Türkleri Muhacir Dayanışma Derneği Başkanlığı yaparken, Balkanlar’dan gelen öğrencilerle seminer çalışmalarımız oldu. Buraya öğrenime gelen öğrenciler arasından Bulgaristan’da milletvekili, bakan, İslâm Şurası Başkanı olanlar var. Bu çalışmalarda Aydınlar Ocağı Başkanımız Dr. Mustafa Güçlü’nün de payı var” dedi.
Bulgaristan’da Bulgar kalmadığını, kalanların da büyük oranda Türkçe konuştuğunu yineleyen Öztürk “Yakın zamanda onlarında Türk olduklarını hatırlayacaklarını düşünüyorum. Son zamanlarda birkaç Bulgar olarak bilinen akademisyenin, Türk olduklarını anlatan konuşmalarına, yazılarına şahit olduk. Zaten Bulgarları da Slavların en aşağı tabakası olarak kabul edip, (Sonradan Slav oldu) tezini savunanlar var. Aslının Türk olduğunu fark eden Bulgarları görmeye başladık. Bu hatırlama gelişerek devam ederse o zaman Tuna tabii sınırımız olur” diyerek konuşmasını tamamladı
