Öncelik, Hükümet kurma olmalıdır!
Öncelik, Hükümet kurma olmalıdır! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Ak Parti ile CHP arasında yürütülen istikşafi görüşmeler sonrasında en geniş yelpazede Genel Başkanlar durum değerlendirmesi yapmışlar.
Olumlu gelişmeler var mı?
Var gibi!
Her iki taraf, Türkiye’yi hükümetsiz bırakmama noktasında kararlı bir yaklaşım sergiliyorlar.
Samimi bir gayret içerisinde olunduğu, tarafların sözcüleri tarafından aktarılıyor.
İki zıt partinin bir araya gelmesi ülke için bir kazanımdır görüşlerine yer veriliyor!
Hükümet kurulması konusunda Genel Başkanların tekrar bir araya geleceği açıklaması, bu hükümet galiba kurulacak gibi bir düşüncenin oluşmasına yol açtı,
Türkiye normale dönmeli, rahatlamalı.
Bunun içinde bir hükümeti olmalı. Geçici değil, en azından belli bir süre de olsa kalıcı bir hükümet.
Değilse, hükümetsiz kalan, hükümet kurulamayan bir ülkede, dökme suyla değirmen döndürmeye kalkarsınız ki, dökme su bile bu işten çark eder.
Merak etmeyin, sürecin uzaması, belirsizliklerin artması, ülkenin karmakarışık görüntüsü kimseyi özletmiyor. Gelsin bizi kurtarsın dedirtmiyor!
İnsanımız, çözüm süreci diyerek, bugüne kadar ne yapıldığını sorgulamaya başladı. Çözüm sürecinin barışa nasıl katkısı olabileceğini, şehit cenazeleriyle oldukça net gördü.
Barış diye dayatılan, diretilen, herkes aynı şeyleri istiyormuş havası estirilen konunun pamuk ipliğine bağlı olduğu görüldü.
Onun içindir ki, Türkiye basireti bağlı bir ülke konumundan hızla çıkmak zorunda.
Hükümet kurulacaksa daha fazla vakit kaybedilmemeli.
Kamuoyunun, oy verenlerin kafalarının karıştılmak istenmesi, başka çare mi, var, tek çare erken seçim gibi bütün lafları döndürüp dolaştırıp, erken seçime endeksleme ve toplumda erken seçimden başka çare yok algısı yaratmaya çalışmak, Türkiye gibi bir ülkenin bir başka çaresi yokmuş gibi göstermek çokta akıllıca bir yaklaşım değil!
Türkiye, son günlerde yaşanan olaylardan sonra dizginleri tekrar eline almalıdır.
Dizginleri eline almayı ötelemek, erken seçim formülüne endekslemek, en az altı ay daha, bu ve benzeri olayları yaşamayı kabullenmek demektir.
Ülkenin dizginlerini eline almak demek, Meclisten güvenoyu almış bir hükümet demektir.
Artık, Şehit cenazeleri gelmeyecek sözü verenlerin, çözüm süreci bir çok konuyu halledecektir diyenlerin sözleri ve vaatleri ellerinde patlamıştır.
Ülkenin gerilmesi, gerginlikler yaratılması, kaos ortamına sürüklenmesi, yangın yerine çevrilmesi hiç kimseye prim yaptırmayacaktır.
Çünkü, Türk milleti kızmaya başlamıştır. Öfkesini dışarıya vurmaya başlamıştır. Ateş düştüğü yeri yakar sözü, ateş düştüğü yerle birlikte tüm ülkeyide yakmaya doğru gitmeye başlamıştır şekline dönüşmüştür.
Zaman ucuz, basit politik hesaplar yapma zamanını çoktan aşmıştır.
Ülkeyi erken seçime götürmek, 7 Haziran sonrasında sandıktan çıkan tabloyu görmezden gelmek demektir.
Ülke oldukça karışık sevgili okurlar. Son 30 günde 36 şehit veren Türkiye’de feryatlar,, figanlar, gözyaşları arşı tutarken, şöyle ettik, böyle yaptık, kanları yerde kalmadı gibi söylemler, insanımızı tatmin etmiyor.
Türkiye bir an önce hükümetini kurup, ne yapacaksa yapmalıdır artık.
Erken seçime gitmek, erken seçim tarihi olarak 22 Kasım tarihini vermek, 2015 yılının ikinci yarısını seçime ayırmak değilse nedir.
Bu tablodan, bu gelişmelerden, milletin kan ağlamasından nemalanma bekleyenlerin kazanacağı hiçbir şey yoktur.
Erken seçim demek, ülkenin acil bekleyen bütün meselelerinin 2016 yılı başına kalması demektir. Türkiye sığ sulardan geçmiyor. Fırtınalı bir denizin tam ortasına doğru ilerliyor.
Böyle günlerde basireti bağlanmış, dediğim dedikçi düşüncelerin değil, feraset sahiplerinin kılavuzluğuna ihtiyaç var!
Bakmadan Geçme