Liyakat!..

Liyakat!.. - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

Liyakat!..
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Liyakat bir işin ehline verilmesi, işin ehli olabilecek insanları o işin başına geçirmedir. Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumudur. O işe layık olmaktır, yeterli olmaktır.

Liyakatla ilgili konu iktidara gelen bir çok hükümetin söylemlerinde yer almış, ancak, her iktidar değişiminde önce liyakat sahipleri görevlerinden alınmış ve onların çeyreği bile etmeyenler liyakat dediğin nedir ki, denircesine, hayal bile edemeyecekleri, ancak hiç bir zaman altından kalkmaları mümkün olmayan görevlere getirilmişlerdir.

İşi ehline verme düsturunu dilinden düşürmeyenlerin bile, liyakat sahibi insanlara zerrece tahammülü olmadığı onlarca yıldan beri bilinen bir gerçektir.

O halde, kimlerdir işinin ehli olanlar, kimlerdir liyakat sahibi diye makamlara tepeden inme oturtulanlar?

Hemen bir çok insanın ortak kanaatine göre; Günümüzün liyakatlıları söz dinleyenlerden, itiraz etmeyenlerden, her isteği emir telakki edenlerden oluşuyor. İzinsiz, ön görüşmesiz, tasdik edilmemiş hiç bir işi yapmayacaklar arasından özenle ve titizlikle seçiliyorlar.

Liyakat esasının bozulduğu dönemlerde, liyakat kavramının eli ve kolunun bağlandığı, ağzının bantlandığı, gözlerinin sıkı sıkıya kapatıldığı durumlarda ne olur  o işletmenin, hali, ne olur o kurumun hali?

Verim alınamayan,, işletilemeyen, personeli diken üstünde olan, gidişat yanlış diyenlerin görev yerlerinin değiştirildiği iş bilir, tecrübeli personelin yıldırılması gözlerinin korkutulması insanların ekmeği ile sınanması az yaşanmadı.

Yalakaların, yağcıların, övücülerin ve ötücülerin yükseldiği, liyakatli insanların dikkate bile alınmadığı ve sonrasında en ciddi bilinen kurumların saçmaladığı, verimlerinin düştüğü, ilerlemenin ve gelişmenin neden olmadığı konusunda raporların düzenlenip, raflarda bekletildiği dönemler gördük.

İşlerin kaba-saba ve yüzeysel yapıldığı,  her aksamaya bir kulp takıldığı, bahane köprüleri üzerinde ötelemelerin, köprüden aşağıya liyakatlıları itelemenin hesabı ve kitabı az mı yapıldı.

12 Eylül öncesinde, sürgünler, vurgunlar o kadar çoktu ki...

Bizim nesil, bir ucdan bir uca bütün ülkeyi dolaştı.

Yıllarca yöneticilik yapmış insanları, aynı kurum içinde düz bir göreve verirler, aynı kurum içerisinden işi bilmeyen, ancak ne yap denilirse yapmaya dünden razı insanları iş başına getirip, alamadıkları intikamları, düz bir göreve getirdikleri insandan almaya çalışırlardı.

Rızkımı siz değil Allah veriyor diyen insanlar, basardı istifayı! Kalanların içinde yapılanları kaldıramayıp kalp krizi geçirenler oldu!

O insanlardan bazıları burnu sürütülsün diye, kuş uçmaz-kervan geçmez yerlere sürüldüler.

Gitsin gelemezsin diye, gitmesin istifa etsin diye!

Liyakatlı insanları daha o zamanlarda yıldırdık, canlarına okuduk!

Bu istediğin kanuna uygun değil diyenlere benim partim iktidar, kanun kim arkadaş! Kanun biziz, ya bizim dediğimizi yapacaksın, yada defolup gideceksin diyen İl ve ilçe yöneticileri gördü ülkemiz!

Öncelikle kendi istekleri vardı bu insanların. Çocuklarını, yakınlarını bir yerlere getirme adına, biz bu siyaseti neden yapıyoruz, benim damat, benim oğlan, benim gelin  şu makama gelecek, yada ben istifa ediyorum diyenler  bile çıktı aralarından.

İl yada ilçelerine yatırım istemezken, önce şu Valiyi alın, alın şu Kaymakamı, alın şu Bayındırlık Müdürünü, alın şu İl Milli Eğitim Müdürünü, sonrasını düşünürüz diyen siyastçiler gördü bu ülke.

İl ve İlçeleri o güne kadar görmediği hizmetlerle donatan, bu uğurda çoluğunu-çocuğunu ihmal eden insanlar en olmadık yerlere gönderildi, küstürüldü.

İşin ehli denildiğinde, kime yakın, kimin akrabası, kim destekliyor, arkasında kim var sorularını soranlar, geçmiş dönemleri unutmuş gözüküyorlar!

Adam işinin ehli, filanca yerdeydi, teklif ettik, bizi kırmadı geldi gibi sözleri artık nadiren duyuyoruz.

İnanın gerçekten liyakat esasına sadık kalabilseydik, yani işi ehline verebilme erdemini gösterebilseydik, bir çok mesele kendiliğinden çözülür, liyakatli adam aramazdık!

Liyakatli adam kalmadı mı, diye konuşanların dahi, samimi olduklarından emin değilseniz, liyakatli adam aramanın bir başka bahara kaldığını anlarsınız!

Bakmadan Geçme