Konya ve misyonu!..
Konya ve misyonu!.. - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Konya bir misyon şehri. Şehre yüklenen ve bahşedilen bu misyonu bu şehir şanla, şerefle yüzyıllardır taşımaya devam ediyor. Bu misyon geniş mana zenginliğine ve derinliğine sahip. Şehrin taşıdığı bu geniş mana zenginliğine birkaç pencere dışında bakmak, işine gelmeyenler, işin en önemli bölümlerini yıllardan beri es geçme ve unutturma çabasındalar.
Şehrin misyonundan konuşacaksak, tarihe bakacağız. Tarihe bakmadan şehrin misyonunu geliver-gidiver-geziver-dolaşıver şeklinde anlatmaya kalkanların şehrin misyonundan ne denli habersiz oldukları anlaşılır ki, ya bunu bile bile geçmişi unutturma adına yaptıklarını düşüneceksiniz, ya da konuyu bilmediklerini ancak öğrenmek için hiçbir çaba sarf etmediklerini!..
Şehrin, Selçuklu Sultanlarını direkt ilgilendiren tarihini askıya alan, Sultanları tabiri caizse kapı önünde bekleten, türbelerinin bulunduğu Alaeddin Tepesini yaşadığı anlatılmaz acıklı hallerinin sonunda delik-deşik eden Belediyelerimiz son 30 yıla yakın bir süredir, şehrin gerçek misyonuna ömürlerini adamış bu insanlara büyük vefasızlık örneği göstermeye devam ediyorlar!
Kutalmışoğlu Süleymanşah tarafından 1075 yılında fethedilen Konya, Selçuklu Başkenti olduktan sonra, Türk ve İslam aleminin kalkanı misyonunu üstlenmiştir.
Konya’da söz sahibi olduklarını, ileri gelenlerden sayıldıklarını düşünenler öncelikle bunu bilmeliler!
Avrupa’nın büyük devletlerinin bir araya getirdiği Haçlı orduları, yürüdükleri Kudüs yolunda, karşılarında, I.ve II. Kılıçaslan’ı, Sultan Mesud gibi savaş kahramanlarını bulmasaydı ne olurdu acaba?
Haçlı ordularının hareket kabiliyetini yok eden, geriye neredeyse savaşacak silahlı güç bırakmayan bu mücadele hem Kudüs’e, hem de, Mekke ve Medine’ye savunma kalkanlığı yapmıştır.
Anadolu’da o tarihlerde Selçuklu olmasaydı, zırhlarına ok işlemeyen, öldürmekten, yıkmaktan, yakmaktan, talan etmekten başka misyonu olmayan eli kanlı Haçlı ordularını kim durdurabilecekti?
O tarihlerde birbirini yiyen küçük Ortadoğu devletçikleri mi?
Mısır’ın hakimi Memlüklüler mi?
Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü geri almasını kolaylaştıran, Selçuklunun Anadolu’da verdiği ölümüne mücadeledir. Bu mücadele, Selçuklu devletinin yok olma pahasına göze aldığı bir mücadeledir ki, Konya ve Selçuklu Sultanları Papalığın, Haçlı Tarikatların, Haçlı ordularının, Avrupa’daki Krallıkların boy hedefi ve baş düşmanı haline gelmiştir. Ortadoğu Coğrafyası ve Eyyubiler buna rağmen Konya’yı ve Selçukluyu hiç sevmedi. Hep kendine rakip gördü. Bazı tarihçiler, Selçuklunun verdiği bu ölümüne mücadelenin kıskanıldığını yazar.
Yıllar sonra, Memlük egemenliğine giren Ortadoğu, Osmanlı’yı tehdide kalktığında gerçek bir savaş dâhisi olan Yavuz Sultan Selim Mercidabık ve Ridaniye meydan savaşlarında Memlük ordusunu yendi. Ardından Mısır’a girdi. Kahire’yi aldı. Kutsal emanetler ve Halifelik Osmanlıya geçti.
Aynı coğrafya ve Mısır, ne Osmanlı’yı ne İstanbul’u, ne Yavuz’u hiç ama hiç sevmedi.
İşte bu yüzden şehrimizin misyonunun nereden geldiğini iyi bilmek gerekiyor. Bu misyona bugün sahip çıktığını söyleyip, Konya misyonu diye söze başlayanlar, işin tarih kısmından nedense kapak kaldırmıyorlar. Tarih ise nereyi kazsalar her gün bir başka azizlik yapıyor.
İşin tuhafı neden bu şehirde bu kadar çok tarih çıkıyor diye neredeyse şaşırıyor arkadaşlar.
Şehrin misyonunun sadece Filistin ve Mısır’a destek adına var olduğunu düşünen STK’larımız, kuruluşlarımız ve siyasi parti temsilcilerimiz var.
Konya, dar misyonlu bir şehir olsaydı Başkent olur muydu? Dar misyonlu bir şehir olsaydı Mevlana, Şems-i Tebrizi, Şeyh Sadreddin Konevi, Muhiddin-i Arabi, Molla Cami gibi dünyanın tanıdığı, bildiği, sevdiği insanlar bu şehre gelir miydi, bu şehirlerde vefatlarına kadar kalırlar mıydı?
Misyon, günü kurtarmaya, habbeyi kubbe yapmaya, pencerelerinin sadece birkaç tanesinin açılarak, diğerlerinin kapalı tutulmasına rıza göstermez. Dünya Tarihi Şehirler Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği ve geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen, İslam Başkentleri ve Şehirleri Teşkilatı (OICC)’nın Yönetim Kurulu ve İşbirliği Fonu ile 4. Dijital Etkileşim Komitesi Toplantısı’nda Dijital Etkileşim Komitesi Başkanlığı durup dururken mi Konya’ya geçti?
Şehrinizin geçmişten gelen bir misyonu yoksa, ne yapsınlar sizi?
Bu şehrin dar değil, daraltılmış değil, bütün dünyaya bakabilecek bir ufku ve vizyonu var. Taşıdığı misyon bunun nişanesi.
Sevgili yöneticiler, açın şu misyonun pencerelerini ardına kadar! Misyonun verdiği toleransın daha ne kadar süreceğini sanıyorsunuz? Siz o pencereleri açmazsanız, yarınlarda açacak olanlar gelir. ‘Mahkemenin Kadıya mülk olmadığını’ bilmiyor olamazsınız değil mi?
Bakmadan Geçme