Konya'nın manevi mirası uluslararası sempozyumda buluştu
Konya'nın ilim ve irfan geleneğine yön veren şahsiyetler ve bıraktıkları miras, NEÜ ile Eğitim-Bir-Sen iş birliğinde düzenlenen uluslararası sempozyumda ele alınıyor.
Haberin Özeti
- • NEÜ ve Eğitim-Bir-Sen iş birliğinde düzenlenen I. Uluslararası Konya’nın Manevi Mimarları Sempozyumu, şehrin hafızasını inşa eden şahsiyetleri ele alıyor.
- • Sempozyumda, Konya’nın yedi yüz yıllık ilim ve irfan geleneği vurgulanarak Mevlânâ ve Sadreddîn Konevî gibi manevi mimarların mirası işleniyor.
- • 3 gün sürecek sempozyumda 98 araştırmacı, tasavvuftan hukuka kadar çok disiplinli 92 bildiri sunacak; 12’si yurt dışından katılım sağlayacak.
Şehrin hafızasını ve manevi mirasını geleceğe taşımak amacıyla hayata geçirilen “I. Uluslararası Konya’nın Manevi Mimarları Sempozyumu: Şehrin Hafızasını İnşa Eden Şahsiyetler ve Mirasları” başlıklı sempozyum, NEÜ Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Nezahat Keleşoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen açılış töreniyle başladı.
Programda, Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından protokol konuşmalarına geçildi.
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akkuş, şehirleri yalnızca üzerinde yaşayan insanların değil, ayakta tutan ilim, irfan ve gönül mirasının inşa ettiğini belirtti. Konya’nın Selçuklu’nun başkenti olduğu dönemdeki ilim ve irfan merkezi olma özelliğini başkentliğini kaybettikten sonra da yedi yüz yıl boyunca sürdürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Akkuş; Sultânü’l-Ulemâ Bahâeddin Veled, Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî, Sadreddîn Konevî, Hoca Ahmet Fakih ve Şems-i Tebrîzî gibi isimlerin bu mirasın temellerini attığını ifade etti.
Konya’nın manevî mimarlarının yalnızca tasavvuf ehliyle sınırlı kalmadığını dile getiren Akkuş; Beyhekim Ekmeleddin Nahcivânî, Kadı Sirâcüddîn Urmevî, Celâleddin Karatay, Sâhib Ata Fahreddin Ali, Ahi Evren, Dursun Fakih, Hâdimîler, Memiş Efendi, Mehmed Vehbi ve Veled Çelebi İzbudak gibi şahsiyetlerin şehre medreseler, vakıflar, kütüphaneler ve bir şehir ahlakı kazandırdığını söyledi.
Şehrin hafızasını merkeze alan ilk uluslararası bilimsel toplantı olma özelliği taşıyan sempozyumun kapsamına ilişkin verileri paylaşan Prof. Dr. Akkuş, organizasyon boyunca 3 gün süreyle 23 oturumda 98 araştırmacının 92 bildirisini sunacağını kaydetti. Etkinliğin bugün ve yarın üç salonda yüz yüze, cumartesi günü ise iki çevrim içi salonda yapılacağını belirten Akkuş; bildirilerin 72’sinin yüz yüze, 20’sinin çevrim içi, 12’sinin ise yurt dışından (Irak, Pakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs) sunulacağını aktardı.
Eğitim-Bir-Sen Konya 2 No'lu Şube Başkanı Doç. Dr. Halil İbrahim Çelik ise, Hz. Mevlânâ’nın “Şehir, içinde sırların saklandığı bir hazinedir” sözüne atıfta bulunarak sempozyumun Konya’da şehrin manevî ve ilmî hafızasını inşa eden şahsiyetleri merkeze alan ilk uluslararası ilmi toplantı olma niteliği taşıdığını vurguladı. Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’e uzanan kesintisiz 700 yılı aşkın ilim ve irfan birikimine dikkat çeken Çelik, organizasyonun hazırlanmasında gece gündüz gayret gösteren kurul üyelerine, paydaş kurumlara ve tebliğleriyle katkı sunan akademisyenlere şükranlarını iletti. Çelik; Türkçe, İngilizce ve Arapça dillerinde sunulacak bildirilerle tasavvuftan hukuka, tıptan mimariye ve edebiyata kadar çok disiplinli bir alanda bu mirasın müzakere edileceğini kaydederek sempozyumun köklü bağları güçlendirmesi temennisinde bulundu.
Konya'nın inanç, tarih, ilim, hikmet ve sanatla örülü ruhuna dikkat çeken Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz da, Mevlana’dan Şems-i Tebrizi’ye, Nasreddin Hoca’dan Hoca Ahmet Fakih, Sadreddin Konevi, Mehmet Vehbi Efendi, Ali Ulvi Kurucu, Hacıveyiszadeler, Tahir Büyükkörükçü, Hasan Hüseyin Varol ve Bakırcı kardeşlere kadar pek çok ismin bu şehre iz bıraktığını ifade etti. Konya’nın, materyalizmin zehirli ikliminde nefessiz kalan insanlığa Mevlânâ felsefesiyle bir hayat muştusu sunduğunu belirten Yavuz, sendikalarının ülke kalkınmasını eğitim odaklı savunduğunu ve bilgiyi, düşünceyi, edebiyatı ile estetiği öne çıkaran bir sendikacılık anlayışını varoluşsal bir sorumluluk olarak benimsediğini kaydetti.
“Konya, İrfan Pınarlarının En Gür Aktığı Vahalardan Biridir”
Şehirlerin fiziki yapıların yanı sıra bir canlı gibi ruhu, kimliği ve hafızası bulunduğunu aktaran NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hidayet Oğuz, Konya’nın da tarih boyunca Horasan’dan Anadolu’ya süzülen irfan pınarlarının en gür aktığı vahalardan biri olduğunu belirtti.
Hoca Ahmet Fakih'ten Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî'ye, Sadreddîn Konevî'den Sâhib Ata'ya, Hâdimî'den Mehmed Vehbi Efendi'ye, Seyit Harun Veli Hazretleri'nden Memiş Efendi'ye uzanan zengin silsilenin geçmiş övgüsünün ötesinde, bugünü ve geleceği aydınlatan sönmez birer fener olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Oğuz, bu manevî mimarların Konya'yı sadece coğrafi bir merkez kılmadığını, aynı zamanda adaletin, edibin, cömertliğin ve bir arada yaşama ahlakının kubbesi haline getirdiğini ifade etti. Üniversite olarak bilimsel dinamizmi toprağın ruhuyla buluşturmayı ilke edindiklerini söyleyen Oğuz, sempozyum sonrasında bu zengin birikimin nitelikli akademik eserlere dönüştürüleceğini kaydetti.
Konuşmaların ardından NEÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Soner Hunkan’ın oturum başkanlığında yapılan açılış oturumunda Fahri Kulu Efendi’nin torunu Ömer Sakallı, Prof. Dr. Hanifi Şahin, Prof. Dr. Doğan Kaplan, Prof. Dr. Caner Arabacı ve Prof. Dr. Hisham Sawadi Hashim konuşmalarını gerçekleştirdi.
“I. Uluslararası Konya’nın Manevî Mimarları Sempozyumu: Şehrin Hafızasını İnşa Eden Şahsiyetler ve Mirasları”, 17 Ekim 2026 tarihine kadar oturumlarla devam edecek.
Bakmadan Geçme

