Konya'dan sonra Kütahya'da Mevlevilik ruhu anlatıldı
Sanatçı Ahmet Özhan ve beraberindeki heyet, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Rektörünü ziyaret etti. Ziyarette üniversite tarihi müzesi gezilirken, Kütahya'nın tarihî, kültürel ve manevî kimliği üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.
Ahmet Özhan ve beraberindeki heyeti makamında ağırlayan Rektör, üniversite hakkında kapsamlı bilgiler verdi. Ziyaret kapsamında ayrıca "Kütahya'nın Ruhu: Mevlevîlik, Ahilik ve Tasavvuf" başlıklı bir konuşma gerçekleştirildi. Rektör, Kütahya'nın tarihî ve manevî kimliğinin Mevlevîlik, Ahilik ve tasavvuf ekseninde şekillendiğini belirterek, "Kütahya bir Mevlevî şehridir. Kütahya bir Ahi şehridir. Ve tasavvuf, bu şehrin ruhu ve manevi dünyasıdır. Bu üç cümle, Kütahya'yı anlatmak için yeterlidir" ifadelerini kullandı.
“Konya'dan Sonra Kütahya Anadolu'nun önemli Mevlevî merkezlerinden biri”
Konuşmasında Mevlevîliğin Kütahya'daki tarihî izlerine değinen Rektör, bu geleneğin Sultan Veled'in nazarından, Ergun Çelebi'nin postundan ve Mustafa Sâkıb Dede'nin kaleminden Kütahya'ya ulaştığını ifade etti.
Konya ve Afyonkarahisar'ın ardından Anadolu'nun önemli Mevlevî merkezlerinden biri olan Erguniyye Dergâhı'nın, bugün Ergun Çelebi Camii veya Dönenler Camii olarak bilinen yapıyla Kütahya'da yaşamaya devam ettiğini belirten Rektör, Mevlânâ'nın torunlarının burada medfun bulunmasının kentin "çelebiler şehri" olarak anılmasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Ahilik geleneğinin Kütahya'daki izleri
Kütahya'nın Ahilik geleneğine de dikkat çeken Rektör, Ahi Arslan, Ahi Erbasan, Ahi Evran ve Ahi İzzeddin gibi isimlerin yalnızca türbe ve mahalle isimleriyle anılan kişiler olmadığını belirtti.
Bu isimlerin "helâl lokma, doğru söz, sağlam iş" anlayışının Kütahya'daki temsilcileri olduğunu ifade eden Rektör, Ahilik geleneğinin fütüvvet ahlakı ile tasavvufu, esnaf teşkilatı ile toplumsal düzeni bir araya getirerek şehrin hem üretken hem de merhametli bir yapıya kavuşmasına katkı sunduğunu dile getirdi.
“Tasavvuf, Kütahya'nın ruhudur”
Tasavvufun Kütahya'da yalnızca soyut bir düşünce sistemi olmadığını vurgulayan Rektör, bu anlayışın şehrin günlük yaşamında ve kültürel değerlerinde somut biçimde görüldüğünü söyledi. Tasavvufun çini ustasının fırçasındaki incelikte, neyzenin nefesindeki hüzünde, esnafın terazisindeki adalette ve komşunun kapısındaki ikramda karşılık bulduğunu belirten Rektör, şöyle konuştu:
"Tasavvuf, bu şehrin ruhudur; çünkü Kütahya, dışarıdan bakıldığında bir Anadolu şehri, içeriden bakıldığında ise bir irfan beldesidir. Bir şehir, toprağından daha çok ruhuyla ayakta kalır. Kütahya'nın ruhu ise hâlâ Mevlânâ'nın ‘Gel, ne olursan ol yine gel' çağrısında, Ahi Evran'ın ‘Elini aç, gönlünü aç' düsturunda ve bu toprağın yetiştirdiği âriflerin nefesinde yaşamaktadır."
Rektör, Kütahya'nın sahip olduğu bu tarihî ve manevî mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılmasının önemli bir sorumluluk olduğunu belirterek konuşmasını dua ile tamamladı:
“Ya Rabbi! Kütahya'nın semasını rahmetle, toprağını bereketle, gönüllerini ise Mevlânâ'nın ve Ahi Evran'ın nuruyla aydınlat.”
Bakmadan Geçme