İtidalli ve sağduyulu olmamız gerekiyor!

İtidalli ve sağduyulu olmamız gerekiyor! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

İtidalli ve sağduyulu olmamız gerekiyor!
TAKİP ET Google News ile Takip Et

"Bu memleket tarihte Türk'tü, halde Türk'tür ve ebediyeten Türk olarak kalacaktır!"

diyen Türkiye Cumhuriyetinin banisi Mustafa Kemal Atatürk'ün sözü bugünlerde çok daha fazla yankı bulmaya başladı.

Sosyal medya'nın yaygınlığı, yaşanan her olayı anında paylaşma, bilerek bilmeyerek, isteyerek, istemeyerek bir çok gerçeği ortaya çıkarmaya yetip de artıyor.

Hrant Dink'in öldürülmesi sonrasında, Hepimiz Ermeniyiz diye yürüyen insanları biliyorsunuz!

İçlerinde gerçekten vicdan azabı çeken, tavrını ve duruşunu bu şekilde göstermeye çalışan insanlar olsa da, oldukça maksadını aşan bir söz olarak nitelenmişti o günkü yürüyüş ve söylenen sözler.

İnsan tavrını ve duruşunu gösterecek, bin çeşit yol bulurdu diyenlerin , yazanların söyledikleri ve yazdıkları hafızalarımızda.

Hepimiz Ermeniyiz diye yürüyenler, Ağaçların kesilmesine, köklenmesine yürüyüş düzenleyenler...

Foklara, balinalara, sokak köpeklerine yapılan gaddarlığı, zalimliği protesto için yürüyüşler yapıp, programlar düzenleyenler!

Dağlıca ve Iğdır'da yaşananları bilmelerine rağmen,

"Hepimiz Türküz!"

diye yollara düşemediler!

20 Temmuz’dan bugüne  69’u asker, 48’i polis ve birisi de korucu olmak üzere  118 vatan evladı şehit düştü.

Tam 118 tane sebep vardı, "

Hepimiz Türküz!"

demek için!

Hepimiz Türküz diye varsın demesinler, varsın yürümesinler. Bu Anadolu'nun Türk yurdu olduğu gerçeğini hiçbir zaman değiştirmez.

Bu coğrafyada, Türklük; yağmurdan, kardan, fırtınadan, tipiden borandan koruyan tarihte eşi ve benzeri görülmeyen bir çatıdır.

Bu coğrafya'da Türklük; dıştan ve içten gelen bütün ayak oyunlarına, bütün sinsi planlara, bütün hilelere, tezgahlara, engellere, emellere, tuzaklara, ani saldırıların topuna karşı yıkılmaz, sarsılmaz bir koruma kalkanıdır!

Sırtını dayadıkları yerlerden güç alarak Türk Milletine meydan okuyanların ne kısa vadede, ne uzun vadede başarılı oldukları görülmemiştir.

Türk Milletinin bu konuda meşhur bir sözü vardır.

" Ağaca dayanma kurur, adama güvenme ölür"

Türk Milletine hücum edenler, rest çekenler, restleşenler bu sözü hep iş işten geçtikten sonra akıllarına getirdiler, onları izleyenlerde aynı yolda yürümeye devam ediyorlar!

Türk Milleti, mazlumların , ezilenlerin, çaresizlerin, kimsesizlerin, yapayalnızların, düşenlerin, imdat bekleyenlerin koruyucusu ve hamisidir.

Onun için beşbin yıldır fırtınalı denizlerden çıkamaz. Soluklandığı, nefes aldığı zaman sayılıdır. Üç kıtada, ayak basmadığı toprak, fethetmediği ülke, düşürmediği kale kalmayan, başlılara baş eğdiren, dizlilere diz çöktüren bir milletin dostundan fazla düşmanının olacağı tabidir.

Bu coğrafya binlerce yıldır istila edilmiş, yanmış, yıkılmış, yeniden canlandırılmış, elde tutulması en zor coğrafyalardan biri. Haçlıların ve Moğolların istilasını bilmeyenimiz mi var?

Milattan önce Hititlerin, daha sonra Roma'nın elinde tuttuğu Küçük Asya, yani Anadolu toprakları 1071 yılından  itibaren Türk milletinin vatanı.

Her fethettiğimiz yerin adını Türkleştirmişiz.

Aladağ, Bozdağ, Kızılırmak, Yeşilırmak, Aksu, Göksu, Bey dağları, Allahüekber dağları, Uzunyayla, Uzun göl, Çimen dağı, Uludağ demişiz!

Her metrekaresine kaç şehit verdiğimizi bilemediğimiz bir coğrafya burası!

Son yıllarda, Milli maçlarda alınan galibiyetler,  insanlarımızı sokaklara döküyordu. Ancak bunun ötesinde ne yaşanırsa yaşansın insanlar acılarını, kederlerini içlerine atıyorlardı.

Son Hollanda maçında, 18 yıl sonra gelen 3-0'lık Hollanda zaferi, insanlarımızı tekrar sokağa dökmüştü ki, Dağlıca'da ki askerlerimizin yürek burkan, insanımızı kahreden şehit haberleri gelmeye başladı.

İşte o gece, kırılma noktası oldu sevgili okurlar.

Ardından, Iğdır'da 14 polisimizin şehadeti, milli hassasiyetimizi en üst seviyeye çıkardı.

Hassasiyetler olmalı. Ancak, taşkınlıklar, zorbalıklar, kışkırtmalara kapılmalar hiç olmamalı.

Türk Milleti dostunu, düşmanını, hasmını, yanında olanı, uzağında duranı bakar bakmaz bilir.

Böyle günlerde birilerinin ayak oyunlarına gelinmemeli, itidalli davranılmalı, sağduyulu olunmalı.

Zaman, sis perdelerini kaldırdığında, meydanlarda gerçeklerle karşı karşıya gelineceğini hiç kimse aklından çıkarmasın!

Bakmadan Geçme