İç Politikaya çekilmek!

İç Politikaya çekilmek! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

İç Politikaya çekilmek!
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Ülke yangın yerine dönmüş, yüzlerce haneden, onlarca şehirden, ilçeden kasabadan ve köyden feryatlar yükseliyor, hergün şehit cenazelerinin gelmesi eksik değil, ancak içine çekildiğimiz nokta çok daha farklı, çok daha başka!

Simitçi, börekçi, esnaf, emekli, sabit gelirli, asgari ücretli, basın, akademik çevreler, memurlar, işçiler neredeyse toplumun tamamı iç politika öncelikli konuların içinde laf yarıştırıyor!

Olan biten, ölen-kalan için yalandan, göstermelik, samimiyetsiz, ilgisiz, yapmacık bir şekilde vah!...vah!..tüh'..tüh!... edebiyatını da adet yerini bulsun, ilgilenmedi demesinler diye yapıp geçiyoruz!

Konuştuklarımız neler mi?

Ak parti tek başına iktidar olur mu?

Yine dört parti barajı geçer diyorlar, senin düşüncen ne?

Şayet, koalisyon olacaksa şu şu parti arasında olmalı, valla öyle olmazsa kabul etmem!

Ak Parti 11 çıkaramaz mı?

Bak göreceksin MHP 2 diyecek!, CHP'de bir der, başka demez!

Köprülerin altından çok sular aktı arkadaş! Yaz MHP 3 kesin, 4 olur, CHP 1 kesin 2 olma ihtimali olması yüksek!

Ak Parti ya 8 ya 9!

Canın öyle istiyor değil mi?

Ak Parti 10 yada 11, MHP 3, CHP 1

Yüzdeler ne olur yüzdeler?

MHP yüzde 20'ye yakın, CHP yüzde 30'a yakın, HDP, yüzde onun bir kaç puan üstünde, Ak Parti'de yüzde 40'ın altına düşer.

Ne kadar düşer?

Yüzde 35-39 arası bir yerde olur.

Tövbeler olsun olmaz!

Bir kere Ak Parti yüzde 42-45 arasında bir oy alacak, CHP en fazla yüzde 27, MHP yerinde sayabilir, hatta  bir puan aşağıya çek, HDP barajı ucu ucuna geçer.

280 filan Milletvekili çıkarır tek başına iktidar olmaya devam ederiz!

250 vekili bulun, öpüp başınıza koyun. 230 filan demedim. En son hafta onu da diyebilirim.

İnsanımız her yerde bu türden tahminleri konuşuyor.

Taraf olmanın vermiş olduğu haleti ruhiyeyle yüzler geriliyor, yumruklar yan tarafta sıkılıyor. Kendi gibi düşünmeyenlere, aynı telden çalmayanlara tahammül yok, hoşgörü yok!

Taraf olmak, tarafgir olmak bu işin şanındandır demeye 1950 yılından itibaren başlamışız.

Hatta bu duygu aidiyet kesbetmekten öte, yaşama biçimimiz, çizgimiz, duruşumuz olmuş!

Kökümüz Demokrat Partiden gelir, sülalecek Halk Partiliyiz diyen insanlar bizim insanlarımız değil miydi?

İç Politikaya oldum olası sevdalıyız. Radyo ajansları dinleme hastalığımız, gazetede nelerin yazdığı, kimin ne dediği dikkatimizi çekmiş, olayların tahlilini yapmak, o tahliller sırasında çıkan münakaşalarda atışmalar yaşamak, yumruklaşmak, kanlı-bıçaklı olmak siyaseti ne kadar çok sevdiğimizin şanından olarak hafızalarımızda yer etti!.

Ancak son yıllarda bu işe kendimizi çok kaptırdığımızı, hatta kendimizi unuttuğumuzu söylemeliyiz!

Taraf olmanın, hasımlığa, ayrımcılığa, karşıtlığa dönüşmesinin faturalarını çok acı bir şekilde ödememize rağmen, taraflığı düşmanlık olarak algılamak akıl kârı mı?

Gizli bir el bizi sevgimizden, saygımızdan, kardeşliğimizden, dostluğumuzdan, hoşgörümüzden, anlayışımızdan, komşuluk ilişkilerimizden ve hatta insanlığımızdan öylesine uzaklaştırdı ki, olumsuz  davranışlarımızı, olumlu addetmeye başladık.

Kadınlar, genç kızlar, genç delikanlılar, orta yaşlılar, gerek aidiyet duygusundan, gerek heyecan aramaktan, gerek bir yerlere tutunup, atlama taşı niyetine siyaseti pek sevdiler.

İç Politika ruhumuza işledi, bizi kilitledi, ondan başka bir şey düşünmemizi adeta engelledi.

Bugün geldiğimiz bu nokta, uzlaşmazlığımızı, tarafsızlığımızı  kaybettiğimiz, hoşgörümüzü yitirdiğimiz, birbirimizi anlamaktan uzak davranışlar sergilediğimiz kör bir nokta oldu!

Dün Halkçı-Demirkıratçı, sonra Sağcı-Solcu diye ayrıştırılan bizler, bugün tarafgir davranışlarla iç politikanın içine çekilip yine kendimize yazık etmek üzereyiz.

Bir olmak, birlik olmak, beraber olmak bu değil!  Türk Milletinin tamamını içine alan bir hoşgörü ve anlayış birlikteliği bizi huzura, barışa ve esenliğe ulaştıracak diye düşünüyorum.

Bakmadan Geçme