Hukukçular AYM'nin süresiz nafaka kararını değerlendirdi
Hukukçular, Anayasa Mahkemesinin kanundaki boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin nafakayı süresiz olarak isteyebilmesine imkan tanıyan ibareyi iptal etmesinin nafaka hakkını tamamen ortadan kaldırmadığını belirtti.
AYM'nin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "süresiz olarak" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline ilişkin kararının gerekçesi 30 Eylül'de Resmi Gazete'de yayımlandı. İptal hükmü, yayımdan 9 ay sonra yürürlüğe girecek.
İstanbul 2 Nolu Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Serpil Balat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk Medeni Kanunu'nda tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası olmak üzere üç farklı nafaka türünün bulunduğunu söyledi.
Tedbir nafakasının dava tarihinden boşanma veya ayrılık hükmünün kesinleşmesine kadar devam ettiğini aktaran Balat, kararın eşe verilen yoksulluk nafakasının "süresiz verilmesi"yle ilgili olduğunu, çocuk için verilen iştirak nafakasının kapsam dışında bulunduğunu söyledi.
Balat, toplumda çocuk için ödenen nafakanın anneye verilen nafaka olarak algılanabildiğini belirterek, "AYM, çocuğa verilen iştirak nafakasıyla ilgili herhangi bir hüküm kurmadı. Maalesef toplumumuzda çocuğa verilen nafaka da anneye verilmiş gibi algılandığı için Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakası hakkında verdiği kararın çocukları da etkileyeceği düşünülmüştür. Yoksulluk nafakası sadece boşanmış eşleri ilgilendirir." dedi.
Yeni sistemde sosyal devlet ile hakkaniyet arasında dengeli bir yapı kurulması gerektiğini dile getiren Balat, nafakanın ekonomik bağımsızlığın yeniden kazanılmasına katkı sağlaması, devletin ise istihdam, meslek edindirme, sosyal yardım ve sosyal güvenlik politikalarıyla bu süreci desteklemesi gerektiğini kaydetti.
Nafaka süresi ve miktarında tek tip çözümler yerine objektif kriterlerin esas alınması gerektiğini vurgulayan Balat, şöyle devam etti:
"Nafakanın süresinin yalnızca evlilik süresine bağlanması hakkaniyetli sonuçlar doğurmaz. Evlilik süresinin önemli bir kriter olduğu kabul edilmekle birlikte tek başına belirleyici olmamalı. Nafaka süresi belirlenirken evliliğin süresi, tarafların yaşı, sağlık durumları, eğitim seviyeleri, mesleki yeterlilikleri ve çalışma deneyimleri, çalışma hayatından uzak kaldıkları süre, yeniden istihdama katılabilme imkanları, tarafların mal varlığı ve gelir durumları, müşterek çocukların sayısı, yaşı ve bakım ihtiyaçları ile evlilik nedeniyle oluşan kariyer ve emeklilik kayıpları dikkate alınmalı."
Bazı özel durumlarda süresiz nafakanın gerekli olabileceğini belirten Balat, yaşlılık, ağır veya kalıcı hastalık, engellilik, çalışma gücünün bulunmaması ve uzun yıllar çalışma hayatından uzak kalınması gibi durumların dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Nafaka alacağının etkin tahsili için yeni mekanizmalar geliştirilmesini isteyen Balat, gerekli hallerde devlet güvencesi sağlayacak nafaka fonu oluşturulmasını ve sosyal destek politikalarının sistemle birlikte planlanmasını önerdi.
“Nafakanın ödenmemesi halinde hapsen tazyik uygulanması ciddi mağduriyetler oluşturmaktadır”
Avukat Mehmet Alagöz, AYM kararının uzun süredir tartışılan yoksulluk nafakası konusunda önemli bir değişikliğe işaret ettiğini belirtti. Yoksulluk nafakasının kadın veya erkek ayrımı olmaksızın ekonomik durumu boşanma sonrasında sarsılan eşe ödendiğini aktaran Alagöz, iştirak nafakasının ise çocukların bakım, eğitim, sağlık ve barınma giderlerine katılmak amacıyla ödendiğini kaydetti.
Alagöz, yoksulluk nafakasının süresiz olmasının uygulamada bazı sorunlara yol açtığını savunarak, "Nafakanın süresiz olarak istenebilmesine ilişkin hüküm, uygulamada nafakanın süresiz belirlenmesine yol açmış, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmaması da tartışmalara neden olmuştur. Kısa süreli evliliklerde dahi kusuru olmayan kişilerin uzun süre nafaka ödeme yükümlülüğüyle karşılaşması ve nafakanın ödenmemesi halinde hapsen tazyik uygulanması ciddi mağduriyetler oluşturmaktadır." diye konuştu.
Mevcut kanunda yeniden evlenme veya ölüm halinde nafakanın kendiliğinden sona erdiğini, bazı durumlarda ise mahkeme kararıyla kaldırılabildiğini hatırlatan Alagöz, ispat ve yargılama süreçlerinin uzun olmasının uygulamada sorun oluşturabildiğini söyledi.
AYM kararında farklı ülkelerdeki nafaka uygulamalarına da yer verildiğini belirten Alagöz, İsviçre, Almanya ve Fransa'da nafakanın tarafların ekonomik ve kişisel durumlarına göre belirlendiğini, İngiltere, Hollanda ve Belçika'da ise süre ve koşullara ilişkin farklı sınırlamalar bulunduğunu aktardı.
Yeni düzenlemenin her evlilik için farklı koşulları dikkate alması gerektiğini vurgulayan Alagöz, şöyle konuştu:
"Nafakanın tüm boşanmalarda baştan, süresiz olarak düzenlenmesi ibaresi oldukça problemliydi. Evet, aileyi özellikle kadınları korumak önemli. Ancak kadını koruyayım derken daha büyük problemler üretmemek gerekir. Çok kısa süren bir evlilikte üstelik kusuru dahi yokken ömür boyu nafaka ödemeye mahkum edilmek adalete aykırı bir durum, ayrıca insani olmadığı gibi vicdanen de çok rahatsız edici."
Yeni düzenlemenin Türk toplumunun gelenek ve görenekleri ile yaşam koşullarına uygun olması gerektiğini ifade eden Alagöz, bu konuda Meclisin önemli bir görev üstlendiğini söyledi.
Kararla yoksulluk nafakası tamamen kalkmadı
Avukat Candan Ramazanoğulları da AYM kararının boşanma sonrasında ekonomik açıdan güçsüz kalan eşin nafaka talep etme hakkını ortadan kaldırmadığını belirtti.
Kararın yoksulluk nafakasının tamamen kaldırıldığı veya mevcut nafakaların kendiliğinden sona ereceği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini ifade eden Ramazanoğulları, AYM'nin nafaka hakkının varlığını değil, ödeme yükümlülüğünün belirsiz süreyle devam edebilmesine yönelik düzenlemeyi iptal ettiğini söyledi.
Mevcut nafaka kararlarının geçerliliğini koruyacağını bildiren Ramazanoğulları, nafakanın azaltılması veya kaldırılmasının Türk Medeni Kanunu'ndaki şartlar çerçevesinde mahkemeden talep edilebileceğini, nafaka yükümlülerinin ödemelerini tek taraflı olarak durduramayacağını vurguladı.
İptal kararının 30 Haziran 2027'de yürürlüğe gireceğini belirten Ramazanoğulları, bu süre içerisinde mevcut düzenlemenin uygulanmaya devam edeceğini, kanun koyucunun ise nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenleme yapmasının beklendiğini kaydetti.
AYM'nin nafaka için 3, 5 veya 10 yıl gibi belirli bir süre öngörmediğini vurgulayan Ramazanoğulları, yeni düzenlemede evliliğin süresi, tarafların yaşı, sağlık durumu, ekonomik koşulları ve çalışma imkanları gibi ölçütlerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Ramazanoğulları, "Kanaatimce burada esas olan, nafaka alacaklısını korumasız bırakmadan, nafaka yükümlüsüne de ölçüsüz bir mali sorumluluk yüklemeyen adil bir sistem oluşturmaktır. Özellikle uzun yıllar çalışmamış veya ekonomik bağımsızlığını kazanması mümkün olmayan kişilerin durumu ile buna karşılık kısa süreli bir evliliğin ardından çalışma ve gelir elde etme imkanı bulunan bir kişi lehine hiçbir süre değerlendirmesi yapılmadan nafakaya hükmedilmesi de hakkaniyet bakımından aynı şekilde değerlendirilmemelidir." ifadelerini kullandı.
Bakmadan Geçme