• Haberler
  • Konya
  • HİSDER'de Milli Mücadele'nin muhalif sesi anıldı

HİSDER'de Milli Mücadele'nin muhalif sesi anıldı

HİSDER tarafından düzenlenen Pazartesi sohbetlerinden bu hafta Milli Mücadelenin muhalif sesi Ali Şükrü Bey anıldı.

Haberin Özeti

  • • HİSDER, Prof. Dr. Caner Arabacı'nın sunumuyla Milli Mücadele'nin muhalif sesi Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey'i anma toplantısı düzenledi.
  • • Ali Şükrü Bey, deniz subayı, gazeteci ve milletvekili kimlikleriyle Birinci Meclis'te 183 konuşma yaparak hükümetin denetlenmesini savunan etkili bir muhalifti.
  • • İslamcı dünya görüşü, Lozan görüşmelerine sert eleştirileriyle öne çıkan Ali Şükrü Bey'in 27 Mart 1923'teki ölümü hâlâ aydınlatılamamış bir olaydır.

HİSDER (Hikmet İlim ve Sanat Derneği) 'in Karatay Belediyesi Şemsi Tebrizi Sosyal Tesisleri’nde düzenlediği Pazartesi Toplantıları’nda  KTO Karatay Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.Caner Arabacı  “Şehid-i Muazzez Ali Şükrü, Bey” hakkında konuşuldu. Arabacı, Millî Mücadele ve Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi döneminin en dikkat çekici siyasi şahsiyetlerinden biri olarak tarihteki yerini alan  deniz subayı, gazeteci, yayıncı ve milletvekili kimliklerini aynı hayat çizgisinde birleştiren  ölümünün üzerinden 103 yıl geçen Şehid-i Muazzez "değerli, aziz, saygıdeğer ve ulu şehit" Ali Şükrü Bey’i ele aldı.

Arabacı, Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey’in kısa süren siyasi hayatına rağmen Meclis'in en dikkat çekici ve etkili milletvekillerinden biri olduğunu ifade ederek, “Askerlikten basın hayatına, İstanbul’daki Milli Mücadele faaliyetlerinden Trabzon’daki teşkilatlanmaya uzanan yaşamında bağımsız bir siyasi çizgi izleyen Ali Şükrü Bey, Meclis’te 183 konuşmasıyla öne çıktı. Birinci Meclis'te aktif biçimde görev yaptı. Hükümetin ve Meclis yönetiminin denetlenmesini savundu. İkinci Grup içerisinde güçlü bir muhalefet yürüttü. Tan gazetesiyle siyasi görüşlerini kamuoyuna aktardı. Lozan görüşmeleri sırasında ortaya koyduğu sert eleştiriler, onun siyasi hayatının son döneminin en belirgin özelliği oldu. İslamcı dünya görüşü, İngiltere karşıtlığı, Misak-ı Milli’ye yaklaşımı, Batılılaşma eleştirileri ve özellikle Lozan görüşmelerine yönelik sert muhalefeti onu dönemin en tartışmalı siyasi şahsiyetlerinden biri haline getirdi.”şeklinde konuştu. Arabacı, 27 Mart 1923 yılındaki ölümü ise Milli Mücadele döneminin bugün dâhi bütün yönleriyle açıklığa kavuşmamış olaylarından birisi olduğunu vurguladı. 

Ali Şükrü Bey’in ailesinin denizci olduğuna değinen ARABACI, “ Millî Mücadele ve Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi döneminin en dikkat çekici siyasi şahsiyetlerinden biri olarak tarihteki yerini aldı. Deniz subayı, gazeteci, yayıncı ve milletvekili kimliklerini aynı hayat çizgisinde birleştiren Ali Şükrü Bey, özellikle Meclis'te yürütme üzerindeki meclis denetimini savunan muhalif tavrıyla öne çıktı.1884 yılında doğan Ali Şükrü Bey'in ailesi denizcilikle uğraşıyordu. Trabzon'daki eğitiminin ardından Heybeliada Bahriye Mektebi ve Harbiye Mektebinde öğrenim gördü. 1904 yılında deniz subayı olarak mezun oldu. Osmanlı donanmasının çeşitli gemilerinde görev yapan Ali Şükrü Bey, donanmanın güçlendirilmesi düşüncesine daha gençlik yıllarından itibaren büyük önem verdi. Ali Şükrü Bey, 1909 yılında kurulan Donanma Cemiyeti’nin kurucuları arasında bulunmuştur. Bu cemiyet, ‘Donanma’ adında bir dergi çıkarmış ve dergi üzerinden Osmanlı Donanması’nı güçlendirmek için çeşitli bağış kampanyaları düzenlemiştir.” dedi.

Donanmanın Osmanlı Devleti'nin geleceği açısından taşıdığı önemi savunan Ali Şükrü Bey, II. Meşrutiyet döneminde kurulan Donanma-yı Osmânî Muâvenet-i Milliyye Cemiyeti'nin kuruluş çalışmalarında ve yönetiminde görev aldı. Donanma Mecmuası'nın yayımlanmasına katkı sağladı, yardım kampanyalarında görev üstlendi ve denizcilikle ilgili çeşitli faaliyetlerde bulundu. Onun askerlik hayatı yalnızca donanma hizmetiyle sınırlı kalmadığını ifade eden Arabacı,  “Mondros Mütarekesi'nin ardından Osmanlı topraklarının işgal edilmeye başlanması Ali Şükrü Bey'in siyasi faaliyetlerini daha da yoğunlaştırdı. İstanbul'da işgallere karşı oluşturulan Millî Kongre Cemiyeti'nin faaliyetlerine katıldı. Kurduğu matbaayı direniş amaçlı yayınların basımında kullandı.”şeklinde konuştu. 

Birinci Meclis'te yürütme üzerindeki meclis denetimini savunan muhalif tavrıyla öne çıkan Ali Şükrü Bey’in  27 Mart 1923 Salı günü ortadan kaybolmasından sonra Meclis’te artan gerginlikler üzerinde duran Arabacı,  soruşturma ve araştırmalar sonucunda Ali Şükrü Bey'in Topal Osman Ağa'nın evinde öldürüldüğünün ortaya çıktığını,  Topal Osman ve adamlarının suçlu bulunarak idam edildiğine değinerek konuşmasını tamamladı. Sohbetin soru cevap kısmından sonra HİSDER Başkanı Prof.Dr. Önder Kutlu, Ahmet Özer, Hasip Şenalp ve Muammer Toprak tarafından Prof. Dr. Caner Arabacı ‘ya hediyesi takdim edildi. Toplantı toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. 
 

Bakmadan Geçme