Hırsızlar Kol Gezerken
Hırsızlar Kol Gezerken - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi
■ Devlet malından bir hırka bile aşıran, savaşta ölse bile şehit sayılmaz.
(Hz. Muhammed)
■ Acındırırsın arsız olur, acıktırırsın hırsız olur. (
Türk atasözü)
***
Bir gün hırsızın biri Hz Muhammed bin İsmail’in arkasından sessizce yaklaşıp, cebinden bir miktar para aldı; paraları avucuna aldığında, elinin parmakları kilitlendi. Çok uğraştıysa da, açamadı. Hiç böyle şey olmamıştı önceden. Düşününce hatasını anladı. Yanlış kapı çalmıştı. Bin pişman olarak huzuruna gelip bir tür özür diledi;
- Affedin! Çok pişmanım.
Mübarek zât sordu.
- Hayrola neye pişmansın?
- Cebinizden gizlice para çaldım. Ama parmaklarım kilitlendi, açılmıyor. Dua edin de açılsın elim.
Hz.Muhammed bin İsmail şifa için dua etti. O anda açıldı parmakları.
Aldığı paraları iade edince de dedi ki;
- Sende kalsın! Ama bana bir daha yapmamaya söz ver!
Ellerine yapıştı;
- Söz, bir daha yapmayacağım.
---
Hırsız sözcüğü iticidir, ürperticidir. Korkulu rüya habercisidir. Özcesi, tüm olumsuzlukları çağrıştıran bir sözcüktür. Hırsızlık zaman zaman ayrı bir sektör bile oluşturuyor. Bu durum ekonomik verilerle doğru orantılıdır.
Ekonomi düzlükteyse azalma, tersine durumda ise artma gözlenir. Hırsızlık olayları soğuktur, buz gibi. Hırsızlığı ikiye ayırmak olanaklıdır;
1- Açık-seçik adi hırsızlık,
klasik hırsızlık, rutin hırsızlıktır. Çapı ne olursa olsun çalıp çırpma adli olaylar için söylenir.
2- Gizli hırsızlık.
Açık açık değil gizliden gizliye yapılan aşırmalar; kul hakkı ve yetim hakkı yemeler, devleti soymalar. Zanlılar bilinir ya da bilinmez, yakalanmaz. Bu, her dönemde toplumsal bir yaradır.
Hırsızlık olayına itici, bodoslama değil, yumuşak tebessümle girmek istiyorum;
■ Hırsızlığın çirkinliği, çalınan şeye göre değişmez ki; ha altın çalmışsın, ha bir iğne.
■ İnsan kesesini kafasının içine boşalttığı takdirde onu ondan kimse çalamaz.
■ Hırsız evden olunca öküzü bacadan çalar.
■ Hırsız evden olursa bulunması müşküldür.
■ Hırsız anahtar istemez.
■Hırsıza kapı, kilit olmaz.
■ Hırsız hırsıza yoldaştır.
■ Hırsıza ip, mücrime zindan gerek.
■ Hırsızı evine kadar kovalamalı
■ Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır.
■ Kurt kurdu tanıdığı gibi hırsız hırsızı tanır.
■ Hırsızın da malını çalan bulunur.
■ Cebi delik, hırsızın yüzüne şarkı söyler.
---
Konya’da hırsızlar kol geziyor. Olayların hız kazanması yeni kavram üretti;
Hırsızlık Terörü!
Söz konusu terör, biçim ve üslup değiştirdi, kentin en kalabalık semtlerinde hırsızlar adeta cirit atıyor, kol geziyor. Örneğin, Demiryolu Caddesinde göz önündeki bir market üst üste iki kez soyuldu; kilit, cam-çerçeve kırıldı. Biricisinde saygıdeğer işyeri sahibinin borcunu ödemek için biriktirdiği 2 bin lira çekmeceden alınıp götürüldü, ikincisinde hedef sigaralar oldu. Cam, çerçeve, kilitler tuz buz edildi, ortalık yangın yerine döndü.
Olay yeri inceleme, parmak izi, eşkallerin saptanması, sonuç: sıfıra sıfır elde var yine sıfır. Eşgaller belli gibi ama çok ilginç bir gerekçe; suçüstünde yakalanmalılar.
---
Hırsızlıkla ilgili atasözleri;
■ Hırsız evden olunca öküzü bacadan çalar.
■ Hırsız evden olursa bulunması müşkül olur.
■ Hırsız anahtar istemez.
■ Hırsıza kapı, kilit olmaz.
■ Hırsız hırsıza yoldaştır.
■ Hırsıza beylerin borcu var
.
■ Hırsıza ip, mücrime zindan gerek...
■ Hırsıza iş ısmarlamak, köpeğe peynir tulumu ısmarlamaktır.
■ Hırsızı evine kadar kovalamalı
■ Hırsızın azgınlığı, subaşının ihmâlindendir.
■ Hırsızı çoğalması subaşının başı altındandır.
■ Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır.
■ Dolandırıcıya mal kaptırmış gibi telâş eder.
■ Uğrudan (hırsızdan) kalanı falcı aparır.
■ Kurdun kurdu hırsız hırsızı tanır.
■ Hırsızın da malını çalan bulunur.
■ Hırsızlık bir yumurtadan başlar.
---
Hırsızlık bir ekmek,kahpelik bir öpmekten. Hırsızlığın büyüğü küçüğü olmaz. Kişi bir ekmek de çalsa hırsız olur, yavaş yavaş da hırsızlığı meslek edinir. Kahpelik de benzer şekilde oluşur. Bugün bir öpücük verip bunu önemsemeyen kız ya da kadın, yarın sokaklara düşer. Dolayısıyla bir öpücük bir namus kirletmeye ve kahpeliğe kapı aralamaya yeter.
---
■ Milyonla çalan mesned-i izzette serefrâz,
Birkaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir!
(Ziya Paşa)
■ Miyân-ı güft ü gûda bed-meniş ilhâm eder kubhun
Şecâat arzederken merd-i kıptî sirkatin söyler
. (Râgıp Paşa)
■ Almış ele arsızlığı
Baştanbaşa yersizliği
Bilmem neden hırsızlığı
Yapan değil, bilen zalim.
(Aşık Mahzuni Şerif)
---
Kuşkusuz her evin ve işyerinin önüne polis konulması olanaklı değil, ne var ki yakalamak için başka yöntemler olsa gerek, işte önlemler;
Bir:
Kara hırsızların avını genelde bakırlar oluşturur; banyo kazalarından tutunuz da, tencere, tava, tabak, makarna süzeneğine dek. Hırsızlar bunları çalıp doğru hurdacılara götürüyorlar. Hurdacılara gidilse, uyarılsa ya da ani baskınlar yapıksa, çözmek kolay... Çalanlar, çalıntı malları alanlar üç aşağı beş yukarı aynısının tıpkısı..
İki:
Hırsızların iş zamanı ve mekânları ay tekrarlanıyor. Örneğin sabah 10.00 – 12.00 arasında ev sahipleri yokken (önceden yoklayarak) gerçekleştiriyor Komşu görüyor görmesine de gündüz erkekler işte olduğundan kadınlara bıçak gösterilince korkudan ses çıkaramıyorlar ve bu sistem sürüp gidiyor.
Üç:
Hırsızlar çok profesyonel değillerse ve günübirlikçilerse, yaşları küçük olanlar öne sürülüyor (yakalanıp bırakılsınlar diye), yükleniciler, malı alıp götürenler korunaklı yerlerde bekliyor. Çaldıkları az para etse de kapı, pencere, cam vb. zararları çok oluyor. Organize Şebekeleri çökertmek için güvenlik güçleri gerekeni yapıyor. Halkı tedirgin eden ufak tefekler için de toplu mücadele başlatılsa.
Hırsızlığın büyüğü küçüğü olmaz; çare, çare!
---
Hırsız, evin tahta çitlerinden atlayarak içeri girmeye çalışırken tahtalarla birlikte büyük bir gümbürtü ile yere düşmüş ve ayağını kırmış. Gürültüye koşan evin hanımı "Yakalayın!” diye bağırırken adam sükûnetle yanıt vermiş;
- Acele etmene gerek yok. Ben bugün, yarın ve daha sonraki gün de buradayım.
Bakmadan Geçme