Hediyelik eşyada Çin'e teslimiz!
Hediyelik eşyada Çin'e teslimiz! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
“Hediyelik eşya gelir Çin'den, bizde kurtulamayız, nedenlerden niçinden!” Konya kendi hediyelik eşyasını üretemiyor. Buna üretmek istemiyor desek daha doğru. Hediyelik eşya pazarının yüzde 40'ına daha şimdiden sahip olan Çin, ucuz, anlamsız, biçimsiz, şekilsiz, ruhsuz, kalitesiz, kimliksiz hediyelik eşyanın adresi olarak Konyalı hediyelik eşya satıcılarının gözbebeği durumunda.
Kendi hediyelik eşyasını kendi üretme, yeni modeller üzerinde çalışma gibi bir alana yönelmesi desteklenmeyen ve elinden tutulmayan Konyalı sanatçıların, kolay para kazanma hırsı olanlarca eserlerinin kopyalanmasıyla başlayan ve daha o günlerden tedbir alınmayan bu arayış, Konya'yı Çin'e mahkum etmiş durumda.
Bu işe meraklı sanatçıların ve sanatkarların hem önünü tıkayan, hem de yeni sanatçılar yetişmesine engel olan bu girişime dur denmesi gerekiyor.
Çin hediyelik eşyalarının istilası karşısında parmaklarını bile kıpırdatmayan insanlar ne zaman uyanacak bilemiyoruz.
Belediyemiz ve Valiliğimiz çok geç kalmakla birlikte, zararın neresinden dönülürse dönülsün kârdır mantığı ile, hediyelik eşya konusunda Çin tekelini, Çin malına ilgisi olanların ilgisini kırmalıdır.
Kısa yoldan zahmetsiz iyi paralar kazanan insanların şehrin kültürüne, sanatına verdikleri zararlar anlatılmalı, gerekirse oldukça caydırıcı tedbirler alınabilmelidir.
Bunlar yapılırken, Konya Hediyelik Eşya Sektörü A'dan Z'ye sil baştan yeniden organize edilerek, gerekli teşvik ve destek imkanları bu alanda çalışacak insanlara verilerek, yepyeni bir hediyelik Eşya sektörüne dönüşüm sağlanmalıdır.
Bu girişimi Büyükşehir Belediyemiz, Sanayi Odamız, Valiliğimiz ve imkanları geniş Odalarımız ile Esnaf ve Sanatkarlar Birliğimiz ortaklaşa üstlenebilirler.
Konya'nın bu konuda ki ilgili kurumları, şehrin kendine özgü, kendine has hediyelik eşya üretmesi konusunda bir hayli geç kalmış, hatta gelişen olayları seyretmekle zaman öldüren bir yol izlemiştir.
1960'lı yıllarda Kaşıklara, tahta tabaklara Mevlana ve semazen motifleri çizen Konyalı sanatkarlar yeterince desteklenmiş olsaydı, bugün için kim bilir neler olurdu diyen çok insan dinlemiş biri olarak, keşke lafını ağzımıza almadan, Çin mallarını dükkanlarımızdan çıkarıp, kendi sanatkarlarımızın yaptığı, yeniden ürettiği, içinde bizden bir şeyler olan hediyelik eşyaları vitrinlerimize koymak olmalı.
Bu türden çalışmalar bu şehre yeni bir heyecan getirecektir diye düşünüyorum.
Türkiye'nin Çin'i olmakla oldukça yanlış bir şekilde öğünen, fason cenneti bir şehir imajı çizen şehrimiz, hediyelik eşya sektöründe kendi markalarını üretecek insanlara sahip. Ancak henüz başlarını o tarafa çeviremediler arkadaşlar!
Fason ürün üreten şehirde, fason kavramı alışkanlık yapar mı, yapar!
Onun için, bir başka ülkeye fason hediyelik eşya ürettirir mi, ürettirir!
Konya sanata ve el emeğine değer veren bir şehir olmalıdır diye bekliyoruz, beklemesine de, ne yazıktır ki, sanata, emeğe ve alın terine olan saygımız yok mesabesinde.
Konya'nın bu konuda meşhur bir tabiri var:
Ünü çok, unu yok!
Nice kaliteli sanatçı, nice sanatkar, aç gözlü, paylaşmayı ve bölüşmeyi bilmeyen insanlar tarafından sömürülmüş, küstürülmüş, hakkı gasp edilmiş, verdiği emeğin karşılığını alamamış insanlar haline dönüştürülmüştür.
Konya önce bu tarihi ve alışkanlık yapan hatasını bırakma yemini ile işe başlamalıdır.
Çalışanın hakkını teslim etmeyen, kendi arasında ucuz-basit-insan onurunu zedeleyen ücretlere
'geçer'
diye ad koyan, sözüm ona iş verenlerin, iş adamlarının, üretilen dikkat çeken bir ürünü ucuza kapattıktan sonra, Çin'e binlercesini yaptırmaları bunun tipik bir örneğidir. Üzerinden ve sırtından dünyaları kazandıkları insanlara verdikleri sözleri kesinlikle tutmamaları da ayrı bir hikayedir.
Hediyelik eşya sektörünün tek riski, gözleri hiç doymayan bu insanların, kopya olsun, bizim olsun, mantığıdır.
Böyle durumlarda şehrinizden bir marka çıkar mı?
Hediyelik eşya sektörü neden olmuyor, neden bir ilerleme kaydetmiyor diye kürsülerde havanda su dövenler, öncelikle bu işin esaslarını ortaya koyup, yollarına o şekilde devam etmelidirler.
Bu işe var mısınız diyeceğiz, demesine de, susma hakkınızı kullanıp, çekilmeyin kenara! En azından ne yapılabilir onu söyleyin!
Bakmadan Geçme