Hayata motive olmak…

Hayata motive olmak… - Mustafa Afşin - Yeni Meram Gazetesi

Hayata motive olmak…
TAKİP ET Google News ile Takip Et

İnsanoğlunun temel olarak motivasyonunun iki seviyesi vardır. Bunlar hayatta kalmak ve başarı. İnsan hayatta kalmak için yemek, içmek, uyumak gibi fizyolojik ihtiyaçlarını gidererek günlük hayatının devam etmesini yani hayatta kalmayı sağlar. Bu ihtiyaçlar doyuma ulaştıktan sonra “başarı” adı altında topladığımız duygusal tatmin, kişisel gelişim, değerli olmak, kabul edilmek gibi ikincil ihtiyaçlar devreye girer. Bu bir basamaklama olup eğer ilk basamakta ihtiyaç duyulan temel ihtiyaçlar yeterince giderilmezse ikinci basamağa geçilmesi mümkün olmamaktadır.

Motivasyonu sağlayan etmenler  “güdü” ve “dürtü” olarak adlandırılır.  Güdüler içimizde oluşan ihtiyaç, arzu ve istekler; dürtüler ise güdülerle bağlantılı oldukları zaman harekete geçirici olan ödüllerdir.

Doğuştan getirdiğimiz güdüler fizyolojik olarak gereksinim duyulan bir ihtiyaç ve o ihtiyacın giderilmesi arzusu ile kendini gösterir. Acıktığımız zaman beynimize sinyal gelir ve yemek yeme ihtiyacı hissederiz. Acıkmamız, huzursuzluğumuzu gidermek için yemek ihtiyacı oluşturur. Eğer acıkma duygumuzu önemsemezsek bunun yerini alabilecek, bastırabilecek başka bir güdü oluşuncaya kadar açlık güdümüzün gücü ertelenir ancak aynı zamanda artar. Fizyolojik ihtiyaçları göz önüne aldığımızda açlık, susuzluk ve uyku arasında baskın olan güdünün diğerlerini ertelediğini görebiliriz.

Günlük hayatımız içerisinde düzenlemek, değiştirmek veya eklemek istediğimiz herhangi bir alanda bir dürtü oluşturmak için yeni bir hareket tarzı kazanmada seçeceğimiz ödüller bizi harekete geçirecek güdüyle doğrudan bağlantılı olmalıdır. Uyarıcımız istediğimizi elde edene kadar sabır göstermemizi sağlayacak etkiliyecilikte seçmek, ulaşmak konusunda en önemli etmendir. Amacımıza ulaşma heyecanı ve ona karşılık alacağımız ödülü kazanma isteği bize başka bir durumda asla sahip olamayacağımız sabrı verir.

Buraya kadar yazdıklarımı toparlayacak olursak hayat içerisinde ulaşmak istediğimiz bir durum için o duruma ulaşmamızı sağlayacak bir ödül olması o durumun gerçekleştirme açısından bizi ateşleyen bir olgudur. Burada önemli olan “ödül” olarak seçilen konunun tutarlılığıdır. Gerçekleşmeyecek bir ödül tek başına bizi harekete geçirmek için motive edemez. Hepimiz, her gün harekete geçmemiz için yüzlerce dürtü tarafından topa tutuluruz, fakat sadece bizde güdü olarak karşılığı bulunan dürtülere karşı tepki veririz.

Bir örnek üzerinde konuyu gözle görülür hale getirelim. Mesela kilo vermek istediğinizde “zayıfladığımda küçük bedende birçok ve güzel elbiseler alacağım” dürtüsünü oluşturmak eğer gerçekten yeni kıyafetleri giymeyi seviyorsak bu uyarıcılarla çok iyi bir şekilde motive edebiliriz.  Ancak yeni kıyafetler giyme konusunda isteksiz ve gereksiz görüyorsak bu uyarıcı bizi motive edici olmayacaktır.

Ödüllendirmek ile motive etmek konusunda dikkat etmemiz gereken şeylerden birisi de bir ödülün değeri genellikle ödülün kendi değerinden değil, bizim o ödülü kazanmakta göstereceğimiz arzudan ortaya çıkmasıdır. Ödülün değeri kendi değeri değil bizim ona verdiğimiz değerdedir. Yine ödülün değeri bizim onu kazanarak ne kadar mutlu olacağımızdır. Bunu örnekleyecek olursak bir çocuk günün sonunda günlük işlerinin bulunduğu çizelgeye çıkartma almak için günlük işlerini mutlu bir şekilde yapacaktır. Çıkartmaların başlı başına bir önemi ve değeri olmamakla beraber onları kazanmış olmanın verdiği mutluluk asıl değer ve kıymeti ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak hayata ulaşmak istediğimiz herhangi bir durum, konum, değişiklik ve yenilik için öncelikle iç dinamiklerimizi kullanmak, sonuca ulaşmak için bir ödül belirlemek ve daima hayata, olaylara ve karşılaştığımız durumlara pozitif bakmak öncelikli ve gerekli bir motivasyon sağlayacaktır. Bu çabalarımızda aklımızdan çıkarmamamız gereken önemli noktalar hedefe ulaşmak konusunda seçtiğimiz ödülün gerçekten bizi harekete geçirecek bir düşünce veya nesne olması ve ödülün değerinden çok gösterilen çaba ve ulaşılan sonucun üzerimizde yaşattığı mutluluk hissini doyasıya yaşamak ve bir sonraki hedefe ulaşmak konusunda bir basamak olarak kullanmak olmalıdır.

Mutlu günler…

Bakmadan Geçme