Hafta Sonu Esintileri

Hafta Sonu Esintileri - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi

Hafta Sonu Esintileri
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Haftanın Şiiri;

Sultan olsan, Hekim olsan, ölüm seni sallar bir gün, Azrail’in pençesinde, kara yere yollar bir gün, Diyemezsin ben gidemem, toprak altında edemem, Sen gidersin yalınayak, dua okur eller bir gün, Ölüm henüz uzak derken, soluverir güller bir gün. (Rabia Barış)

***

Milyonerlin isteği;

İngiltere'de lotodan 50 milyon lira kazanan talihli bir süre sonra eşiyle paralarını almaya geldi ve geç kalmalarının nedeni anlaşıldı.

Talihli Brian Caswell'i okuma gözlüğünü kaybetmiş numaralara bakamamıştı. Brian (75 yaşında) şöyle konuştu;

- Artık bir yakın gözlüğü alabilirim!

Eşi Joan’ın istekleri daha değişikti;

- Bir şezlong almak bir de bahçeye fıskiye koydurtmak isterim. Şezlonga uzanıp, suyu seyretmek hoş olur!

---

Haftanın Bercestesi;

Kadı davacı ola, ol muhzır dahi şahit

Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet?’

Hakim hem davacı, hem mübaşir hem şahit oluyorsa, O mahkemenin verdiği karara adalet denir mi? ( Ziya Paşa)

---

Un çuvalı siyaseti;

Mısır'da İskenderiyeli bir bilge varmış, çok çalışmış yorulmuş hava değişimine gereksinim duymuş. Limana yolculuk yapmış, iskeleye yaklaşmış. Un taşıyan hamalları görmüş. Hamalbaşı ‘hadi aslanlar, hadi hamallarım çuvalınızı siyasetle taşıyın’ demiş. Önce hamalbaşına, sonrada hamallara sormuş nedenini. Hamalbaşı bize ‘unu yere düşürüp patlatmayın’ diyor. Un çuvalını özenle taşımak siyaset. Yere düşürüp patlattınız mı siyaset dışında bir şey. Hayatımız böyle geçti. Un çuvallarını çoğu zaman yere düşürdük ve patlattık. Bazen yüzümüz bembeyaz oldu bazen kıpkırmızı oldu. Ama düşürmeden götürmek gerek!”

---

Eşref ve Neyzen Tevfik;

Şair "devlet" işlerini pek önemsememiş; "Asiyab-ı devlet'i bir har da (eşek) olsa döndürür" Önce Şair Eşref kızmış; "Döndürür ama, anasının örekesine döndürür!" Sonra sözü Neyzen Tevfik almış; "O kadar har koştular ki asiyab-ı devlete Çiğnemek en birbirin dolab-ı devlet dönmüyor." - Devlet değirmenine o kadar eşek koştular ki, birbirini çiğnemekten devlet dolabı dönmüyor-

--- Laf Salatası; * Mutluluğun sırrı, mutluluğun sırrını araştırmamak imiş ülen ya! * Bir daha dünyaya gelirsem ancak öyle reenkarnasyona inanırım!. * Mantık evliliği yaptım yapmasına ama, evleneli henüz bir yıl bile geçmedi, mantığım çöktü yahu! * Güzelliğin on para etmez. Ama her topal satıcının bir kör alıcısı varmış. Nasıl bir zengin koca buldun hayret!. * Akdeniz akşamları bir başka olur elbette. Başka nerede kaldırımlardan bikinili hatunlar geçer acaba? (İbrahim Ormancı)

---

“Yiyin efendiler, yiyin “ Yarın bakarsınız söner bu gün çıtırdayan ocak! Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak, Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak... Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! (Tevfik Fikret) --- Gözleme alın! Gece vakti geçirdiği trafik kazası sebebiyle acile getirilen hastanın yakınları odaya doluşuyor. Kontrole gelen doktor, hemşirelere dönerek: “Hastayı gözleme alın” deyip odadan çıkıyor. Peşinden hasta yakınları odayı boşaltıyor. Aradan on beş dakika geçiyor, odanın kapısı aralanıyor. Hasta yakınlarından biri elinde sıcacık bir gözlemeyle odaya girip usulca hemşireye yaklaşıyor: - Doktor bey gözleme alın dediydi, bunu nereye bırakayım?

Bakmadan Geçme