Gül Üstüne(1)
Gül Üstüne(1) - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi
■ Cahil kişi gülün güzelliğini görmez,
gider dikene takılır
. (Hz. Mevlana)
***
Gül Farsça kökenli bir sözcüktür ve
çeşitli anlamlarla yüklüdür;
- Gülgillerin örnek bitkisi (Rosa).
- Gülgiller (Rosaceae) familyasından, reseptakulumu olgunlukta etlenen ve fındıksı meyveleri saran, genellikle yapraklarını döken dikenli çalılar hâlinde olan, ülkemizde 24 tür ile temsil edilen bir cins.
- Katmerli, kokulu çiçekleri olan, pek çok türleri bulunan gülgillerin örnek bitkisi, çiçek.
- Bilinen çiçek, gül çiçeği, gülağacı.
- Tasavvufta Allah'ın birliğinin remzi. 4. başına ve sonuna ek ve isimler getirilerek yeni isimlerin türetilmesinde kullanılan bir isimdir.
- Küçük ve dikenli bir ağaçta olup şeklinin ve kokusunun güzelliği ile ünlüdür.
■ Gül mitoloji tarihinde önemli yere sahiptir.
Eski Yunanlıların güzellik tanrıçası Afrodit’in çiçeğidir. Afrodit’in, yaşamı güller gibi kısa süren Adonis adında bir oğlu vardır. Adonis, yaz mevsiminin sonunda görünmez bir âleme gitmektedir. Yaban domuzunu kovalarken domuz tarafından vücudu parçalanır. Oğlunun acı feryadını duyan Afrodit yardıma koşar. Bu sırada yanlışlıkla bastığı gül fidanındaki dikenler ayağını kanatır. O zamana dek beyaz olan güller artık kırmızı açmaya başlarlar.
■ Düşünürlere göre, gül, gönülde meydana gelen bilginin sonucudur. Gül-zar / gül-şen ise “mutlak olarak kalbin fethi ve gönlünün marifete ve irfana açılmasıdır.
■ Gülün, Türk kültür hayatında önemli bir yeri vardır. Karşılaştığı her türlü güzellikten faydalanmakta mahir olan milletimiz, gül ile ilgili birçok atasözü üretmiştir: Gül bülbülden ziyade insan elinden neler çeker. Gül çengelsiz yar engelsiz olmaz. Gül dalında odun, çingeneden kadın olmaz. Gül dikenli ağaçta biter. Gül güdük amma kokusu güzel, servi büyük yapısı güzel. Gülü seven dikenine katlanır. Gülün kadrini bülbül bilir. Gülü yad ettikçe bülbülün feryadı artar. Gülüne bak, goncasını al tarif gerekmez; çiçektir biliriz.
■ Boynu bükük ve yetim bir çocuk gördük hemen ona sesleniriz;
Gül, ağlama gül bize
Ele diken gül bize
Gül olanın yüzünde
Gül açılır gül bize!
Her mevsim bahçemizde renk cümbüşü örneği çeşit çeşit güller vardır; kırmızı, beyaz, sarı hatta mavi güller.
Beyaz gül saflığı, pembe gül, nezaketi, siyah gül, hüznü ve ıstırabı, kırmızı gül aşkı ya da Allah aşkıyla vatan toprağına akan şehidimizin kanını yansıtır.
■ Şairlere göre bülbülün sevgilisidir.“Gül, kendisine yöneltilen kişiye beslenen sevgiyi barındıran seslenme sözcüğüdür;
Gülüm şöyle gülüm böyle demektir yâre mu’tadım/ Seni ey gül sever canım ki canana hitabımsın.(
Nedim)
Gül’den kimi atasözleri de üretilmiştir;
Gül dalından odun, beslemeden kadın olmaz.
Gülü seven dikenine katlanır.
Gül ve türevlerinden üretilen kız adları;;
Gül, Gülce, Gülistan, Gülizar, Güllü, Gülgün, Yazgülü, Şengül, İlkgül, Songül, Ayşegül, Goncagül, Gülseren, Gülderen, Gülsevin, Birgül, Gülbin, Gülben, Gülay, Gülbahar, Gülçin, Gülnaz, Gülperi..
Gül, halk, Divan ve tasavvuf edebiyatımızda hem betimleyen hem de betimlenendir;
Beyaz gül yanakların,
Sarı gül dağınık saçlarındır.
Ve mahzun kalbim ateş gibi
Yanan dudaklarındır.
(Cahit Külebi)
Güle bir de Yahya Kemal gözüyle bakalım;
“Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şîrâz’ı hayâl ettiren âhengiyle.”
■ Sultan Ahmed hüznünü dile getirir;
N’ola tacım gibi başımda götürsem daim
Kadem-i pâkini ol hazret-i şâh-ı Rüsûl’ün
Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sahibidir
Bahtiyâ durma yüz sür kademine o gülün.
Her yaşın, kendine özgü bir güzelliği olduğu gibi her mevsimin de çekici yönleri vardır. Bu gerçek doğanın insanlığa sunduğu değişmez bir yasadır. Her ne kadar baharlar kışa ve yaza karışsa da yine en süslü, en görkemli, en şiir, en çoşkulu, en umut dolu bir mevsim içreyiz.
Bakmadan Geçme