Fotoğraf yeter söze gerek yok
Fotoğraf yeter söze gerek yok - Abdullah Leblebici - Yeni Meram Gazetesi
Aylan bebeğin hikayesini bilmeyenimiz kalmadı. Toplumlar ve insanların içinde bulundukları durumu anlatmak için sayfalar dolusu haber yapılır, ekranlarda onlarca programlara konu olur ama kendilerini ifade edemez.
Ama bir gün bir resim ortaya çıkar onlarca program ve haberde anlatılamayanlar insanların vicdanına alt üst eder. Söze gerek kalmaz.
Ülkelerindeki evlerini keyiften değil, savaşlardan ve katliamlardan kaçmak ve kurtulmak için terk etmelerini yıllardır anlatamadılar.
Ne yaptılarsa olmadı. Onlar medeni diye nitelendirilen ülkelerin ve insanların gözünde huzurlarını kaçırmak için gelen birer istilacı olarak görüldüler.
Medeni olduklarını iddia eden ülkeleri ve mensubu vatandaşlarının mühürlenmiş kalpleri onların çektiği ızdırabı anlamadığı gibi, hepsini birer suçlu olarak görmeye devam ettiler.
Bunca yıl sonra belki de ilk defa bir mülteci insanlığın kalbine dokunabildi, acısını hissettirebildi, feryadını duyurabildi.
Şimdi bütün dünya, ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerin de insan olduğunu, daha bebekken bile ölüme mahkum edildiklerini biliyor artık.
SADECE TÜRKİYE KUCAK AÇTI
Türk insanı olarak yıllardır ülkemizde yaşayan iki milyona yakın Suriyelilerin dramını yakından biliyoruz.
Elimizi vicdanımıza koyalım. Şehirlerimizde, ilçelerimizde ve mahallelerimizde bulunan Suriyelilerden şikayet etmeyenimiz var mıydı?
Zaman zaman idarecilerimizi bile eleştirmedik mi?
"Neden aldılar, mecbur muyuz, onları beslemek zorunda mıyız, gitsinler geldikleri yere, hepsinin eli ayağı tutuyor"
gibi şikayetlerde bulunmadık mı?
Ama şimdi, Aylan bebeğin resmini gördükten sonra bizlerin ve çocuklarımızın da aynı duruma düşebileceği aklımıza geldi.
Sanırım bundan böyle biraz daha empati ile bakacağız ülkelerini terk ederek ülkemize sığınanlara.
ASIL MESELE
Çoluk çocuk, genç yaşlı, ölümü göze alarak karadan, denizden; akın akın kapağı atmaya çalışıyorlar Avrupa'ya.
Müslüman bir ülkeye değil de, Her ifademizde, sömürgeci, İslamofobik, yabancı düşmanı olarak nitelendirdiğimiz, sınırlarına ve kalplerine tel örgüler çeken
"sizi istemiyoruz"
diye bağırıp duran Avrupa ülkelerine neden gitmek istiyorlar?
Nerede ise tamamı Müslüman olan bu göçmenler kendileri ve çocukları için herhangi bir Müslüman ülkeyi değil de neden Avrupa' yı tercih ediyorlar.
İslam coğrafyasındaki tüm ülkelerin, ben müslümanım diyen her insanın kendisine sorması gereken soru bu değil mi?
Asıl mesele burada, tüm müslümanlar bu soruların cevabını bulmalı.
Aksi takdirde ne bu göçlerin ne de bu dramların sonu gelir.