• Haberler
  • Konya
  • Ebeveynlere Konya'ya özgü 'k' ve 'g' uyarısı

Ebeveynlere Konya'ya özgü 'k' ve 'g' uyarısı

Dil ve Konuşma Terapisti Emine Yaren Altınbaş 'Konya'da genel olarak ebeveynlerin bilinçli olduğunu söyleyebilirim. En azından benim karşılaştığım danışanlarımın ebeveynlerinin farkındalıkları oldukça yüksek. Birçok etnik kökenin bir arada yaşadığı bir toplum olmamızdan kaynaklı olarak ülkemizde ağız farklılıkları oldukça yaygın görülen bir durum. Konya'da da bazı seslerin yanlış çıkarılışı oldukça sık görülen bir durum' dedi.

Ebeveynlere Konya'ya özgü 'k' ve 'g' uyarısı
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Anlaşılamamak kişiyi toplumdan soyutluyor

İnsan, yapısı gereği sosyal bir varlık… Anlaşılmak ise en büyük ve en doğal ihtiyaçlarından biri. Kendini ifade edememek, anlaşılamamak kişinin toplumdan soyutlanmasına ve yalnızlaşmasına neden olabiliyor. İşte bireyin sağlıklı bir şekilde toplumda yer alması ve kaliteli bir yaşam sürmesi için gerektiğinde bir Dil ve Konuşma Terapistinden destek alması gerekiyor. 15 günde kekemeliğe son, kimi egzersizler ve üflemeyle çocukların konuşabileceği yönünde merdiven altı uygulamalara, umut tacirliği yapan kişi ve kurumlarla güvenilmemesi gerektiğinin altını çizen Dil ve Konuşma Terapisti Emine Yaren Altınbaş, bilimsel yaklaşımlarla çalışan ve bütüncül bir müdahale yöntemini benimsemiş Dil ve Konuşma Terapistine başvurulması gerekliliğinin önemini vurguluyor.

“İstediğim şeyin insanların hayatına dokunmak olduğunu biliyordum”

Dil ve Konuşma Terapisinin dünyada, Türkiye ve Konya’daki önemi ve geleceğini Konya Rota Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Dil ve Konuşma Terapisti Emine Yaren Altınbaş ile konuştuk.

İlk olarak Dil ve Konuşma Terapistliği yolculuğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Altınbaş, lisans eğitimini İstanbul’da almanın kendisi ve alanı için önemli avantajlardan olduğunu söyledi. Altınbaş; “Dil ve konuşma terapisiyle, kendimi hayatıma dokunduğu için hep çok şanslı hissettiğim biri, ailemden biri, sayesinde tanışmıştım. Birlikte bana ve mizacıma çok uygun olacağını düşünüyorduk. Kendi araştırmalarımı yaptım; lisans boyunca alınan dersleri araştırdım, çalışma şartlarına ve danışanların prototiplerine ulaştım. Asıl istediğim şeyin o küçücük bedenim var olduğundan beri insanların hayatına dokunmak olduğunu biliyordum, araştırmalarım sonucu da bu tatmini bu meslekte fazlasıyla yaşayabileceğime inanmıştım. İnsanın insana hep ihtiyacı vardı, bunun yüzyıllar geçse de değişmeyeceğini düşünüyordum. Günün sonunda insan hep insana dönerdi. Anlatmak ve anlaşılmak isterdi. Anlatamamak ise en büyük kâbusu olurdu. İşte tam bu noktada iletişimin ve iletişim bozukluklarının önemini çok iyi biliyordum. Aslında bu yola tüm bu yüklü duygularla başladım. Tercih döneminden sonra ise asıl yolculuk başladı. Bu bölümü İstanbul’da okumak bence en büyük avantajımdı. Alanında sayılı isimleri gözlemleme şansım olmasından ve tüm etkinliklerin asıl kaynağının İstanbul olmasından dolayı hep çok şanslı hissettim.” dedi.

“Ders ve stajlar dışında öğrenci kongrelerine katılım sağladım”

Dil ve Konuşma Terapisti Emine Yaren Altınbaş, eğitim hayatı boyunca önemli bir çok çalışma içerisinde yer aldığını ve Türkiye’nin alanında saygın isimleriyle çalışma fırsatı yakaladığını söyledi. Altınbaş; “Lisans eğitimimin ilk iki yıl yoğun genel teorik derslerden sonra üçüncü yıl alan derslerine ve bölüm stajlarına geçildi. 2. ve 3. yılın sonunda yaz stajlarımı tamamladım. 2’inci sınıf stajımı İzmir’de bir rehabilitasyon merkezinde, 3’üncü sınıf stajımı ise İstanbul Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezinde Prof. Dr. Ahmet Konrot, Dr. İbrahim Yaşa ve Gözde Malkoç ile tamamladım. Son yıl ise daha çok klinik stajla geçti. Pendik Marmara Eğitim Araştırma Hastanesi, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi, İstanbul Ergoterapi ve Dil Konuşma Merkezi’nde zorunlu stajlarımı tamamladım. Aynı zamanda çeşitli klinik ve rehabilitasyon merkezlerinde gönüllü stajlarımı sürdürdüm, tüm bozukluklara yönelik stajları tamamladıktan sonra dönem bitirme sınavıyla beraber mezun oldum. Ders ve stajlar dışında öğrenci kongrelerine katılım sağladım. İlgimi çeken konferansları takip edip orda da kurslar ve eğitimler aldım. Aynı zamanda online kurslarla diksiyon ve hitabet, işaret dili eğitimi, beden dili eğitimi gibi çeşitli eğitimler aldım. Tüm bunların bana Dil ve Konuşma Terapisine farklı perspektiften bakabilme becerisi kazandırdığını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“Anlaşılmak en büyük ve en doğal ihtiyaçlarımızdan…”

Günümüzde ve sosyal yaşamda Dil ve Konuşma Terapisinin önemi hakkında değerlendirmelerde bulunan Altınbaş, bireylerin topluma sağlıklı bir şekilde kazandırılabilmesi ve hayat kalitelerinin arttırılabilmesi için bir Dil ve Konuşma Terapistine başvurmasının çok büyük bir önem taşıdığından bahsetti. Altınbaş; “İnsan yapısı gereği sosyal bir varlık ve insanın her daim insana ihtiyacı var. Anlaşılmak ise en büyük ve en doğal ihtiyaçlarımızdan. Kendini ifade edememek ve anlaşılamamak ise insanın kendini toplumdan soyutlamasına kadar gidebiliyor. Böylece yardım almaktan korkan ve kaygılanan bireyler ise git gide yalnızlaşıp akademik başarıda emsallerine göre geride kalabilmektedir. İşte bu nedenle bireyin topluma sağlıklı bir şekilde kazandırılabilmesi ve kişinin yaşam kalitesinin arttırılabilmesi için böyle bir durumda mutlaka bir Dil ve Konuşma Terapistine başvurması büyük önem arz etmektedir.” dedi.

“Toplum olarak büyük bir yol kat etmiş durumdayız”

Dil ve Konuşma Terapisinin ülkemizde farkındalığı yeni yeni ortaya çıkmış bir alan olduğunu belirten Dil Konuşma Terapisti Emine Yaren Altınbaş, ebeveynlerin ne yapması gerektiği konusuna ilişkin de dikkat çekti. Altınbaş; “Alana ilk girdiğimdeki zamanlarla şu an kıyaslanacak olursa bence toplum olarak büyük yol kat etmiş durumdayız. Artık ebeveynler ne yapması gerektiği hakkında bir fikre sahipler ve gittiği kurumlarda da terapistin eğitim hayatına kadar bilgi almak istemekteler. Bunları görmek sevindirici. Dil ve Konuşma Terapisi ülkemizde gerek akademide gerek ise klinikte hızla gelişmekte ve önemi anlaşılmakta. Çok özverili çalışmalara ülke olarak sahip olmak bizlere gurur veriyor. Gelişmiş ülkelerdeki seviyeyi henüz yakalayamamış olsak da hızlı gelişmekte olan bir alan olduğunu ve geleceğinin de çok güzel olacağını ön görmek zor olmasa gerek.” şeklinde konuştu.

“Konya’da bazı seslerin yanlış çıkarılışı sık görülen bir durum…”

Konya’da Dil ve Konuşma Terapisinin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Altınbaş; “Konya’da genel olarak ebeveynlerin bilinçli olduğunu söyleyebilirim. En azından benim karşılaştığım danışanlarımın ebeveynlerinin farkındalıkları oldukça yüksek. Birçok etnik kökenin bir arada yaşadığı bir toplum olmamızdan kaynaklı olarak ülkemizde ağız farklılıkları oldukça yaygın görülen bir durum. Konya’da da bazı seslerin yanlış çıkarılışı oldukça sık görülen bir durum. Bu noktada farkındalık ve çaba çok önemlidir.” dedi.

Dil ve Konuşma Terapisti Emine Yaren Altınbaş, ülkemizde ve Konya’da en yaygın görülen Dil ve Konuşma bozukluklarına ilişkin ise şunları söyledi: “Ülkemizde akıcılık bozuklukları (kekemelik, hızlı bozuk konuşma), konuşma sesi bozukluğu, motor konuşma bozuklukları (dizartri, apraksi), dil bozuklukları (gelişimsel dil bozukluğu, afazi) , ses ve yutma bozuklukları yaygın olarak görülmektedir. Konya’da ise saydığım tüm bozukluklar görülebilmekte ancak bunlara ek olarak da ağız farklılığından kaynaklanan fonem spesifik konuşma sesi bozukluğu yaygın görülmektedir. Özellikle “k” ve “g” gibi seslerde sıklıkla yanlış sesletime rastlamaktayız.” ifadelerini kullandı.

“Umut tacirliği yapan kişi ve kurumlara inanmayınız”

Dil ve Konuşma Terapisi ile karıştırılan patolojilere ilişkin de dikkat çekici değerlendirmelerde bulunan Emine Yaren Altınbaş, “Maalesef ki hala 15 günde kekemeliğe son… vb. kuruluşlarla karşılaşmaktayız. Ya da oral motor egzersizlerle, üflemeyle çocukların konuşabileceğine inandırmaya çalışan, onlara umut tacirliği yapan kişi ve kurumlarla denk gelmekteyiz. Lütfen bunlara inanmayınız. Eğer dil ve konuşma bozukluğu yaşıyorsanız kapsamlı ve kişiye özgü değerlendirme yapan, bilimsel yaklaşımlarla çalışan ve bütüncül bir müdahale yöntemini benimsemiş Dil ve Konuşma Terapistine başvurunuz.” şeklinde konuştu.

Emine Yaren Altınbaş Kimdir?

Dil ve Konuşma Terapisti. 15/07/1999 yılında İstanbul’da doğdu. İlköğretimi Konya Şükriye Onsun İlköğretim Okulunda, lise eğitimimi ise İzmir Atatürk Lisesinde tamamladı. 4 yıllık lisans eğitimimi İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesinde Dil ve Konuşma Terapisi üzerine gerçekleştirdi. Dil ve Konuşma Terapisi alanının Türkiye’deki kurucusu, duayen isimlerinden Üsküdar Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot ile bir süre çalışma fırsatı yakaladı. Eğitim hayatı boyunca İstanbul ve İzmir’in önemli dil ve konuşma merkezlerinde onlarca vaka gördü. Akademik alanda da çalışmalarını sürdüren Altınbaş şimdi Konya’da Rota Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde danışanlarına hizmet veriyor.

Özge KARAYILAN

Bakmadan Geçme