■ Gerçek dost, onu unutanı unutmayandır.
■ İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
■ Gerçek dost, dostun hoşuna gitmeyen hallerine tahammül etmeli ve hatalarından incinmemelidir.
***
Aşık Veysel dostluğu şiirleştiren ünlü ozanımızdır;
“
Dost dost diye nicesine sarıldım,
Benim sadık yarim kara topraktır.”
Çoğu değerlerin “madde” ile ölçüldüğü günümüzde maalesef “gerçek dost “ sayısı giderek azalıyor.
Yoldan geçen birine sordular;
-Kaç çeşit dost vardır?
Sonra bu sorusuna kendisi yanıt verdi;
Üç türlü dost vardır;
■ Bir dost vardır gıda gibidir, sen onu her gün ararsın!
■ Bir dost vardır ilaç gibidir gereğinde ararsın!
■ Bir dost vardır hastalık gibidir o seni arar.
Ünlü düşünür, B. Franklin dostluğa başka bir pencereden bakıyor;
■ Üç gerçek dost var; yaşlı bir karı, yaşlı bir köpek ve hazır para.
“Düşenin dostu olmaz
” yaşamda
en çok kullandığımız bir özdeyiştir. Sözün arkası görgüsüzlüğe dek uzanmaktadır;
■ Düşenin dostu olmaz, hele bir yol düş de göre.
■ Ne oldum, deme; ne olacağım de
■ Ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider
def-i hacet etmeye.
■ Sultanahmet’te dilenir, Beyazıt’ta sadaka verir.
■ Görgüsüzün bir oğlu olmuş, çekmiş
koparmış.
Dostluk kavramı, kuşkusuz görecelidir. Dostluğa ilişkin tartışmalar da sür git devam edip gitmektedir. Düşünür Aristo, başkaldıran bir görüşü seslendirmektedir;
■ Ey dostlarım dünyada dost yoktur
.
Buna karşın, “Mevlana düşüncesinde” çırılçıplak dostluk vardır;
■ Ben dostlarımı ne kalbimle, ne de aklımla severim. Olur ya, kalp durur, akıl unutur. Ben dostlarımı ruhumla severim. O, ne durur, ne de unutur
.
***
İslam tarihinden dostlukla ilgili kimi anekdot ve yaklaşımlar;
Bilge insan Salih bin Abdülkuddûs diyor ki;
■ Bir kimsenin sevgisi
‘merhaba, hoş geldin, nasılsın’
ya da
‘ben seni seviyorum’
dan öteye geçmiyorsa, hareketleri, onun bu sözlerinde içtenlikli olup olmadığını gösterir.
Abdullah İbni Mes’ûd arkadaşlarının yanına gittiği zaman iltifak ederdi;
■ Sizler benim hüznümün cilâsısınız, benim üzüntümü gideriyorsunuz!
Süfyân-ı Sevrî‘ye, “Hayat suyu nedir?” diye sorulduğunda şu yanıtı verdi;
■ Dostlarla karşılaşmak!
Mehdî bin Sabı’n değerlendirmesi şöyle;
■ Mümkün olduğu kadar dostunu çoğalt. Çünkü senin düştüğün ve yardıma muhtaç olduğun gün, onlar sana yardımcıdırlar
İyi bir dost, iyi bir arkadaş, iki cihan için yâni hem dünya hem de âhiret için büyük saâdettir.
Hz. Lokman, oğluna yaptığı öğütlerden birinde şunları söyledi;
■ Ey oğulcuğum, üç şey vardır ki ancak üç şeyle bilinir: Kişinin yumuşak huylu olup olmadığı, ancak öfkelendiği zaman belli olur. Cesûr insan ancak savaşta, tehlike anında belli olur. İyi arkadaş da ihtiyâç ânında belli olur.
Konu gerçek dostluk olunca, Yunus Emre’nin “Dost “ şiiri apaydınlık sabahlardan süzülüp geliyor;
■ Kime kim dost kapı aça,
Düşmanı elinden kaça
Yunus ağzı güher saça
Değme arif değemeye.
BİR DAMLA:
■ Dostunu ihtiyatlı sev. Olur ki bir gün sana düşmanlık eder.
■
Dostun yumruğu acıdır.
■
Sana düşmanlık edecek kadar dostuna sokulma.
■
Konarsan güle kon, dikene konma.
Eski düşmanları dost olur sanma.
Bakmadan Geçme