Dağlıca şehitlerinin acısı dinmeden , hafiflemeden, bir acı haber'de Iğdır'dan geldi. Asker ve Polise karşı yürütülen hain kumpaslarda, yollara mayın döşenerek, araçların infiak ettirilmesi olayının bir benzeri Iğdır'da yaşandı 14 Polisimiz şehit oldu.
Sıcağı sıcağına verilen ilk haber şöyle;
"Iğdır’dan Nahcivan’a açılan Dilucu Sınır Kapısı’nda görev yapan polisleri götüren servis minibüsüne PKK’lı teröristler bombalı saldırıda bulundu. Saldırı bu sabah saatlerinde Iğdır ile Aralık ilçesi arasındaki Hasanhan Köyü yakınındaki meydana geldi. PKK’lı teröristler önceden yola döşedikleri patlayıcıları polisleri taşıyan minibüs geçerken infilak ettirdi. Patlamayla birlikte savrulan minibüsteki polislerden 14'ü şehit oldu, 2 polis ağır yaralı."
Bu şu demek!
Türkiye'ye meydan okuyorlar!
Doğu ve Güneydoğu'da bizden habersiz kuş uçamaz demek istiyorlar!
Bu ateşi gerekirse ülkenin her yanında yakarız demeye getiriyorlar!
Çözüm süreci, açılım, zeytin dalları uzatmalar, Şivan Perver'le el ele tutuşmalar, birlikte türkü söylemeler, Barzani'yle mutlu-mesut görüntüler vermeler, İmralıya heyetler göndermeler karşı tarafı kesmedi!
Olayların bu noktaya gelebileceği anlatıldığında, konuşulduğunda, gördünüz ya, şehit cenazeleri gelmiyor, analar ağlamıyor, çözüm süreci başarıyla yürütülüyor diyenler ve onları savunanlar, neredesiniz?
Taviz vermenin sonu yok!
Doğu ve Güneydoğu'nun hakimi biziz, burada size adım da attırmayız, görevde yaptırmayız demeye gelen olaylar oldukça kanlı bir şekilde başlatıldı.
Üst üste gelen bu olaylar sonrasında istihbarat zafiyetinin olduğu hemen herkes tarafından su götürmez bir gerçek olarak görülüyor!
Dağlıca'dan itibaren, bu kadar büyük oranda patlayıcı nasıl geçti?
Nasıl geçirildi?
Nasıl görülmedi?
Yollara mayın döşenirken, niye hiç kimsenin haberi olmadı?
Yol güvenliği olmadan Dilucuna o Polislerimiz neden gönderildi?
Şayialar ve söylentilerin birer birer gerçekleşmesi korkunç bir şey!
Bugüne kadar;
Dil ucuyla müdahale edin mi dendi?
Dil ucuyla görmezden gelin mi dendi?
Dil ucuyla aman dokunmayın, bırakın geçsinler, bırakın gelsinler mi dendi?
Dil ucuyla söylenen her şeyin anlam olarak, yapmayın, etmeyin, dokunmayın, görmezden gelin, yerinizden ayrılmayın anlamında olduğunu bu ülkede bilmeyen mi var?
Konuşulanlar, yapılanlar, edilenler hep dil ucuyla olunca...
Dilucu sınır kapısında görevli olan 14 Polisimiz yola döşenen mayınların, uzaktan kumandayla patlatılmasıyla şehit düştüler!
Yine dil ucuyla gereken yapılacak, kanları yerde kalmayacak, bıçak kemiğe dayandı gibi
"beylik"
laflarla zamana oynanacaksa yandı Türkiye!
Neredeyse, dilimizin ucuna kadar geldi, söyleyemedik diyenlere benziyor yapılanlar!
Dilinizin ucuna kadar gelen her neyse, çıksın dışarı artık!
Taşın altına ellerinizi koyma vakti çoktan geldi de geçiyoır bile. Taş ne mi diye soranlara bir daha söyleyelim.
Taş diye mecazen söylenen kavram Türkiye'dir. Siyasilerin dil ucuyla gerektiğinde taşın altına ellerimizi koymaktan çekinmeyiz dedikleri Türkiye!
Sizler elinizi taşın altına koymadıkça, gövdelerini koyanlar, yüreklerini koyanlar Dağlıca'da, Dilucu yollarında şehadete eriyor!
Taşın altına el koymak tedbir almaktır, akan kanı durdurmaktır, anaların-babaların gözyaşlarını dindirmektir. Haddini bilmeyenlere haddini bildirmektir. Vatan toprağına göz dikenleri, bir daha göz dikemez hale getirmektir.
Osmanlıyı dil ucuyla örnek almak marifet değil, O Osmanlının, "Ya devlet başa, ya kuzgun leşe" deyip, ülke toprağına ve bütünlüğüne göz diken isyancıları isyan ettikleri bölgelerde, taş üstünde taş, gövde üstünde baş kalmamak suretiyle cezalandırdığını bilmiyor olamazsınız!
Bakmadan Geçme