Demirel, Der Ki!

Demirel, Der Ki! - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi

Demirel, Der Ki!
TAKİP ET Google News ile Takip Et

■ Eski başkadır, eskimiş başkadır. Nice eskiler vardır ki, hiç eskimez.

(Peyami Sefa)

***

Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in rahatsızlığı üzüntü ve tedirginlik yarattı. Kendisine tez elden şifalar dileriz. Sayın Demirel, Siyasal yaşama damgasını vuran kişidir. Seversiniz ya da sevmezsiniz, doğaldır. Siyasal ve yönetsel deneyimi bulunan bir şahsiyetin uyarıları mutlaka dikkate alınmalı ve üzerinde durulmalıdır.

Demirel, DSİ Genel Müdürlüğüne kadar yükselmiş, en üretken çağında bürokrasiden  politikaya dikey geçiş yapmış, yürütmenin başından Devletin başına atlamıştır. Devlet  ve hükümette deneyimlerini  artıran kırsal kesim insanıdır;  bizden   birisidir. Politik yaşamında acı ve tatlı günler yaşamış, yedi kez gelmesi ve aynı sayıda gitmesine sarı ve kırmızı kartlar görmesine karşın,  pes etmemiş, teslim bayrağını çekmemiştir.

Pratik zekası son derece keskindir. Yurdun her köşesinde adlarını saydığı gönül dostları ve hayranları vardır. Meslek yaşamımda, özellikle Konya gezilerinde sıkça sohbet etmiş, yakın ilişkiler kurmuş biri olarak onu    iyi anladığımı   ve algılandığımı sanıyorum.

Kimi sözleri geçerliliğini korumaktadır;

"Dün dündür, bugün bugündür-Yollar yürümekle aşınmaz - Vardı da vermedik mi? - Kendim için bir şey istiyorsam namerdim -Memleket 70 sente muhtaçtı.”

Yerine göre nüktedan, yerine göre ciddi portre çizen Demirel’e bir gazeteci sormuş;

- Türkiye nereye gidiyor?

- Türkiye yerinde duruyor!

Demirel,  güncel olaylardan esinlenerek kimi gelişmelere karşı dikkat çekmiştir;

Bir toplantıda Halk ile politikacı  arasında mesafenin  açıldığına,  politik aktörlerin   kendilerini yenilemelerinin  kaçınılmaz olduğuna değinen  Demirel,  bu bağlamda Cumhurbaşkanının atama kararnamelerini neden iade ettiğinin   gerekçeleri üzerinde durulmasının önemine vurgu yapmış; bu arada uyarılarda da bulunmuştur;

■ “Cumhurbaşkanı'nın siyasi iktidarın niyetlerinden kuşkuya düşmüş ise bu 'büyük bunalım' anlamına gelir. Çözüm yolu da hemen seçime gitmektir. Eğer bir sıkıntı varsa, köylünüz, esnafınız şikayet etmeye başlamışsa ve bunlara gerekli cevapları yetiştiremiyorsanız, yarın daha kötü sosyal patlamalar olmadan önce 'arkadaş ben iyi idare ediyorum seni, bu kanaatte isen düş arkama, bu kanaatte değilsen bildiğine ver' diye siyasi iktidarların kendisini halka arz etmesi lazımdır.”

Toplumsal içerikli başka uyarısı daha var;

"Basına kafayı takan siyasetçi günün yarısını kaybeder; sabah gazeteleri okur, öğlen kendine zor gelir.”

Meclisin içinde ve dışındaki partilerin

gidişatıyla ilgili görüşleri, Siyaset Bilimi derlerinde yer alacak önem ve değerdedir;

■ “Rejimin daha iyi işleyebilmesi için daha güçlü siyasi partilere ihtiyaç vardır.”

■ Türk seçmeni dinamik seçmendir. Çabuk  mutsuz olur ve bıkar. Tarım kesiminden başlayan şikâyetlerin diğer kesimlere de yansıması siyaseti hareketlendirir. Partileri iktidara getiren de götüren de halkın cebidir ve tenceresidir. Halkın, arayışlara girmesi  iktidardan umudunu kesmesi, beklentilerinin gerçekleşmediğini görmesi gerekir.”

Toplumsal içerikli uyarılar zamanında ve yerinde iyi algılanmalı ve yorumlanmalıdır.

Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur. Önemli olan arabayı devirmemektir.

■ “Bakan, devir-teslimde selefine demiş ki;

-Çekmeceye 3 zarf bıraktım. İşler zora girince teker teker açıp okursun.

Bakan başta önemsememiş. İşler tatsızlaşmaya başlayınca ilk zarfı açmış;

"Hemen Basını suçla!"

Bakan Medyaya yüklenmiş, hatta  "Bakan uyuyor mu?" diyenleri mahkemeye vermiş.

Yine işler düzelmeyince 2. zarfı açmış;

"Şimdi bürokratlarını suçla!"

Bakan artık hep bürokratlara yüklenmiş;

"Ben masumum, bunlar hep bürokratların yüzündendir.”

Ne ettiyse, işleri yoluna koyamamış. Son çare olarak da üçüncü zarfı açmış. Mektuptaki öğüt artık bir veda mesajıdır;

"Şimdi sen de 3 zarf hazırla..."

Bakmadan Geçme