Cuma Öyküleri

Cuma Öyküleri - Yeni Meram Gazetesi - Rıdvan Bülbül

Cuma Öyküleri
TAKİP ET Google News ile Takip Et

İslâm dünyasında Kur'an'dan sonra en güvenilir kaynak

Sahih-i Buhari

adındaki hadis kitabıdır.

İsmail el-Buha-

ri'nin

Hz. Peygamberin hadislerini toplamaya kendini vakfettiği, yeni bir hadis duymak ve almak için dere tepe dolaştığı, günlerce, haftalarca yol aldığı sıralardaydı. Kendisine birçok sahabi ile görüştüğü bilinen birinden söz edildi. Çok zaman yaptığı gibi uzun bir yol alarak bahsedilen adamı buldu. Fakat adamı bulduğu sırada kazığından boşanmış olan devesini boş torba ile aldatarak yakalamaya çalıştığına tanık oldu. Bu halde hiçbir şey sormadan geri döndü. Niçin boş döndüğünü, birkaç hadis not etmediğini soranlara şöyle yanıt verdi;

- Devesini aldatarak yakalamaya çalışan adamın rivayet edeceği hadise güvenmem.

***

Büyük hukuk bilgini, Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Ebû Hanîfe'nin (VIII. yüzyıl) bilimsel etkinlikleri yanında ticaretle de uğraşan zengin bir zat olduğu malumdur. Bu büyük insan, gündüz öğleye kadar mescitte öğrenicilerine ders verir, öğleden sonra da ticari işleri ile uğraşırdı. Bir gün ders verdiği sırada bir adam mescidin kapısından seslendi;

-

Ya imam, gemin battı

!

(İmamın ticari mal taşıyan gemileri vardı)  İmam-ı Azam bir anlık tereddütten sonra  dedi ki;

- Elhamdülillah!

Bir süre sonra aynı adam yeniden gelip haber verdi;

- Ya imam, bir yanlışlık oldu batan gemi senin değilmiş.

İmam bu yeni habere de karşılık verdi;

- Elhamdülillah!

Haber getiren kişi hayrete düştü;

- Ya imam, gemin battı diye haber getirdik "Elhamdülillah" dedin. Batan geminin seninki olmadığını söyledim yine "Elhamdülillah" dedin. Bu nasıl hamdetme böyle?

İmam-ı Azam izah etti;

- Sen gemin battı diye haber getirdiğinde iç âlemimi, kalbimi şöyle bir yokladım. Dünya malının yok olmasından, elden çıkmasından dolayı en küçük bir üzüntü yoktu. Bu nedenle Allah'a hamdettim. Batan geminin benim olmadığı haberini üzerine de aynı şeyi yaptım. Dünya malına kavuşmaktan kalbimde bir sevinç yoktu. Dünya malına karşı bu ilgisizliği bağışladığı için de Allah'a şükrettim.

***

Dört Hintli bir mescitte namaza durmuşlar, ibadet ediyorlardı. Bu sırada müezzin içeriye girdi. Hintlilerden biri farkında olmadan konuştu;

- Ey müezzin ezanı okudun mu yoksa vakit daha var mı?

İkinci Hintli;

-Sus konuştun namazın bozuldu.

Üçüncü Hintli, üçüncü Hintliyi eleştirdi.

- Sen onu kınayacağına kendine bak, kendi derdine

yan!

Dördüncü Hintli;

-Allah'a hamdolsun, üçünüz gibi kuyuya düşmedim konuşup namazımı bozmadım.

Böylece farkında olmadan dördünün de namazı bozulmuş oldu.

***

Zamanında İmam-ı Azam ile herhangi bir konuda tartışmaya girip de galip çıkan görülmemiştir. Hem derya gibi ilmi, hem de herkese nasip olmayan zeka ve mantığı sayesinde hepsinden kendisi galip çıkıyordu.

Abbasi Halifesi Me'mun İmam-ı Azam'ı Kufe'ye kadı yapmak istiyordu. İmamı çağırdı ve bu niyetini açıkladı. İmam-ı Azam yönetimin yanlışlıklarına alet olmamak için bu öneriyi kabul etmedi ve dedi ki;

- Ben kadılık yapamam.

Halife de herkes de kabul ederdi ki ondan iyi kadılık yapacak bulunamazdı.

Bu nedenle Halife sert çıktı;

- Yalan söylüyorsun, sen kadılık yaparsın!

İmam-ı Azam akan suları durduracak şu yanıtı verdi;

- Eğer ben yalan söylüyorsam, yalan söylediğim için kadılık yapamam, çünkü yalancıdan kadı olmaz. Eğer "yapamam" dediğim zaman doğru söylüyorsam, sözümün gereği olarak kadılık yapamam. O halde her iki halde de kadılık yapamam.

Bakmadan Geçme