Cuma'lık

Cuma'lık - Cihat Yazıcı - Yeni Meram Gazetesi

Cuma'lık
TAKİP ET Google News ile Takip Et

“İNANDIĞINIZ

gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.

(Hz. Ömer)

***

BUGÜN

Cuma ve orucumuzun 2’nci günü. Yüce Allah hayırlar, sabırlar, huzurlar, maddi ve manevi kazançlar nasip eylesin.

***

ORUÇ’LA İLGİLİ…

2015 yılı Ramazan ayı 18 Haziran Perşembe günü (dün) başladı ve 16 Temmuz’da sona eriyor. Ramazan Bayramı, 17 Temmuz Cuma günü başlayacak. 18 Temmuz bayramın ikinci, 19 Temmuz pazar 3. günü kutlanacak. 2015 yılında Ramazan ayı içinde olan Kadir gecesi ise 13 Temmuz Pazartesi gününe denk geliyor.

Bu yıl önceki yılların çoğunluğunda olduğu gibi bayram tatili 6 gün, 9 gün değil… Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri. Yani, üç gün…

***

BU NE PERHİİİZ…

Cumhurreisimiz

Tayyip

Erdoğan

, muhalefeti

“Diyanet’i kapatmayı vaat ediyorlar”

diye eleştirirken, kurmaylarının

“Diyanet kapatılmalı”

dediği ortaya çıktı.

Başbakan Yardımcısı

Bülent Arınç

, “Meclis Başkanı” sıfatıyla 2006’da, katıldığı bir TV programında Diyanet’in kapatılması gerektiğini söyledi.

“Meclis’te neden Cemevi yok?”

sorusuna yanıt verirken

Arınç

şunları söyledi: “Bir ihtiyaç olsaydı açardık. Gerçek laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı da olmaz, olmamalı. Türkiye’de aslında Diyanet’in varlığı tartışılmalıdır. Gerekirse bu kurum kaldırılmalıdır. Din hizmetleri vakıflar eliyle yürütülmelidir.”

Başbakan Yardımcısı

Yalçın Akdoğan

ve AKP’li vekil

Mehmet Metiner

ise

“Diyanet kaldırılmalı”

diyenler arasında yerini aldı.

Akdoğan

ve

Metiner

,

“Devlet Dinden Elini Çekmeli”

içerikli yazılarında, şunları yazmışlardı: “Bunun için de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilga edilmesi, devletin televizyonlardaki inanç programlara son vermesi ve okullarda dini eğitim vermekten vazgeçmesi gerekir. Camiler ve vakıflar serbest, dini hizmetler sivil topluma bırakılmalıdır.”

İnsan kendini

“bu ne perhiz bu ne lahana turşusu”

demekten alakoyamıyor.

***

ABUR-CUBAR ADAM…

Etme dedim tutma dedim,

Dostluğu unutma dedim,

Sana verdiğim lokmayı,

Çabuk biter yutma dedim.

(Aşık Mahsuni Şerif’ten)

***

FIKRA…

46 yaşındaki bayan kalp krizi geçirir. Hemen ambulans gelir ve hastaneye kaldırılır. Doktor tarafından sedyeye konulduğunda o anki kafayla gözlerini kapatır ve karşısında Azrail’i görür. Azrail’e telaşla,

“günüm geldi mi?”

diye sorar. Azrail de ona,

“yok, rahat ol sen. Canını 27 yıl, 7 ay, 7 gün sonra alacağım, merak etme”

diye cevap verir.

Bayan mutlu olmuştur ve hemen arkasından hastanede estetik ameliyatı yaptırır. Ama hastaneden çıkarken bir ambülans gelip çarpar ve hayatını kaybeder. Bayan, öteki tarafta Azrail’i bulur ve sinirle,

“hani benim canımı almayacaktın?”

diye sorar. Azrail ise bayana,

“kız ben seni tanıyamadım!”

der.

***

TE­BES­SÜM…

Kah­ve­de tav­la oy­na­yan emek­li, oyun ar­ka­da­şı­na

“va­dedi­len iki ma­aş ik­ra­mi­ye­yi alın­ca, ön­ce kur­ban ke­se­ce­ği­m”

der. Laf kur­ban­dan açı­lın­ca, çok bil­giç ge­çi­nen bi­ri, kur­ban ge­le­ne­ği­nin ta­rih­çe­si­ni an­lat­ma­ya baş­lar:

“E­fen­dim, ço­cu­ğu ol­ma­yan

Hz. Da­vut

, Al­la­h’­a ya­kar­mış:

‘Ya­rab­bi ba­na bir kız ço­cu­ğu ver, onu sa­na kur­ban ede­ce­ğim!” Da­vu­t

’­un dua­sı ka­bul edil­miş, Al­lah ona bir kız ço­cu­ğu

gön­der­miş, adı­nı

Ay­şe

koy­muş… Za­man geç­miş, ço­cuk bü­yü­müş, Al­la­h’­a kur­ban edi­le­cek

ya­şa gel­miş,

Da­vut

kı­zı­nı ya­tır­mış, tam ke­se­cek, me­lek­ler­den Az­ra­il, gök­ten bir ke­çiy­le in­miş;

“Ey Da­vut, kı­zı­nın ye­ri­ne bu ke­çi­yi kur­ban et!”

Çok bi­len, her şe­yi bi­len adam et­ra­fı­na ba­kar:

“Şim­di an­la­dı­nız mı?”

Din­le­yen­ler­den bi­ri aya­ğa kal­kar: “U­lan ne­re­si­ni dü­zel­te­yim? Haz­re­ti Da­vut de­ğil, Haz­re­ti

İb­ra­him; kur­ban edi­le­cek ço­cuk kız de­ğil er­kek, Hz. İs­ma­il… Ge­len me­lek Az­ra­il de­ğil Ceb­ra­il, kur­ban edi­len de ke­çi de­ğil, koç! Ulan han­gi­si­ni dü­zel­te­yim be?”

Bakmadan Geçme