Bulgur Pilavının Kerameti

Bulgur Pilavının Kerameti - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi

Bulgur Pilavının Kerameti
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Daha önce bir Bulgur Pilavı kampanyası açmış, ekonomik ve sağlık bağlamında daha çok yararlı olması bağlamında demiştik ki;

Bulgur pilavına kaşık sallanmalı, geleneksel düğün yemeklerinde de “pirinç pilavı yerine bulgur pilavı ikram edilmelidir!

Kırsal kesim insanı olarak damak tadımın pirinçten değil, bulgurdan yana olduğunu üstüne basarak vurgulamıştım. Bulgurun ekonomik- sağlık bağlamında yararlarına değindiğim yazım ilgi gördü ve bir tür kampanyaya dönüşmüştü.  Konya, ülkenin Tarım merkezidir. Hep yineler dururuz;

Konya hububat ambarı, pancar deposu!

Bu gerçeği şöyle okumak da olanaklıdır;

Konya, Türk tarımının nefes alıp verdiği bereketli, altın sarısı, bereketli, üretken bir ovadır; Ova-kenttir. Ekonomik ve sağlık bakımından yararlarının dışında bu fotoğraf bile Konya’nın pirinç yerine bulguru tercih etmesi, eşyanın tabiatına uygun bir gerçeği sergilemektedir. Sosyete ukalalığını, salon gösterişinden soyutlanarak Bulgur Pilavına kaşık sallama zamanıdır. Yerel yönetimlere ve Lokantacılar Odasına görev düşmektedir. İlçe Belediyeleri ve yasal düzenlemeyle alanı büyüyen ve çeşitlenen, eli daha güçlenen Büyük Şehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek konuya el atmalıdır. Önerilecek seçenekler kampanyaya önemli katkı sağlayacaktır. Tahir Başkan da bir Kırsal kesim insanıdır; sonradan İlçe yapılan Derebucak’tandır. Bulgur pilavı uygulaması daha genişletilebilir. Örneğin,

Haç - Ümre, grup, bayram ve kutlama yemekleri gibi... Yarışmalar düzenlenir,  Konya’daki lokantaların menü listelerine alınabilir. Fırın Kebabı, etli ekmek, çebiç, bütüm et, Konya ve Sedirler böreği, saç böreği,  tirit, etli topalak, toyga ve bamya  (sulu pilav dahil) çorbaları,  kavgana,  zerde, höşmerim, saçarası ve galle kabak tatlısı gibi bulgur pilavı da giderek Konya damgalı olur. Peynir et karışı mı“Mevlana Böreğinin “ adı nasıl “Konya Böreğine” evrilmiş ise, Pirinç yerine Bulgur Pilavının da ilgi göreceği,  kampanyanın başaralı olacağı kanısındayız.

■ Muhakkak ki bir kişilik yemek iki kişiye, iki kişilik yemek de üç ve dört kişiye yeter. Dört kişilik yemek de beş-altı kişiye yeter.

(Hadis-i Şerif

)

---

Sözü yeniden Bulgur Pilavından açınca, konu Bağdat’ın fethine dek uzandı, gitti.

Osmanlı Sultanı IV. Murad Han, Bağdat Seferine giderken

Misali Baba

'nın bulunduğu köyün yakınında ordusunu dinlenceye çekmişti. Çevreyi dolaşan Sultan, Misali Baba’nın köyüne uğradı. Bir “kulübe” gördü. Gidip kapısını çaldı. Kapı hemen açıldı. Sultanı, nur yüzlü bir mübarek zat karşılayıp tebessüm ederek içeri aldı. Velilerden biri olduğunu fark eden Sultan saygıyla huzurunda oturup bir süre sohbetini dinledi. Duasını da aldıktan sonra ayrılıp gitti. Ancak Misali Baba, Sultana birkaç avuç “bulgur” ve bir torba da “saman” verdi. Sultan “Bunlar ne?” gibilerden bakınca açıklama gereğini duydu;

“Bulgur Ordun saman da atların için!”

Sultan bunları aldı. Ordusuna döndü.

Aşçıbaşını çağırıp emir verdi;

“Bu bulgurla askere pilav yap!”

Bulgur pilav olurken gitgide artıp o kadar çoğaldı ki kazanlar dolusu olup bütün orduyu doyurdu. Saman da atlara yetti. Sultan, Misali Baba'nın bu kerameti üzerine tekrar huzuruna gitti. Ona bazı armağanlar verdi. Misali Baba, Sultanın armağanlarına karşılık, elini koynuna sokup yeni açılmış bir “gül” çıkardı. Sultana bir verdi. Gül mevsimi değildi. Sultan bunu gördü. Misali Baba’nın duasını aldı, elini öptü ve ayrıldı. Misali Baba'nın duası bereketiyle tarihte benzeri az görülen bir zafer kazandı.

...

Bağdat Seferi, Osmanlı- İran Savaşlarında

( 1623-1639)  İranlıların eline geçen (1624) Bağdat’ın geri alınması amacıyla IV. Murat’ın (1638-39) Bağdat’a düzenlediği seferdir.

Yerli halkdan yetişen Bağdat Muhafızı Bekir Subaşı ayaklandı (1623) Osmanlı hükümetinin kendisine karşı askeri harekâta geçeceğini öğrenince, Safevi Şahı I. Abbas’a başvurarak, Bağdat Valiliğinin verilmesi koşuluyla devlete tâbi olacağını bildirdi ve yardım istedi. Bunun üzerine Bağdat’a müdahale eden İran ordusu şehrin önüne geldi ve direnişle karşılaşmadan şehri aldı. Osmanlıların saldırısı başarısız olurken, Sadrazam Hüsrev Paşa’nın kenti geri almak için çıktığı seferi de sonuçsuz kaldı.

Osmanlı tahtındaki yerini güçlendiren

IV.Murat, 1623'ten beri devam eden İran savaşlarını sonuçlandırmak için ordunun  yönetimini eline aldı Revan Seferi ile (1635) Ahıska ve Revanı fethetti; 1638’de 14 yıldır İranlıların elinde bulunan Bağdat’ı fethetmeye karar verdi. Üsküdar’dan 8 Mayıs 1638’de yola çıkan IV. Murat  komutasındaki Ordu,

Konya-Adana-Halep-Urfa-Diyarbakır-Siirt-Bitlis-Hakkari-Musul-Kerkük rotasını izleyerek 197 günde Bağdat önlerine ulaştı ve 15-16 Kasım gecesi kale kuşatıldı. Kalenin alınması için yapılan çarpışmalar şiddetli oldu saldırıda Sadrazam Tayyar Paşa şehit düştü. (23 Aralık 1638). Kuşatmanın 40. gününde ağır kayıplara uğrayan ve direnmeden ümidini kesen Safevî kale komutanı Bektaşhan vire ile teslim için elçi gönderdi; davet edilerek teslim koşulları görüşüldü, kendisi de affedildi. İran ordusundan isteyenin Bağdat'ta kalabileceği, istemeyenlerin yurtlarına dönebilecekleri kararlaştırıldı. Kent’te onarıma başlanırken

Murat savaşta kahramanlıklar gösteren Yeniçeri Ağası Hüseyin Bey'i Bağdat Beylerbeyi atadı; bu sefer Osmanlı-İran Savaşı'nın son çatışması oldu ve 17 Mayıs 1639’de imzalananKasr-ı Şirin antlaşmasıyla savaşa da sona ermiş oldu.

---

Yeniden başa dönersek; bulgur pilavına kaşık sallanmalı,  düğün yemeklerinde de pirinç pilavı yerine bulgur pilavı ikram edilmelidir!

Bulgurun ekonomik- sağlık bağlamında da yararlı olduğu yadsınamaz. Konya, Türk tarımının nefes alıp verdiği bereketli, altın sarısı, bereketli, üretken bir ovadır; Ova-kenttir. Ekonomik ve sağlık bakımından yararlarının dışında bu fotoğraf bile Konya’nın pirinç yerine bulguru tercih etmesi, eşyanın tabiatına uygun bir gerçeği sergilemektedir.

Osmanlı Sultanı IV. Murad Han, Bağdat Seferine giderken

Misali Baba

'nın kendisine armağan ettiği bir avuç bulgurun bir orduyu doyuracak kadar berekete ulaşması da kerameti kendinden menkul (Başka bir şey sayesinde kavuştuğu iyi durumu çabasıyla verimi ve değerinin karşılığı saymak, kendinden bilmek) bir olay değil mi?

Bakmadan Geçme