Bitmedi 'Türkiye'nin Çin'i' olma muhabbeti!
Bitmedi 'Türkiye'nin Çin'i' olma muhabbeti! - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Çin fason üretimde ve birinci sınıf taklitte, dünya markası! Dünyanın dev markaları, Çin’e taşıdıkları devasa fabrikalarla, ucuz iş gücünün kazandırdığı tahmini zor kazançlardan mest olmuş vaziyetteler
Çin, ucuz iş gücü sonucu ihraç ettiği değişik sektör ürünleriyle de dünya pazarlarını istila etmiş durumda. Bu istiladan hiçbir ülke kendini kurtaramadı.
İthalat yoluyla bu işten bir hayli iyi para kazananlar, ülkelerinde sanatları ve sektörleri can çekişmeye terk ettiler.
Çin malları Türkiye gibi gelir düzeyi olarak yüzde 70’i asgari ücrete bağımlı ülkelere damping gibi geldi. Yerli bir ürünü alacağı fiyata benzer bir üründen iki, hatta üç tane alabilen insanlar ne yapar?
Bizim insanımız da aynısını yaptı.
Birçok sektörü öldürdük. Yetmedi üzerinde tepindik, canını çıkardık.
Vitrinlere hapsettik birçoğunu. Depolarda çürüttük.
Ustalar, sanatkarlar, tezgahlarını bırakıp, kendilerine sanatlarıyla zerrece alakalı olmayan işler seçtiler.
Ülkemiz sanatkarlarını koruduğunu söyleyen kurumlar, dernekler, kuruluşlar, olayları sadece seyrettiler, bugün dahi seyretmekten kendilerini alabilmiş değiller.
Bu seyretme sonucu, pazarlarımız Çin mallarına teslim olurken, bazı şehirlerimiz de, neden bizde Çin’e benzemeyelim dediler, Çin’e benzemeyi bir gurur vesilesi saydılar!
Örnek aldılar, baş tacı etiler.
Keşke böyle bir ucuz işçi gücü bizde de olsaydı diye de hayıflandılar!
Sonunda bu unvana en yakın olan şehir olarak Konya belirlendi. Ve Türkiye’nin Çin’i olma unvanını elimize tutuşturdular. Ucuz işçi konusu da, Suriyelilerle çözünce, Çin gibi olduk!
Ağzımız kulaklarımıza varıncaya kadar açılırken, birçok sanatımız sizlere ömür oldu!
Türkiye’nin Çin’i olmak tabirini, zevkle ve şevkle aldık kabul ettik.
Doğrusu bize de çok yakıştı, bize yakışanda buydu. Tamda üzerimize oldu diye diye bugünlere geldik.
Çine olan sevdamız ve bağlılığımız bir başka arttı.
Ararız Çin’i, gideriz Çin’e, sudan ucuz ne varsa alır getirir, satar geçeriz diyenlerde var, Çine benzedik diye dilinden düşürmeyip sevinenlerde.
Sonrasında da, bizim niye meşhur bir markamız yok diye yalandan ağlamaya devam!
Çin, dünyanın fason cenneti, işçilik neredeyse sıfır. 1.5 milyar insan karın tokluğuna, yada oldukça düşük fiyatlara çalışıyor. Hemen birçok sektörün fason üretiminin birebir taklidini yapıyor, oldukça ucuza mal ettikleri içinde, rekabet alanında kimse önlerine geçemiyor.
Konya dünyanın değil ama, Türkiye’nin fason cenneti.
Markalaşmaya yönelememe, yönelmeme, birçok markanın fason üreticisi ola ola bugünlere kadar geldik.
Deniz bitti, kara göründü.
Konya gibi sanayisi hızla gelişen, sanayi bölgeleri ve sektör zenginliği ile ülke çapında 2.ciliğe oturan bir şehre yatırım yapan dev firmalar ve markalar, fason üretenlerin de gözünü yeterince açtı mı desek,
yoksa daha tam açamadı mı?
Fason üretim, inşallah bu şehre bir alışkanlık yapmamıştır sevgili okurlar!
Fason da ısrar halinde, ayağımıza kadar gelen fırsatlar kaçabilir.
Kendi markanızı üretmek konusu, sabır isteyen, sebat isteyen, dikkat isteyen, titizlik isteyen, her şeyden önce kendine has bir disiplin isteyen bir alan.
Bilinen markalara yedek parça üretmek, orijinalinden farksız bir işçilik sergilemek, farklı bir kabiliyeti ortaya koyar.
Bu kabiliyetli insanların önüne hedef konursa, desteklenirse, heyecan ve coşku veren el uzatmalar sağlanırsa, Konya kendine has, kendine özgü markalar çıkarabilir.
Taklit edenden ziyade, taklit edilen olur.
Bugün için biz bunu biliyoruz, bildiğimiz en iyi iş bu. Yaparız işimizi, alırız paramızı denildiği müddetçe, fason işler devam ettiği müddetçe, fason yapar durursunuz.
Fason üretmekten başka bir yere aklını yöneltmemiş insanlara, şu kabiliyetlerinizi kendi markanıza yöneltin, zihinlerinizin ve ufuklarınızın kapılarını açın, destek bizden diyebildiğimiz an, Konya’nın talihinin döneceğine inanan ve güvenen insanlar var bu şehirde.
O insanları desteklemek lazım. O insanların önünü kesmemek lazım.
Konya Türkiye’nin Çin’i diye övünülmesinin önüne geçebilecek insanların yanında durulması, yanında olunması lazım...